"Umum zihayatlarda, bu dünyada ihkak-ı hak etmek nevi tamamen ve haksızlara ceza vermek nevi ise kısmen sırr-ı adaletin icrasından olmakla..." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
İhkak-ı hak; her şeyin yerli yerine konulması ve her hak sahibine hakkının en güzel bir şekilde verilmesidir. Bu şık bütün mevcudatta hususen canlılar âleminde en mükemmel şekliyle kendini gösteriyor.
Mesela, göze görme istidadı verildiği için onun hakkı olan ışık da verilir. Her mahlukta bu hakikat tecelli ediyor. Simanın hakkı iki göz, iki kulak vs.dir. Onların yerleri, görevleri, büyüklükleri hep adalet üzere gerçekleştirilmiştir. Yüzümüzdeki kulak, burun ve göz gibi azaların şekli, yeri ve büyüklüğü adaletin tecellidir. Gözümüz mevcut yerinden başka bir yerde olsa, iki değil daha fazla olsa hikmetsiz ve adaletsiz olurdu. Allah hikmetsiz iş yapmaktan münezzehtir.
Kuzunun ruhuna uygun beden, aslanın ruhuna münasip diş ve pençe yerleşrilimesi ihkak-ı haktır.
Allah, ağacın dallarından, Güneş'in gezegenlerine, cennetin tabakalarından, cehennemin menzillerine kadar her şeyi layık mevkiine koymuştur. Bu noktadan bakıldığında kâinatta hiçbir adaletsizlik yoktur. İşte Allah, adaletin bu şıkkını kâinatta tamamen tatbik ve tecelli ettiriyor.
Adaletin diğer bir şıkkı ise, zalimleri cezalandırılmasıdır. Bu ise, bu dünyada kemali ile tecelli etmiyor. Adaletin bu ciheti kemaliyle büyük mahkeme olan mahşerde tecelli edecektir.
Bazı zalimler hayvanlara zulmediyor, bazen bir ormanı içindekiler ile beraber yakıyor ve bazen de bir memleketi harap ediyor; ama zulme maruz olan hayvanlar ve bitkiler ondan haklarını alamıyorlar. Beşerî kanunlara sığınarak haklarını isteyenler de haklarını tam manasıyla alamıyorlar.
"Hem o celâl ve izzete uygun bir dar-ı mücazat olacaktır. Çünkü, ekseriya zalim izzetinde, mazlum zilletinde kalıp, buradan göçüp gidiyorlar. Demek bir Mahkeme-i Kübrâya bırakılıyor, tehir ediliyor. Yoksa bakılmıyor değil." (Sözler, 10. Söz, İkinci Hakikat)
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü