"Yoktan var olduğu gibi, var da yok oluyor." cümlesine göre, varın yok olmasına bir örnek verir misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah’ın ibda ve inşa olmak üzere iki şekilde yaratması vardır. İbda: Allah’ın eşyayı ve mevcudatı benzersiz ve modelsiz bir şekilde, hiçten ve yoktan var etmesine denir. Allah’tan başka hiçbir şeyin olmadığı bir hengamda, yarattığı ilk varlık ya da varlıklar buna misaldir. Aynı zamanda varlık içinde ilk kez vücuda gelmiş nispi sıfat ve arazların da vücuda çıkması buna örnek teşkil eder.

Mesela; bir insan suretinin ana hatları, yani yüzündeki aza ve organları bir kalıp ve model olarak öncekilere ve sonrakilere benzer, bu yüzden ana hatları ile insanın yaratılışı ibda değil, inşadır. Ama insanlara hiç benzemeyen kendine mahsus yüz kimliği, sesi, kokusu ve parmak izi itibari ile insan ibdadır. Yani benzersiz ve modelsiz olarak hiçten yaratılıyor.

Öyle ise ibda tarzı yaratmak, hali hazırda sürekli olarak devam ediyor. İlk varlıkların yaratılması ile bitmiş bir yaratma şekli değildir.

İnşa: İnşa var olan mevcudat ve eşyadan, yeni vücut ve eşyaların yaratılması demektir. Mesela; var olan topraktan bitkilerin, bitkilerden de meyvelerin yaratılması buna örnek teşkil eder. Kainatta en çok icra edilen yaratma şekli inşadır. Her bahar mevsiminde milyonlarca örneklerini gözümüz önünde görüyoruz.

Var olan şeylerin yok olması ise, mevcudatın sıfat ve şekil itibari ile fenaya gitmesi, ölüm ile zeval bulmasıdır. Tabi burada önce yokluk kavramının tam anlaşılması gerekiyor.

Yokluk; mutlak ve mukayyet olmak üzere iki nevidir. Mutlak Yokluk: Ebedi ve ezeli olarak olmamak, bulunmamak anlamındadır ki böyle bir yokluk mümkün değildir. Zira ezeli ve ebedi Vacibül Vücud olan Allah, mutlak yokluk kavramına müsaade etmez. Nasıl ışık ile karanlık aynı anda aynı mekanda bulunması imkansız bir şey ise, mutlak yokluk ile mutlak varlık da beraber bulunamazlar. Allah varsa, yokluk yoktur. Allah da ezeli ve ebedi olarak var olduğuna göre, mutlak anlamda yokluk diye bir şey de ezeli ve ebedi olarak söz konusu olamaz.

Üstad bu meseleyi şu şekilde izah ediyor:

"Hem adem-i mutlak zaten yoktur. Çünkü bir ilm-i muhît var. Hem daire-i ilm-i İlâhînin harici yok ki, birşey ona atılsın. Daire-i ilim içinde bulunan adem ise, adem-i haricîdir ve vücud-u ilmîye perde olmuş bir ünvandır. Hattâ, bu mevcudat-ı ilmiyeye, bazı ehl-i tahkik 'a'yân-ı sâbite' tabir etmişler. Öyleyse, fenâya gitmek, muvakkaten haricî libasını çıkarıp, vücud-u mânevîye ve ilmîye girmektir. Yani, hâlik ve fâni olanlar, vücud-u haricîyi bırakıp, mahiyetleri bir vücud-u mânevî giyer, daire-i kudretten çıkıp daire-i ilme girer."(1)

Mukayyet Yokluk: Bir şeyin ayan-ı sabit noktasından, yani Allah’ın ezeli ilminde ilmi bir vücut şeklinde var olduğu halde, henüz harici bir varlık kazanamamış haline denir. Bu yokluk izafidir. Yani maddi ve kevni alemde olmayan bir şey, başka bir boyut ve başka bir varlık sahasında bulunabilir.

Mesela; Allah’ın ilminde ilmi bir vücut ile bulunduğu halde, harici ve maddi alemde olmayan bir şeye, mutlak yok denilemez. Üstad bu manayı da yukarıya aldığımız ibareler ile izah ediyor.

Bizim var olanın yok olmasından kast ettiğimiz mana; harici vücudun ilmi vücuda intikal etmesidir. Bu noktada kainatta cevher hükmünde olan varlıkların dışında her şey ölüm ve zeval ile yok oluyor. Bizden önceki neslin şimdi olmaması, bir çeşit var olanı yok etmek demektir. Kainattaki bütün arazlar varken yok oluyor. Bunlar ispata gerek kalmayacak kadar kati şeylerdir.

(1) bk. Mektubat, On Beşinci Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

kurtomer
Bu ibda meselesi halen mevcudatın yeni yaratılmasında değerli editörümüzün bahsettiği gibi(yeni sima ,ses,karaekter. vb) olduğu gibi, aynı zamanda varlıklar, ilmi vücut yada manevi vücut olarak, ilmi ilahinin, bildiği sonsuz imkanat arasından iradesiyle tahsis edip ilmi vücud verdiği ,sonrada kudretıni tecelli ettirerek harici vücut giydirmesiyle olmaktadır.Bu ibda nın ilmi ilahide iradenin tahsisiyle yoktan yeni oluşumlar olarak yaratıldığını bilmek gerekiyor.Zira vücud için , İ.İcazda mümeyyize,muhassısa,müreccihe sıralaması yapılıyorki bu ilim irade ve kudretin tecellisi sıralamasıyla olmaktadır.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...