“Ve bilhassa rızık için gelen zerreler, rızık kafilesinde seyrüsefer eden o zerreler…” Bu paragrafı tıbbi açıdan izah ederek anlamamıza yardımcı olur musunuz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Yediğimiz yiyeceklerdeki zerrelerin seyr-ü seyahatının ağzımıza gelene kadar kısmı fotosentez dediğimiz yöntemle seyr-i seyeran eder. Mesela, fotosentez işleminin ürünü olan oksijen solunum sisteminde, dolaşım sisteminde veya hücrelerimizde gayet hakîmâne ve üstadâne, yanlışsız olarak iş görürler. Bu harika işler fizik, kimya ve biyolojiyi birlikte hesaba katan ve matematik formüllere göre her an iş gören sonsuz ilim sahibi Allah’a has bir nişandır. Burada istihdam edilen hava zerresi olarak CO2 molekülünü göz önüne alalım. Bu zerre ister incir ağacının yaprağında, ister nar ağacının yaprağında, isterse bir mısır yaprağında çalışsın, programları birbirinden farklı olan tüm bitkilerde gayet hakîmâne ve üstadâne, yanlışsız olarak işler, vaziyetler alır.

Yediğimiz sebze, meyve veya etlerdeki karbonhidratları göz önüne alalım. Karbonhidratlar, birinci dereceden enerji verici olarak kullanılırlar ve açlık anında ilk tüketilen besin maddeleridirler. Yapıtaşları glikozdur. Hayvanlarda glikojen, bitkilerde ise nişasta şeklinde depo edilirler. Karbonhidratların çoğu, canlılar için temel besin maddeleridir. Yeşil bitkilerde fotosentez sonucu meydana getirilirler. Otçul hayvanlar bu ihtiyaçlarını bitkilerden, etçil hayvanlar da otçullardan tedarik ederler. Yediğimiz besinler vücudumuzda sindirilir ve ilgili yerlere hikmetli bir şekilde dağıtılır.

İnsan vücudunda birçok biyokimyasal reaksiyon gerçekleştirilir. Glikoz (C6H1206), akciğerlerimizden kana karışıp damarla her yere ulaştırılabilen oksijen(O2) ile reaksiyona girerek karbondioksit, su ve enerji oluşmasına sebep olur. Kalbimiz ve akciğerimizin işbirliği ile havaya salıverdiğimiz karbondioksit (CO2) ise fotosentez için bitkilerin ihtiyacı olan bir moleküldür. İsrafsız ve hikmetli bu işlerde şu zerreleri binler muhtelif menzillerden geçiren, sevk eden, elbette ve elbette bir Rezzâk-ı Kerîm, bir Hallâk-ı Rahîmdir.

İlgili paragrafın bir kısmı şöyledir:

“Ve bilhassa rızık için gelen zerreler, rızık kafilesinde seyrüsefer eden o zerreler, o kadar hayretfezâ bir intizam ve hikmetle seyr-ü seyahat ederler ve öyle tavırlarda, tabakalarda intizamperverâne geçip gelirler ve öyle şuurkârâne ayak atıp hiç şaşırmayarak gele gele tâ beden-i zîhayatta (canlının bedeninde) dört süzgeçle süzülüp rızka muhtaç âzâ ve hüceyrâtın imdadına yetişmek için kandaki küreyvât-ı hamrâya (alyuvarlar) yüklenip bir kanun-u keremle imdada yetişirler. Ondan bilbedâhe anlaşılır ki, şu zerreleri binler muhtelif menzillerden geçiren, sevk eden, elbette ve elbette bir Rezzâk-ı Kerîm, bir Hallâk-ı Rahîmdir ki, kudretine nisbeten zerreler, yıldızlar omuz omuza müsavidirler.”(1)

(1) bk. Sözler, Otuzuncu Söz, İkinci Maksat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...