"Vahidiyet" , "Vahdaniyet" , "Ehadiyet" ve "Ferdiyet" kavramlarını ve farklarını genişçe açar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Vahdaniyet ve Vahidiyet kavramları temelde aynı manayı ifade eder. Arasında bazı nüans farkları vardır.

Vahidiyet; bütün mevcudat birinindir ve birine bakar ve birinin icadıdır.

Vahdaniyet ise; birlik, infirat, benzeri olmamak, tekessür ve tecezziden beri olmak anlamına Allah’ın bir sıfatıdır.

Demek ki her ikisi de; bir olan Allah’ı kabul etme anlamına gelir. Ancak Risale-i Nur mizanına göre aralarındaki teknik anlamda farklılığı şöyle sıralayabiliriz.

*Vahdaniyet; Allah’ın zatına taalluk eden bir sıfattır. Zatının birliğidir.
*Vahidiyet ise; Cenab-ı Hakk'ın sıfatlarına taalluk eden bir kavramdır. Yani sıfatların birliğidir.

*Vahdaniyet; Allah’a imanla alakalı bir tevhit ifadesi olup, bir olan Allah’a inanma anlamına gelir.
*Vahidiyet ise; yaratılışla ilgili olup, sıfatların fıtrattaki umumi tezahürüne bakar.

*Vahdaniyet; zatı ilahiyi çağrışım yapan bir sıfat olmakla; mahlukatta ehadiyet anlamında Cenab-ı Hakk'ın zatının tecelliyatına bakar.
*Vahidiyet ise; sıfatların kainattaki genel ve umumi anlamda tezahürüne bakar.

*Vahdaniyet; (Tefekkür açısından) zatı ilahiyeyi ilgilendirir. Bu ise idrakleri aşan mahdut bir sahadır.
*Vahidiyet ise; tezahür ettiği mahlukatta tefekkür sahası olup, burada tahdit ve sınırlama yoktur.

*Vahdaniyet; tevhit inancını temsil ettiğinden bir inanç ve iman şuurudur.
*Vahidiyet ise; teknik anlamda bir marifet, ilim ve tefekkür melekesidir.

*Vahdaniyette şüphe ve tereddüt; iman açısından ciddi bir zafiyet ve eksikliktir.

Vahidiyet hususunda eksiklik ise, cehalet ve gaflettir. Çünkü Vahidiyetin tezahüründe berzahlar, vesileler vardır. Ve tezahürat şümullüdür. Bu ise hakikate geçmeye mani olan perdelerdir. Bu muvaffakiyet herkese nasip olmaya bilir.

*Vahdaniyet; ekseriyetle kabul meselesi olup kalple ilgili bir iman halidir.
*Vahidiyet ise; ilim ve akıl ile ilgili olup tefekkür mertebesidir.

*Vahdaniyet zatı ilahinin birlenmesi ve eşi benzeri olmaması anlamındadır.
*Vahidiyet ise; tezahürattaki bütün sıfat ve esma-i ilahiyenin birlenmesi olup, onların misli ve benzeri olmaması ve bir kaynaktan suduru anlamınadır.

*Vahdaniyet; uluhiyet ile ilgili esas tabir olup, tebei olarak mahlukata bakar.
*Vahidiyet ise; esas olarak mahlukattaki tezahür ilgili bir kavram olup, tebei olarak uluhiyete bakar.

Yani Vahidiyet; yaratılışdaki tezahüratın birliği ve neticede kaynak olan sıfatların birliği...

vahdaniyet ise; uluhiyet cihetiyle zatı ilahinin birliği anlamındadır.

***

Vahidiyet, Cenab-ı Hakkın sıfatlarının birliğidir,

Ehadiyet ise, Cenab-ı Hakkın Zatının birliğidir.

Vahidiyet, külli tecelliyattır;

Ehadiyet ise, cüzi tecelliyattır. Buna, şöyle bir temsil ile bakabiliriz:

Mesela, büyük bir denizin üstüne, denizi ihata edecek kadar büyük harflerle kelime-i tevhit yazılsa, bu yazıyı okuyabilmek için, denizi kuşbakışı ihata edecek bir mevkie çıkmak lazımdır. Ama buna herkes tam güç yetiremeyeceği için, o yazıyı yazan zat, aynı manayı ve şekli ifade eden o yazıyı, denizin damlalarına da yazıyor. Böylece her nazar sahibi o denizin umumu üstündeki yazıyı damlalar vasıtası ile okuya biliyor. Sonra o denizin üstündeki haşmetli yazıya intikal ediyor. Yoksa, damla olmasa, o yazıyı okuması mümkün değildir.

İşte, deniz kainattır, o yazı ise Allah’ın isim ve sıfatlarının tecellisidir. Damla ve üstündeki aynı yazı ise, kainatın umumundaki o tecellilerin cüzündeki, yani her bir parçadaki, her bir fertteki tecellisidir.

Deniz, vahidiyeti; damla ise ehadiyeti temsil ediyor.

Bütün nebatat veya umum çiçekler, vahidiyeti gösterir. Küçük ve tek bir çiçek ise, ehadiyeti gösterir.

Vahidiyet, azamet ve kibriyayı temsil eder; ehadiyet ise, cemal ve şefkati temsil eder.

***

Ferd: Bir olup, hem zâtında hem de sıfatlarında eşi ve benzeri olmayan. Bu isim Allah’ın birliğini ifade eder; eşi ve benzeri olmadığını ders verir.

Lem’alar'da, Ferd ismi için, “Vâhid ve Ehad isimlerini tazammun eden bir ism-i âzam” denilmektedir. Vahid ve Ehad isimleri de, Allah’ın birliğini ifade ederler. Fakat, Ferd ismi Vahid ve Ehad isimlerinden daha şümullüdür. Ehad ismi Allah’ın zâtının birliğini, Vahid ismi sıfatlarının eşi ve benzeri olmadığını ifade ederken, Ferd ismi her iki mânâyı da bünyesinde toplar. Buna göre, Ferd ismine, “zâtında ve sıfatlarında şerikten, eşi ve benzeri olmaktan münezzeh olan yegâne zât” şeklinde mana verilebilir.

Allah’ın isim ve sıfatlarının iki tarzda ve iki tecelli mahalli vardır.

Birisi: Kainatın umumu üzerinde büyük ve azametli tecelliyatıdır. Diğeri ise: Kainatın bir cüz’ünde ve cüz’isindeki küçük ve mütevazi tecelliyatıdır.

Kainatın umumunda tecelli eden o isim ve sıfatlar, çok azametli ve Kibriyalı olmasından, okunması ve ihata edilmesi herkese müyesser olmuyor. Onun için Allah, o kainatın umumundaki Azametli ve Kibriyalı olan tecelli yazısını herkesin rahat ve kolaylıkla okuyabileceği boyutlara indiriyor.

İşte, kainatın umumunda azamet ve Kibriya ile tecelli eden isim ve sıfatlarına Vahidiyet tecellisi denir. Onun küçük bir modeli hükmünde olan cüz’ündeki tecelliyatına da Ehadiyet tecellisi denir.

Ehadiyet parçada tecelli eden tevhit iken, vahidiyet bütünde tecelli eden tevhittir. Ferd ise her ikisini cem eden, yani parça ve bütünü toplayan bir tevhid algısıdır.

Üstadımızın bu konuda verdiği çok misallerinden bir tek misalini burada vermek istiyoruz:

"ÜÇÜNCÜ SİKKE: İnsanın yüzünde... Belki insanın yüzü öyle bir sikke-i ehadiyettir ki, Âdem zamanından tâ kıyamete kadar gelmiş ve gelecek bütün efrad-ı insaniye birden nazar-ı mütalâasında bulunmayan; ve herbirine karşı o tek yüzde birer alâmet-i farika koymayan ve o küçük yüzde hadsiz alâmet-i farika bırakmayan bir sebep, birtek insanın yüzündeki hâtem-i vahdâniyete icad cihetiyle el uzatamaz.

Evet, insanın yüzüne o sikkeyi koyan Zat, elbette bütün efrad-ı insaniye nazar-ı şuhudunda ve daire-i ilmindedir ki, herbir insanın siması göz, kulak, ağız gibi âzâ-yı esasîde birbirine benzediği halde, birer alâmet-i farika ile hiçbirisine tamam benzemez.

Nasıl ki o simada göz, kulak gibi âzâların umum efradında birbirine benzemesi, o nev-i insanın Sânii bir ve vâhid olduğuna şehadet eden bir sikke-i tevhiddir; öyle de, hukuk-u insaniyenin muhafazası için sair envâın fevkinde olarak o simalarda birbirine iltibas olmamak ve birbirinden tefriki için, hikmetli pek çok alâmet-i farika ile iftirakları, o Sâni-i Vâhidin iradesini, ihtiyarını ve meşietini göstermekle beraber, ayrı ve çok dakik bir sikke-i ehadiyet oluyor ki, bütün insanları, hayvanları, belki kâinatı halk etmeyen bir zat, bir sebep, o sikkeyi koyamaz."
(30. Lem'a, 4. Nükte, 1. İşaret, 3. Sikke)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

ümitvar
Allah razı olsun. Tatmin edici bir cevap oldu benim için.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
zeynel
teşekkürler gayet net anlaşıldı
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
arifavci
allah sizden bizim icin yazdiginiz herbir kelime icin razi olsun... bu manevi sirketin icinde bizleride ufak bir hademe etsin.. nurlardaki herbir harf icin sükürler olsun .. bize kullugumuzu hatirlatip ögrettigi icin hamdü senalar olsun,,, büyüksün ALLAH::::
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
inkişaf
Enbiyâullah ve evliyâullah da özgünlüğün mahiyeti nedir? Vâhidiyet evliyaları ebrâr, Ehadiyet evliyaları mukarrabîn,Ferdiyet evliyaları ise akrabîndirler denilebilir mi?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Vahidiyet külli üzerinde tevhidi görmek ehadiyet cüzi üzerinde tevhidi görmek ferdiyet ise Zat-ı Akdesi mülahaza etmek anlamını taşır. Sizin tasnifiniz bu vecih ile yapılabilir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
ciddeli
"Vahdaniyet", Vücubiyet gibi bir mertebedir. Vahidiyet sıfatı, zaruriyet kesbedip, tüm vahidiyetleri kendinde toplayınca Vahdaniyete inkılab eder.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...