"Üstad'ın, Nurun ve Nur talebelerinin Araplarda hakkı olduğu" konusunu nasıl anlayabiliriz?
Değerli Kardeşimiz;
"Nur talebelerinin mürşidi olan Bediüzzaman Said Nursî hakkında ed-Difa gazetesini okuyanlar benden soruyorlar. 'Türkiye’deki Nur talebelerinden ve Üstadları olan Said Nursî’den bize malumat ver.' diyorlar. Ben de bunlar hakkında kısa bir cevap vereceğim. Çünkü Üstad'ın, Nurun ve Nur talebelerinin Araplarda hakkı olduğu için, Araplar onlardan ciddi bahsetsinler. Zira, İslamiyetin madde-i esasiyesi olan Araplar Risale-i Nur’dan ziyadesiyle fâide görmeye başlamışlar." (Emirdağ Lâhikası-II, 101.Mektup)
Bu ifade, Bağdat’ta çıkan, ehemmiyetli, siyasî bir ceride olan ed-Difa gazetesinin muharriri İsa Abdülkadir isimli bir ağabeyin yazısında geçmektedir. Dolayısıyla bu ifadenin Üstad'ımızın olmadığını ifade edelim. Bu cümlede İsa Abdülkadir çok mühim bir noktaya parmak basmaktadır. Şöyle ki;
Nur talebeleri bu dehşetli asırda imanın en sağlam kalesi en mükemmel tefsiri olan Risale-i Nurları neşr ederek, bütün ehl-i imana hizmet etmişler ve milyonlarca Müslümanın imanının kurtulmasına vesile olmuşlardır.
Bu cihetle sadece Araplar değil bütün Müslümanlar ve hatta sağduyulu insanlar, Risale-i Nur'un dinsizlik karşısındaki metanetinden dolayı medar-ı şükran ve minnet içinde olmaları gerekiyor. İslam Araplar içinden çıktığı için Arap kavmi İslam’ın temel ve esas milletidirler ve en çok da Arapların Risale-i Nur'a minnet ve şükran içinde olmaları iktiza eder.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü