Üstad'ın şivesi nasıldı? Risalelerdeki ifadeleri gibi mi konuşurdu? Türkçeyi ne zaman öğrenmiş?
Değerli Kardeşimiz;
Üstad'ın şivesinin Doğu şivesi olduğu, ama bazen tamamen değişip akıcı bir İstanbul Türkçesi gibi konuştuğu birçok talebesi tarafından ifade edilmektedir. Özellikle mahkeme müdafaalarındaki konuşmalarının, İstanbul Türkçesi gibi akıcı ve güzel olduğu ifade edilmektedir.
Ancak Üstadımız Türkçeyi yarı ömründen sonra öğrendiğini eserlerinde ifade etmektedir. Risalelerin akıcılığı ve ihtivası tamamen bir ilham-ı Rabbanidir ki, Üstad kendisi de bunu ifade eder. O ifadelerden bir tanesini aşağıya alalım:
"İşte, en uzak hakikatleri en yakın bir tarzda, en âmi bir adama ders verecek derecede, benim gibi Türkçesi az, sözleri muğlâk, çoğu anlaşılmaz ve 'Zâhir hakikatleri dahi müşkülleştiriyor.' diye eskiden beri iştihar bulmuş ve eski eserleri o sû-i iştiharı tasdik etmiş bir şahsın elinde bu harika teshilât ve suhulet-i beyan, elbette, bilâşüphe, bir eser-i inâyettir ve onun hüneri olamaz ve Kur’ân-ı Kerîmin i’câz-ı mânevîsinin bir cilvesidir ve temsilât-ı Kur’âniyenin bir temessülüdür ve in’ikâsıdır." (Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektup, Yedinci Risale)
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü