Üstad'ın talebelerine "Benden size zarar gelmez." diyerek hizmete teşvik etmesi ile takip edildiği dönemde yanına gelinmemesini söylemesini nasıl telif edebiliriz?
Değerli Kardeşimiz;
Bu iki olayın temelindeki farklılık, Üstad Hazretlerinin o anki duruma ve muhatabına yönelik stratejik yaklaşımından kaynaklanıyor. Her iki olayda da Üstad'ın amacı, hizmetin ve talebelerin zarar görmesini engellemektir, ancak bunu farklı yollarla sağlıyor.
Birinci Durum:
Barla'da, Sıddık Süleyman'ın evhamlarının kaynağı, Üstad'ın yakınında bulunmanın getireceği risklerdi. Çevresindeki insanlar, Üstad'la ilğilendiği için başına bir iş gelebileceği konusunda Sıddık Süleyman'ı korkutuyordu. Bu durumda Üstad, Süleyman Efendi'ye doğrudan cesaret veriyor.
Burada Üstad'ın amacı hizmetten kopmasını ve korkuyla vazgeçmesini engellemek.
"Benden zarar gelmez, gelmeyin." deseydi, Süleyman Efendi'nin içine şüphe düşebilirdi ve hizmetten uzaklaşabilirdi. Bu nedenle ona güven veriyor ve hizmetine devam etmesini istiyor. Onu hizmette tutarak, korkunun kaynağının dış etkenler olduğunu ve bu korkuya boyun eğmemesi gerektiğini gösteriyor.
İkinci Durum:
Kastamonu'da ise durum farklı. Üstad'ın "Beni takip ediyorlar, peşimden gelmeyin." demesinin altında yatan sebep, talebelerin doğrudan zarar görmesini engellemektir. Üstad'ın buradaki amacı hükümetin takibindeki bir şahısla ilişkilendirilerek talebelerin fişlenmesini, tutuklanmasını veya cezalandırılmasını önlemek.
Bu yaklaşım, bir nevi "fedakârlık" ve "hizmeti koruma" stratejisidir. Kendisini zaten takibat altındadır, ancak peşinden gelenlerin de bu takibata dahil olması, daha geniş bir çevrenin zarar görmesine neden olabilirdi. Bu sözle, talebelerini hedef olmaktan korumayı amaçlıyor.
Telif Noktası:
Bu iki olaydaki çelişki gibi görünen durumun asıl telif noktası, "hizmetin maslahatıdır." Yani, her iki durumda da Üstad'ın kararları, o anki koşullara göre hizmetin ve talebelerin en az zararla, en verimli şekilde devam etmesini sağlamaya yöneliktir.
Barla'da bireysel bir korku ve evham söz konusu ve bu korkuyu gidermek için cesaretlendirme gerekiyor.
Kastamonu'da ise toplu bir tehlike ve devlet takibi söz konusu olup, bu tehlikeden korumak için talebeleri uzaklaştırmak gerekiyor.
Her iki olayda da Üstad'ın hedefi aynıdır: Hizmetin devamı ve talebelerinin korunması. Ancak bu hedefe ulaşmak için kullanılan yöntem, durumun ve tehlikenin mahiyetine göre değişmektedir.
Birbirinden farklı olaylara aynı tepkiyi vermek ve aynı yöntemle yaklaşmak cahillik ve iş bilmezlik olur. Dolayısı ile her olayın durum ve karakterine göre davranmak ve strateji geliştirmek gerekir ki, Üstad'ın yaptığı budur.
Bu iki olay, aynı hedefe -hizmetin ve talebelerin korunması- ulaşmak için farklı yöntemlerin nasıl kullanıldığını gösterir. Bu, olgun bir liderlik ve hikmetli bir yaklaşım örneğidir. Her olaya tek bir formülle yaklaşmak yerine, o olayın kendine has dinamiklerini anlamak ve en etkili çözümü üretmek, "iş bilmezliğin" değil, tam tersine bilgeliğin ve öngörünün bir işaretidir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü