Ubudiyetin, insanın yüzünü “fenâdan bekaya, halktan hakka, kesretten vahdete, müntehadan mebdeye çeviren bir hayt-ı vuslat” olmasını açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ubudiyet, insanın kul olduğunu bilmesi, bunun şuurunda olması, her türlü işini, hareketini, düşünce ve duygusunu bu şuurla tanzim etmesi demektir. Bunu başaran bir insan, yüzünü yani kalbî teveccühünü fani eşyada hapsetmez, baki âleme çevirir ve Bâki-i Zülcelâl’in muhabbet ve rızasını esas maksat yapar.

İbadet, müntehadan, yani mahlûkattan ve masivadan, mebde’e, yani Halıkımıza ve Rabbimize kavuşturan bir bağ olarak tarif ediliyor.

İbadet, mebde ve münteha ortasında bir nokta-i ittisal, yani Allah ile mahlûkat ortasında bir birleşme noktasıdır.

Yine böyle bir insan, muhabbet ve korkusunu “halktan Hakk’a” çevirir. Yani mahlûkatı değil onları yaratanı sever; mahlûkattan değil onların Rabbinden ve Hâkiminden korkar.

Böyle bir kalbin sahibi, kesret denilen bütün mahlûkat âleminden, onların Hâlık’ına ulaşmakla vahdete erer…

Mülk âleminden Malik-i Hakikiye, canlılar âleminden onlara hayat veren Muhyi’ye, bütün nimetler ve ikramlardan onların hakikî sahibi olan Mün’im ve Kerîm’e intikal eder.

Böylece nazarını müntehadan mebdeye çevirmiş olur. Münteha, bütün mahlûkat âlemi olarak düşünülürse, mebde Hâlık ismidir. Münteha bütün rızıklar âlemi ise, mebde Rezzak ismidir.

Bütün İlâhî isimler için aynı şeyler söylenir ve sonunda bütün bu esmâ tecellilerinin mebdei olan İlâhî sıfatlara ve en sonunda bütün kemal sıfatların sahibi olan Allah’a teveccüh edilir.

Bu ise kulun aslî vazifesi ve ubudiyetin esasıdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...