Yirmi Yedinci Söz'ün Hatime'sinin sonundaki Arabî ibarenin mealini verip, açıklamasını yapar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah'ım!

Esma-i Hüsnanın tecelliyâtına câmi bir ayna oluşu sırrıyla, esma ve sıfâtının güzelliğine olan kudsî muhabbetinin envârı onda temessül eden,

Peygamber Efendimiz (asm), Allah’ın güzel isimlerine ayna olma konusunda en geniş ve en kâmil bir aynadır. Allah şuunatı icabı kendi cemal ve kemalini kendine layık bir muhabbet ile sever; dolayısı ile cemal ve kemaline ayna olanları da derecesine göre sever. Ayna olanlar içinde habibiyet makamına sadece Kâinatın Efendisi (asm) çıkmıştır.

Masnuâtının en ekmeli ve en bedîi, kemâlât-ı san'atının enmuzeci ve mehâsin-i nukuşunun fihristesi olması hasebiyle, masnuâtındaki san'atına olan kudsî muhabbetinin şuaları onda temerküz eden,

Resul-i Kibriya Efendimiz (asm) Allah’ın mahlukatı içinde en mükemmeli ve en üstünüdür. Kâinat nakışlarının fihristi olması yönü ile Allah’ın yüce muhabbeti ve rızası onda toplanmıştır.

Mehâsin-i san'atının en âli dellâlı, nukuşunun güzelliklerini ilân edenler arasında sesçe en yüksek oluşu ve kemâlât-ı san'atının en güzel medîhelerini dile getirişi sebebiyle, san'atının istihsânına muhabbet ve rağbetinin en lâtif cilveleri onda tezahür eden,

Peygamber Efendimiz (asm) kâinat kitabını, Cenab-ı Hakk’ın isim ve sıfatlarının tecellisini en mükemmel mânâda okumuş ve okutmuş, en yüksek dellal olmuş, en zirvede olan bir kul ve bir peygamberdir.

Senin ihsânın olan mehâsin-i ahlâkın kâffesini ve eser-i fazlın olan letâif-i evsâfın hepsini câmi olması sırrıyla, mahlûkatının güzel ahlâkına ve masnuâtının lâtif evsafına olan muhabbet ve istihsânının aksâmı onda tecemmu eden,

Habib-i Kibriya Efendimiz (asm), güzel ahlakların bütün şubelerinde en üstündür. O, Kur’an'ın canlı bir güneşidir. Allah, en çok ilahi isimlerinin de bir gereği olan güzel ahlaka değer verir. Allah’ın Peygamber Efendimiz (asm)'e “Habibim” demesinde güzel ahlakının ve faziletinin payesi büyüktür. İnsan güzel ahlak sahibi olursa Allah katında değer kazanır.

Furkan'ında muhsinlerden, sâbirlerden, mü'minlerden, müttakîlerden, tevvâbînden, evvâbînden ve kendini onlara sevdirdiğin ve muhabbetinle onları şereflendirdiğin bilcümle esnâf-ı ibâdın için, doğru bir mihenk ve fâik bir mikyas teşkil eden ve öyle bir mihenk ve mikyas ki, senin habiplerinin imamı ve senin mahbuplarının seyyidi ve senin dostlarının reisi olan zâta, bütün ashâbına ve ihvânına, salât ve selâm et. Âmin, rahmetinle ey Erhamürrâhimîn.(1)

Peygamber Efendimiz (asm) Allah’ın razı olduğu ve sevdiği salih kullarının hepsine bir ölçü, bir rehber, bir numunedir. Bu kullar kendi içlerinde muhsinler, sâbirler, müminler, müttakiler, tevvâbîn, evvâbîn gibi sınıflara ayrılıyor. Ve hepsi de derecesine göre Allah’ın rızasına ve sevgisine mazhar olmuş müstesna zatlardır. Peygamber Efendimiz (asm)'in Allah katındaki değerine ve derecesine bak ki bütün bu salih insanların efendisi, rehberi ve imamı olmuştur.

1) bk. Sözler, Yirmi Yedinci Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...