"O büyük memurlar buraya geldiler. Benim aleyhimde olan Vali Rumelili olmasından, benimle görüştürmedi." Ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Geçen hâdise-i ihanetten merak etmeyiniz. O hâdise söndü, plânları akîm kaldı. O yapan adam da şimdi kendini nefret-i umumîden kurtarmak için yeminlerle inkâr ediyor. Ben onu, o olduğunu bilmedim. Yoksa ilişmezdim. Zaten iliştiği yoktur. Elini uzattı, başımdaki mendili açtı hem de buraya Ankara Emniyet-i Umumîsi mühim memurlarla buraya gelmesini haber aldığı için o ihanete cesaret etti. O büyük memurlar buraya geldiler. Benim aleyhimde olan vali Rumelili olmasından, benimle görüştürmedi. Ben de size gönderdiğim konuşmak parçasını Afyon Emniyet Müdürü vasıtasıyla Ankara’da ona göndermek için, bununla melfuf pusula ile Afyon Emniyeti dairesine gönderdim. Ben de kat’iyen müteessir değilim. Zaten ehemmiyeti de kalmadı. Siz de hiç merak etmeyiniz." (Emirdağ Lahikası-I, 45. Mektup)

İfadenin geçtiği bağlam Bediüzzaman Said Nursî'nin Emirdağ'daki sürgün hayatına ve dönemin yetkilileriyle olan ilişkilerine dairdir.

Rumeli: Osmanlı İmparatorluğu döneminde Balkan Yarımadası'ndaki Avrupa topraklarına verilen isimdi (Bugünkü Yunanistan'ın kuzeyi, Bulgaristan, Arnavutluk, Makedonya, Bosna-Hersek, Sırbistan'ın bir kısmı ve Türkiye'nin Avrupa yakası olan Trakya bu coğrafyaya dahildi).

Rumelili: Bu coğrafyada doğmuş, bu bölgeden gelmiş veya kökeni bu topraklara dayanan kişilere denir.

Üstad Hazretleri bu mektubu yazdığı dönemde (Cumhuriyet dönemi), bir valinin "Rumelili olmasının" görüşmeye engel olarak gösterilmesi, genellikle şu nedenlere bağlanabilir:

Osmanlı'nın son dönemlerinde ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında, Rumelili kökenli devlet adamları ve askerler genç, Batılılaşmış ve reformcu (yenilikçi, modernleşmeci) kadrolar arasında önemli bir yer tutuyordu. Bu durum, bazen laiklik ve sekülerleşme konularında daha hassas ve keskin bir duruş sergiledikleri şeklinde yorumlanabilirdi. Bu kişiler Osmanlı'nın da sonunu getiren Jön Türk zihniyetinin bir ürünüdür.

Üstad Hazretleri, sürgün hayatında dinî, ilmi ve iman hakikatlerine odaklanan bir hizmet çizgisi izliyordu. Valinin Rumelili olmasının, onun muhafazakâr veya dindar çevrelere karşı daha dikkatli, mesafeli ya da merkezi idarenin seküler politikalarına daha sıkı bağlı bir profil çizmesine neden olduğu düşünülmüş olabilir. Yani "Rumelili" sıfatı, o dönemki yönetici elitin belirli bir ideolojik ve kültürel profilini temsil ediyor olabilir.

Metinde geçen ifade, valinin kendisini görüştürmeyen kişilerin (büyük memurların) bir gerekçesi veya uydurdukları bir bahane olarak da yorumlanabilir. Onlar, valinin bu kimliğini (Rumelili olmasını) kullanarak, görüşmenin sakıncalı olabileceği yönünde bir kanaat oluşturmaya çalışmış olabilirler. Basitçe, "Bu vali Rumelili olduğu için seninle görüşmesi uygun olmaz / görüşmek istemez" gibi bir imada bulunulmuştur.

Özetle: "Rumelili olmasından dolayı" ifadesi, valinin Balkan kökenli olmasıyla birlikte gelen modern, seküler veya merkeziyetçi idareye daha yakın olduğu yönündeki yaygın algıyı ifade etmek için kullanılmış ve bu durum, Üstad Hazretleri gibi dindar bir şahsiyetle görüşmesine engel teşkil eden bir gerekçe olarak öne sürülmüştür.

Hatta bu Vali'nin Üstad'a yaptığı çok hakaret ve saygısızlığın bir numunesi olarak Abdülkadir Badıllı Ağabey bu noktada şu notu düşmüş:

"Bu Adliye memuru Emirdağ Cumhuriyet Savcısıdır ki; Rumelili olan Afyon valisi telefonla Emirdağ Kaymakamı Abdülkadir Uraz’a emrederek, "Geceleyin onun Kapsını kırıp içeri giriniz alıp hükûmete getiriniz." dediği halde, onlar muvafakat etmemiştir.(bk. Badıllı, Mufassal Tarihçe-i Hayat, İttihad Yay. İstanbul 1998, 2/1493)

İlave bilgi için tıklayınız:

- TEMEL HAKLARI İHLAL EDİLEN VE ADALET ARAYAN SAİD NURSİ

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 157
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...