Mizan-ı Şa’rânî hakkında tafsilatlı bilgi verir misiniz? Orada mezhep farklılıkları ile alâkalı hikmetlerden birkaç misal verir misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Asıl adı Abdülvehhâb bin Ahmed bin Ali el-Hanefî’dir. Saçlarını uzattığı için “Şa’rânî” (saçlı) lakabıyla tanınır. 1492’de Mısır’da doğdu, 1565’te vefat etti. Tahsilini Kahire’de tamamladı. Başta tasavvuf olmak üzere, akâid, fıkıh, ansiklopedi, gramer ve tıbba dair eserler telif etti. Eserlerinde tekke ile medrese ilminin birbiriyle mütenasib bir terkibini yaptı.

Dört mezhebin birleşen ve ayrılan taraflarını ele aldığı, birden fazla mezhebin hak olduğunu, bütün hak mezheplerin aynı kaynaktan beslendiğini açıklayan ve "Mîzân-ı Şa’rânî" diye isimlendirilen kitabı, bilinen en meşhur eseridir.(1)

Şer'î hükümler insanların muhtelif tabakalarının tabiatlarına uygun olarak "muhaffef"veya 'müşedded' olarak vaz' olunmuşlardır. Bir meselede üç veya daha fazla mezhep varsa, onlar da yine bu ikisinden "mufassal"olarak gelmiştir. Müçtehid imamların her birinin mezhebi haktır ve ihtilafları ümmet için rahmettir. Mükellefler imânî ve cismanî bakımından güçlü ve bu iki bakımdan zayıf olmak üzere ikiye ayrılırlar. Güçlünün ruhsata sarılması, zayıfın da azimetle amel etmesi emrolunmaz. (el-Mîzan, I/3)

Şa'rânî tek tek meseleleri ele alırken birçok yerde ihtilaflardaki "müşedded" hükümlerin eşraf ve ulema için; "muhaffef" hükümlerin ise avâm-ı nas için olduğunu belirtir.

Fıkıh kitaplarında tafsilatı beyan edildiği şekilde, Şafiîmezhebi'ne göre, namaz kılacak kimsenin vücudunda veya elbisesinde az bir necâset olsa namazına mânidir. Hanefî Mezhebine göre ise katı necis maddelerde 1 dirhemi (3.5 gram) ve sıvılarda el ayası kadar bir alanı aşmayan necasete hoşgörü ile bakılmıştır. Vücuduna veya elbisesine kan bulaşan kimse ile alâkalı İmam Şafiî'nin (rh) Irak'ta iken verdiği fetvasının da Hanefilerinkile aynı oluşu; Mısır'a gittiği zaman verdiği fetvada (mezheb-i cedid'te) az da olsa yıkanmasını şart koşması manidardır.(el-Mizan: I/107)

İmam Şafiî'ye (rh) göre baliğ bir erkeğin, kendisine nikâh düşen bir kadının tenine arada kumaş gibi bir engel olmaksızın temas etmesi abdestini bozar. İmam Ahmed ve Malik (rh) ise, abdestin bozulması için bu dokunuşun şehvetle olması şartını koşmuşlardır. Hanefilere göre ise sadece dokunmakla abdest bozulmaz. (el-Mizan, I/111)

İmam Şafiî ve Ahmed'in (rh) mezheplerine göre nikâhta iki adil erkek şahidin bulunması şarttır. Ebu Hanife (rh) ise malî konulara kıyas ederek bir erkek iki kadın şahidi ve nikâh şahitliğinden maksadın aleniyetin sağlanması olduğu illetine dayanarak da adalet vasfını taşımayan iki "fasık"ın şahitliğini de kabul etmektedir. (el-Mizan: II/118)

Şa'rânî mantığına göre birinci görüş "müşedded", ikincisi "muhaffef"tir. Birincisi kapalı toplumlarda, ikincisi büyük şehirlerde ve kozmopolit toplumlarda maslahata daha uygundur.

Üç mezhebe göre, Müslüman bir erkek zimmî bir hanımla evlenecek olsa iki Müslüman şahit gereklidir. Ebu Hanife'ye (rh) göre iki zimmî şahit de yeterlidir. İkinci görüş günümüzde gittikçe sayıları artan "çok kültürlü" şehirler için kolaylaştırıcı bir hükümdür.

İmam Malik ve Ahmed'e (rh) göre harbîlere karşı savaşta müşriklerden yararlanılamaz ve onların kendi düşmanlarına karşı askerî destek verilemez. Malik (rh), müşriklerin Müslümanlara hizmetçi olarak orduda bulunmalarını istisna etmiştir.

Ebu Hanife'ye (rh) göre ise, hem müşriklerden yararlanmak, hem de onlara yardım etmek mutlak olarak caizdir. Ancak müşriklerin güçlü olması durumunda böyle bir anlaşma yapmayı mekruh görmüştür. İmam Şafiî (rh) ise böyle bir anlaşmayı ancak iki şartla tecviz etmiştir: Müslümanların çoğunluk, müşriklerin azınlık olması ve müşriklerde İslâm hakkında müsbet düşüncelerin bulunması.(el-Mizan: II/185)

İmâm-ı Ebu Hanife’ye göre sabah namazının kılınmasında muhtar olan, ortalığın aydınlandığı vakit yani, alaca karanlık vaktidir. Üç imama göre ise imsakin hemen sonrasıdır. Birincisi azimet, ikincisi ise ruhsattır.

İslâm medeniyetinin hâkim olduğu ve Müslüman milletlerin tarihe yön veren oldukları dönemlerde üç mezhebin görüşünü tatbik etmek mümkündür; fakat tarihin yön değiştirdiği dönemlerde çıkış yolu ancak Ebu Hanife'nin (rh) görüşüdür. Birinci Dünya savaşında Osmanlı Devleti Almanya ile ittifak kurmuştur. Günümüzde de halkı Müslüman ülkeler gayr-i müslim ülkelerle askerî iş birliği anlaşmaları yapmaktadır. Hatta gayr-i müslim ülkelerin birçoğunun ordusunda çeşitli rütbelerde çok sayıda Müslüman vazife yapabilmektedir.

Dipnotlar:

(1) bk. İmam Şarani kimdir?
(2) bk. ŞA'RANİ, Abdulvehhab. el-Mîzân el-Matbaatu'l-Ezheriyye. (4. Basım, 2 cilt bir arada) Kahire 1351 h./1932 m.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...