"Zaman değiştikçe, hükümler de değişir." Hz. İsa zamanında şarap helal kılındıysa bunun hikmeti ne olabilir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Dinin hükümleri esasat ve füruat olmak üzere iki kısımdır. Esasat değişmesi mümkün olmayan ve her zaman ve mekânda aynı ile devam eden hükümlere denir. İmanın esasları ve ibadetin temel meseleleri buna misal olarak gösterilebilir.

Füruat ise zamanlara ve mekânlara göre değişen hükümlerdir. Ekseriyetle insanların içtimaî ve şahsî hayatlarını tanzim eden hükümlerdir. Mesela geçmiş kavimlere ganimet yasak iken, İslam'da meşrudur. Yine İsrailoğullarında zekât malları yakılırken, İslam dininde fakir fukaraya veriliyor. Üstad Hazretleri bu meselenin esasına şöyle işaret ediyor:

"Asırlara göre şeriatler değişir. Belki bir asırda, kavimlere göre ayrı ayrı şeriatler, peygamberler gelebilir ve gelmiştir. Hâtemü'l-Enbiyadan sonra, şeriat-i kübrâsı her asırda her kavme kâfi geldiğinden, muhtelif şeriatlere ihtiyaç kalmamıştır. Fakat teferruatta, bir derece ayrı ayrı mezheplere ihtiyaç kalmıştır."

"Enbiya-yı sâlife zamanında tabakat-ı beşeriye birbirinden çok uzak ve seciyeleri hem bir derece kaba, hem şiddetli ve efkârca iptidaî ve bedeviyete yakın olduğundan, o zamandaki şeriatler, onların haline muvafık bir tarzda ayrı ayrı gelmiştir. Hattâ bir kıt'ada, bir asırda ayrı ayrı peygamberler ve şeriatler bulunurmuş."(1)

Kâinatta tekâmül kanunu hükmettiği için her şey basitten mükemmele doğru yavaş yavaş gelişip ilerliyor. İnsanlığın ictimaî ve eğitim seviyesi de aynı kanuna tâbi olduğu için ilk insanların döneminde insanların idrak ve mizaçları bir derece ibtidaî ve kaba idi. Tıpkı insanın bebeklik ve çocukluk dönemi gibi. Allah böyle bir içtimaî yapıya uygun peygamberler ve şeriatlar göndermiştir. O dönemlerde haberleşme ve ulaşım vasıtaları da gelişmediği için o dönemlerdeki toplumlar ve insanlar birbirinden habersiz ve alakasız bir durumda idiler. Böyle olunca hepsini terbiye edip doğruya sevk etmek için, ayrı dinler ve peygamberler gerekiyordu. Bu yüzden her kavme ayrı bir din ve peygamberler gönderilmiştir.

Ama nasıl insan bebeklik ve çocukluktan kurutulup gençlik ve kemal bir yaşa doğru gelişiyor ise, insanlık da hayat da aynı şekilde terakki edip gelişiyor ve kemale eriyor. Bununla beraber haberleşme ve ulaşım vasıtaları inkişaf edip insanlık birbirleri ile irtibata geçiyor. Yani dünya artık küreselleşip bir peygamber ve bir şeriat kıvamına geliyor.

Bu zaviyeden bakarsak; şarap esasa dair bir mesele olmayıp, fer’î bir meseledir. Dolayısı ile şarabın peygamberlerin şeriatlarında farklı hükümler alması makul ve mantıklıdır. Lakin şu şeriatta helaldi diyebilmek için delil ve kaynak gerekir. Hazret-i İsa (as)’in dininde şarabın helal olduğu Risale-i Nur'da şu şekilde geçmektedir:

"Allahu a'lem, bunun hikmeti şudur ki: Nasıl ki emr-i İlâhî ile İsa Aleyhisselâm, şeriat-ı Mûseviyede bir kısım ağır tekâlifi kaldırıp şarap gibi bazı müştehiyâtı helâl etmiş; aynen öyle de büyük Deccal, şeytanın iğvâsı ve hükmüyle şeriat-ı İseviyenin ahkâmını kaldırıp Hıristiyanların hayat-ı içtimaiyelerini idare eden rabıtaları bozarak anarşistliğe ve Ye'cüc ve Me'cüc'e zemin hazır eder. Ve İslâm Deccalı olan 'Süfyan' dahi, şeriat-ı Muhammediyenin (a.s.m.) ebedî bir kısım ahkâmını nefis ve şeytanın desiseleriyle kaldırmaya çalışarak, hayat-ı beşeriyenin maddî ve mânevî rabıtalarını bozarak, serkeş ve sarhoş ve sersem nefisleri başıboş bırakarak hürmet ve merhamet gibi nuranî zincirleri çözer, hevesat-ı müteaffine bataklığında birbirine saldırmak için cebrî bir serbestiyet ve ayn-ı istibdat bir hürriyet vermek ile dehşetli bir anarşistliğe meydan açar ki, o vakit o insanlar gayet şiddetli bir istibdattan başka zapt altına alınamaz."(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Yirmi Yedinci Söz, Hâtime.
(2) bk. Şualar, Beşinci Şua, İkinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...