"Vahdet olmazsa, insan mahlûkatın en bedbahtı ve mevcudatın en süflîsi ve hayvanatın en biçaresi ve zîşuurun en hüzünlüsü ve azaplısı ve gamlısı olur." cümlesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah insanı manevi açıdan nihayetsiz bir alçalma ve yükselme kabiliyetinde yaratıp, yükselmeyi imana alçalmayı da küfür ve gaflete bağlamıştır. İnsan iman ve ibadet dairesine girip orada mücadele ederse, manen en yükseklere çıkar; yok küfür ve isyan dairesine girip orada derine dalarsa, bu kez de en alçaklara sükut eder bir kıvamda yaratılmıştır.

Bütün hayır ve güzellikler iman ve tevhitte, bütün şer ve çirkinlikler de küfür ve şirkte toplanmıştır. İman ve tevhide sarılanlar, hayır ve güzelliklere, küfür ve şirke sarılanlar da şer ve çirkinliklere bulanır. "Vahdet olmaz ise, insan mahlukatın en bahtsızı olur."(1) ifadesi bu inceliklere işaret ediyor. Vahdet burada iman ve tevhidi simgeleyen bir ifadedir.

"Vahdet" simgesinin iman ve amelî çok boyutları vardır, bunlara kısa cümleler halinde işaret edelim:

Mesela, insanın kalp ve kafasında vahdet yani iman değil de kesret yani küfür hükmetse, o zaman insanın kalbi ve duygu alemi müthiş bir üzüntü ve eleme gark olur. Çünkü küfür karanlıklı bir gözlük gibi bütün eşyayı insanın aleyhine döndürüp her şeyi azap aletine çeviriyor. Mesela, küfür gözlüğü ile kabre baktığı zaman kabri yokluk kuyusu olarak görüp, bütün sevdiklerini idam eden bir darağacı gibi algılıyor. Bu bakış kalbinde ve kafasında derin yaralar açar ve insanı bebbaht bir hayvana dönüştürür.

Yine vahdetin amelî uzantısı olan namazı terk eden adamın kalp ve ruhu, müthiş bir açlık ve duygu erozyonuna uğrar. Ruh ve kalbi tatmin etmek için farklı yollar arar eroin, futbol, müzik, kumar vb gibi... Lakin bu gibi şeyler ruh ve kalbin yarasını daha da derinleştirir ve insanı mahlukatın en bahtsızı yapar. İneğin böyle bir derdi bulunmuyor, önüne gelen otu yiyip suyunu da içti mi hayat onun için en mükemmel oluyor. Yani insan iman ve ibadeti terk ettiği zaman hayvandan daha aşağı düşüp zelil ve rezil oluyor. Çünkü Allah, -yukarıda da değindiğimiz gibi- insanı bu kıvamda yaratmış, yani ya iman edip yükseleceksin ya da küfre girip alçalacaksın, bunun ortası bulunmuyor.

Vahdetin mali ibadet boyutu olan zekatı insanlar terk ettiler, sınıf kavgasını netice verip insanlığı mahlukatın en bahtsızı durumuna düşürdü. Evet Birinci ve İkinci Dünya savaşlarında milyonlarca insanın ölmesinde ve sakat kalmasında zekat ve faiz önemli bir faktördür.

Zekat zengin ile fakir arasında bir köprü iken, faizin yasaklanması da üretimin önünü açıp helal kazancın hakim olmasını temin ediyor. Bu da insanlığı mali açıdan refaha ve insanın şerefine yakışacak bir noktaya taşıyor ve insanlığa hüsnü bahtı temin ediyor.

(1) bk. Şualar, İkinci Şua, Birinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...