Üstad'ın, "fazla yumurta verdiği için tavuğu kovduğu" doğru mudur? Bu ikram-ı Rabbani değil mi, Üstad'ın yaptığı caiz mi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Evvela, bu hatırayı Üstadımız On Altıncı Mektub'ta anlattığı için ve buna şahid olan ağabeylerin hatırlarında geçtiği için, bu hâdise kesinlikle gerçekleşmiştir, diyoruz. Zaten sadakat bunu gerektirir. Yoksa Üstad Hazretleri yaşanmayan ve başından geçmeyen bir hâdise için "böyle bir şey oldu" demesi mümkün değildir. Koca Bediüzzaman kendisini böyle basit bir konu için düşürmez, yaşanmamış bir hâdise için "başımdan geçti" demez.

Ayrıca Üstadımızın tavuğu kovalama konusu da Son Şahitler serisinin I. cildinde bahsedilmektedir. Birinci Cildin içerisinde "Abbas Mehmet Kara" isimli bir ağabeyimizin hatıralarında ayrıntılı bir şekilde geçiyor. Hatta aynı hatırada aslında tavuğun üç yumurta getirdiği ifade edilirken, sonraları Üstadımız kendi hattıyla bunu iki yumurta diye ifade etmektedir.

Abbas Mehmet Kara Ağabey'in hatırlarında; “Bu hâdisede iki yumurta geçiyor, ama üç yumurta olduğunu ben gözümle gördüm" dedikten sonra, bu vakaa üç yumurta diye yazıldığı, ama daha sonra iki yumurta diye Üstadımızın bizzat değiştirdiği de Necmeddin Şahiner tarafından vurgulanmaktadır. Burada da bu üç sayısını iki ile değiştirmeyi, tavuğun üç tane getirmediği manasında yorumlamamak gerekir. Çünkü, aynı tavuk bazen bir, bazen iki bazen de üç adet yumurta getirdiği vaki olduğundan, Üstadımız bazı münkirlerin haksız itirazına yol açmasın diye, iki yumurta getirdiğini söylüyor, üç yumurta getirdiğinden bahsetmiyor.

İkincisi; bu gelen yumurtaların ikram-ı Rabbani olduğunu Üstad Bediüzzaman Hazretleri zaten ilgili paragrafta ifade ediyor:

"İşte, şu nümuneler gibi çok şeyler var ve bereket-i İlâhiyenin çok cihetleri var. Bu köy halkı çoğunu bilirler. Fakat sakın bunları fahr için zikrediyorum zannetmeyiniz. Belki mecbur oldum. Hem benim için iyiliğe bir medar olduğunu düşünmeyiniz. Bu bereketler, ya yanıma gelen hâlis dostlarıma ihsandır; veya hizmet-i Kur’âniyeye bir ikramdır; veya iktisadın bereketli bir menfaatidir; veyahut 'Yâ Rahîm, yâ Rahîm' ile zikreden ve yanımda bulunan dört kedinin rızıklarıdır ki, bereket suretinde gelir, ben de ondan istifade ederim. Evet, hazin mırmırlarını dikkatle dinlesen, 'Yâ Rahîm, yâ Rahîm' çektiklerini anlarsın."

"Kedi bahsi geldi, tavuğu hatıra getirdi. Bir tavuğum var. Şu kışta yumurta makinesi gibi, pek az fasılayla her gün rahmet hazinesinden bana bir yumurta getiriyordu. Hem bir gün iki yumurta getirdi, ben de hayrette kaldım. Dostlarımdan sordum, 'Böyle olur mu?' dedim. Dediler: 'Belki bir ihsan-ı İlâhîdir.' Hem şu tavuğun yazın çıkardığı küçük bir yavrusu vardı. Ramazan-ı Şerifin başında yumurtaya başladı, tâ kırk gün devam etti.”(1)

Üçüncüsü; Üstadımızın tavuğu kovalaması zannedildiği gibi dövmek veya acıtmak manasında değildir. Güz mevsiminde solan yapraklara üzülen bir şefkat kahramanının böyle bir şey yapması düşünülemez.

"Acaba bir şeriat, 'Karıncaya bilerek ayak basmayınız.' dese, tâzibinden men etse, nasıl benî Âdem’in hukukunu ihmâl eder?"(2)

Gibi ifadelerde, kesinlikle bilerek ve zararı olmayan bir hayvanı tazip etmek caiz değildir. Hatta ağabeylerin hatırlarında geçtiği gibi, Üstad Hazretleri kuvve-i gadabiyesi harekete gelmesin diye yumurtaları bile çok nazikçe kırdığı ifade edilmektedir. Üstadımızın bu hareketini bütün hayatının ve eserlerinin şehadet ettiği minvalde izah etmek icab eder. Meseleyi bir kaç açıdan değerlendirmek mümkündür. Şöyle ki;

1. İnsanlara fiilen iktisat dersi veren Üstad Hazretleri, bunda da insanlara ihtiyaç fazlası bir şeye talip olunmaması gerektiğini fiilen gösteriyor.

2. Bu dünyadan kut-u lâyemut yani ölmeyecek kadar istifade edilmesi gerektiğini böylece fiili olarak göstermiş oluyor.

3. Nasıl ki her şey Allah tarafından gönderilir. Fakat Allah (c.c) nimetleri vasıtalar vesilesiyle gönderir. Ama bazen bize gelen bazı İlahi nimetlere ihtiyacımız yoksa reddettiğimiz gibi, burada da Üstad Bediüzzaman Allah'tan geldiği hâlde tavuk vesilesiyle kendisine gelen bu nimetlerin fazlasını alamayacağını böylece gösteriyor.

Dipnotlar:

(1) bk. Mektubat, On Altıncı Mektup.

(2) bk. Münazarat, Sualler ve Cevaplar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...