Block title
Block content

Yirmi Dokuzuncu Söz, İkinci Maksat, Üçüncü Medarı açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"ÜÇÜNCÜ MEDAR: Akıl ve hikmet ve istikrâ ve tecrübenin şehadetleriyle sabit olan hilkat-i mevcudattaki adem-i abesiyet ve adem-i israf, saadet-i ebediyeye işaret eder."

"Fıtratta israf ve hilkatte abesiyet olmadığına delil, Sâni-i Zülcelâlin, her şeyin hilkatinde en kısa yolu ve en yakın ciheti ve en hafif sureti ve en güzel keyfiyeti ihtiyar ve intihap etmesidir ve bazan bir şeyi yüz vazifeyle tavzif etmesidir ve bir ince şeye bin meyve ve gayeleri takmasıdır. Madem israf yok ve abesiyet olmaz. Elbette saadet-i ebediye olacaktır. Çünkü, dönmemek üzere adem, her şeyi abes eder, her şey israf olur."

"Umum fıtratta, ezcümle insanda, fenn-i menâfiü'l-âzâ şehadetiyle sabit olan adem-i israf gösteriyor ki, insanda olan hadsiz istidâdât-ı mâneviye ve nihayetsiz âmâl ve efkâr ve müyûlât dahi israf edilmeyecektir. Öyleyse, insandaki o esaslı meyl-i tekemmül, bir kemâlin vücudunu gösterir ve o meyl-i saadet, saadet-i ebediyeye namzet olduğunu kat'î olarak ilân eder. Öyle olmazsa, insanın mahiyet-i hakikiyesini teşkil eden o esaslı mâneviyat, o ulvî âmâl, hikmetli mevcudatın hilâfına olarak, israf ve abes olur, kurur, hebâen gider. Şu hakikat, Onuncu Sözün On Birinci Hakikatinde ispat edildiğinden, kısa kesiyoruz."(1)

Allah, kainatta hiçbir şeyi hikmetsiz ve gayesiz yaratmamıştır. Her şeye bir plan ve program dahilinde, gaye ve menfaatler takmıştır. 

Mesela; gözün hikmet ve gayesi görmektir, görmek için görüntü alemi gerekir ki; Allah bu alemi göz için yaratmıştır. Kulağın hikmet ve gayesi duymaktır, Allah bu hikmetin abes ve boş kalmaması için, sesler alemini yaratmıştır vs. Allah kainatta her bir şeye bir hikmet ve gaye taktığı gibi, bunlara cevap ve karşılık olacak alemleri de yaratmıştır. Şayet gözü yaratıp görüntü alemini yaratmasa idi, bu abes ve israf olurdu. Kulak yaratılıp sesin yaratılmaması da hakeza aynıdır. İşte kainattaki bu ilişkiler, Allah’ın sonsuz hikmet sahibi olduğunu bize ilan ediyor.

Buradan yola çıkarak, insan mahiyetinde bu dünyaya yerleşmeyen ve bu dünya hayatı ile tatmin olmayan sayısız hissiyat ve cihazlar işareti ile başka daimi ve ebedi bir alemin olduğuna intikal ediyoruz.

Mesela; insandaki aşkı beka, yani ebedi yaşama arzusu önemli bir hissiyattır. Bu hissiyat dünya hayatına sığıp yerleşmiyor. Zira dünya hayatı çok defi ve ani bir hayattır, her şeyi ile fenaya ve yokluğa mahkumdur. Öyle ise bu hissiyat, sadece bu dünya için insanın mahiyetine takılmamıştır. Bu hissiyatın yüzü başka bir aleme bakıyor ve bize o alemi gösteriyor. Şayet başka ve daimi bir alem olmazsa, bu hissiyat boşta kalıp abes olacak, halbuki yukarıda ifade edildiği gibi, Allah sonsuz hikmet sahibidir, ondan abes bir iş çıkmaz, demek bu hissiyatın tatmin edileceği bir alemi, Allah’ın insanlara ihzar ettiği mantıken zaruridir. Tıpkı gözün görme alemi ile olan zaruri gerekliliği gibi, bu hissiyatla ahiret alemi arasında da zaruri bir gereklilik vardır. Şayet bu gerekliliğin şartları oluşmaz ise, yani biri varken diğeri olmaz ise, bu abesle iştigal ve israf olur ki; Allah bundan münezzeh ve mukaddestir.

(1) bk. Sözler,  Yirmi Dokuzuncu Söz İkinci Maksat Üçüncü Medar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Maksat, İkinci Esas | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2779 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...