Üstad'a cinler için, içlerinden peygamber gelip gelmediği soruluyor. Üstad neden cevap vermiyor ya da veremiyor? Sebebi ne olabilir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"يَامَعْشَرَ الْجِنِّ وَاْلاِنْسِ اَلَمْ يَاْتِكُمْ رُسُلٌ مِنْكُمْ âyet-i celîleleri mûcibince cinlerden de peygamber geldiği bildiriliyorsa da, bu husustaki müşkülün halli için vâki suale üstadımızın verdiği cevaptır.

Aziz kardeşim; Hakikaten senin bu sualinin çok ehemmiyeti var. Fakat Risale-i Nur’un en ehemmiyetli vazifesi beşeri dalâletten ve küfr-ü mutlaktan kurtarmak olmasından, bu çeşit meselelere sıra gelmiyor, onlardan bahis açmıyor. Selef-i Salihîn dahi çok bahsetmemişler. Çünkü öyle gaybî ve görünmeyen işlerde, su-i istimal düşer. Hem şarlatanlar, hodfuruşluklarını bir vesile yapabilirler. Nasıl ki şimdi ispritizmacılar “cinlerle muhabere” namıyla şarlatanlık yapıyorlar; dinin zararına âlet ederler diye çokça medar-ı bahis edilmez. Hem Hâtemü’l-Enbiyadan sonra, cinlerde peygamber gelmemiş. Hem Risale-i Nur, bu zamanda bir tâun-u beşerî olan maddiyyunluk fikrini iptal etmek için, cinnî ve ruhanîlerin vücutlarını kat’î hüccetlerle ispat etmeye çalışmış, bu meseleye üçüncü derecede bakmış, tafsilini başkalara bırakmış. Belki inşaallah Risale-i Nur’un bir şakirdi, Sûre-i Rahmân’ı tefsir edip bu meseleyi de halleder." (Şualar, On Üçüncü Şua)

Risale-i Nurlar vehbî ve ilhamî bir tarzda Allah’ın inayeti ile yazdırıldığı için, Üstad Hazretleri de zuhurata tâbi idi. Yani kalbine nasıl geliyorsa öyle yazdırılıyor. Böyle olunca, Üstad Hazretleri kendi halinde serbest olarak, istediği zaman yazdırmaya muktedir değildi.

Üstad Hazretleri bazen “Makam kaldırmıyor” tabirini kullanıyor. Üstad; kalbe ihtar edilmiyor, edilse de ihtiyaca göre ediliyor, demek istiyor. Zaten bu nevi zuhuratlar ikram-ı İlahiye’ye bakar. İkram ise zorla istenilmez, belki verilir. İşte Üstad Hazretleri Nurların yazdırılmasında keyfe mâ yeşa hareket etmediğini, bu gibi ifadeler ile beyan ediyor.

Üstad Hazretleri bazen de gelen ilhamları kendi zevkine göre tanzim etmek istiyor, ama bu zuhurat ile muvafakat etmiyor. Üstad Hazretleri de kendi zevkini terk edip, zuhurata ve ilhamata tâbi oluyor.

Ya da bazen ağabeyler bir meseleyi soruyor, ama o anda zuhurat ve ilham gelmiyor. Üstad Hazretleri bazen de "Başka vakte bırakıldı" diyor. Hakikaten başka zaman sorulan o suallere manevî canipten cevap geliyor. İşte Üstad Hazretleri bu gibi hallerini ifade etmek için; “Makam kaldırmıyor” ya da “Başka vakte bırakıldı” gibi sözlerle beyan ediyor. Biz bu hallere bakarak Üstad Hazretleri cevap vermemiş ya da verememiş diyemeyiz.

Hem Risale-i Nurlar imanın esas meselelerine tahşidat yapıyor ve onların tamirine çalışıyor. Böyle tâli ve ikinci, üçüncü derecedeki hususları da ehline bırakıyor. Cinlerden peygamberin gelip gelmemesi meselesi imanın temel meseleleri yanında, teferruattır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...