"Zaman hatt-ı müstakim üzerine hareket etmiyor ki, mebde ve müntehası birbirinden uzaklaşsın." Üstad'ın zamana bakışı nasıldır?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Evet, bakınız, zaman hatt-ı müstakim üzerine hareket etmiyor ki, mebde ve müntehâsı birbirinden uzaklaşsın. Belki küre-i arzın hareketi gibi bir daire içinde dönüyor. Bazen terakki içinde yaz ve bahar mevsimi gösterir. Bazen tedennî içinde kış ve fırtına mevsimini gösterir. Her kıştan sonra bir bahar, her geceden sonra bir sabah olduğu gibi, nev-i beşerin dahi bir sabahı, bir baharı olacak inşaallah." (Hutbe-i Şâmiye)

Üstad'ın bu ifadesi, zamanın doğrusal bir hat değil, devirsel bir yapıya sahip olduğu fikrini merkezine alır. Bu cümleden hareketle Üstad’ın zaman kavramını şu başlıklarla açıklayabiliriz:

Doğrusal Zaman (Müstakim Hat) Reddi: Modern ve klasik fiziğin bir kısmında zaman; geçmişten geleceğe doğru akan, başı ve sonu birbirinden sürekli uzaklaşan düz bir çizgi gibi tasvir edilir. Ancak Üstad, zamanın bu şekilde tek boyutlu ve birbirinden kopuk bir yapıda olmadığını savunur. Eğer zaman düz bir hat olsaydı, geçmiş yokluğa gömülür ve gelecekten tamamen kopuk kalırdı.

Dairesel Hareket ve Vahdet: "Küre-i arzın hareketi gibi bir daire içinde dönüyor." ifadesi, zamanın bir devri daim içinde olduğunu gösterir. Dünyanın kendi ekseni ve güneş etrafındaki dönüşü nasıl mevsimleri ve gece-gündüzü tekrar ederek bir bütünlük oluşturuyorsa, zaman da benzer bir döngüsellik içerisindedir. Bu durum, mebde ve müntehanın aslında birbirine temas ettiğini veya bir noktada birleştiğini simgeler.

"An-ı Seyyale" ve Zamanın Birliği: Üstad'a göre zaman, sadece akıp giden bir süreç değil, esma-i hüsnanın tecellilerinin sergilendiği bir şerittir. Dairesel yapı, ilahi ilim ve irade noktasında zamanın bir an gibi bir bütün olarak mütalaa edilebileceğine işaret eder. Yani geçmiş, hâl ve gelecek aslında aynı dairenin parçalarıdır ve birbirinden bağımsız, kopuk parçalar değildir.

Yenilenme ve Beka: Zamanın dairesel hareketi, kâinattaki sürekli yenilenmeyi açıklar. Bir mevsimin bitişi, aslında bir sonrakinin hazırlığı ve başlangıcıdır. Bu perspektif, ölümü bir yok oluş değil, dairesel bir hareketin başka bir menzile geçişi olarak görmeyi sağlar. Her bitiş, aslında başlangıca bağlıdır.

Özetle Üstad; zamanı birbirinden kopuk noktalar silsilesi olarak değil, her anı birbiriyle irtibatlı, başı sonuyla bitişik ve ilahi bir nizamın parçası olan bütüncül bir daire olarak tanımlamaktadır. Dolayısıyla her baharın sonunda bir yaz, sonrasında bir güz ve sonrasında kış mevsimleri bir daire gibi döner.

Aslında burada bize verilmek istenen ana tema, başlangıçta iyi başlayan hep iyi, kötü başlayan da hep kötü gitmez. Çünkü zaman bir tekerlek gibi dönmektedir. Bir zamanlar tekerleğin üstünde zengin veya güçlü olan bir millet veya kişi, tekerleğin (zamanın) dönmesiyle aşağıya yani fakirliğe veya zaafa dönebilir. Aynı şekilde zayıf ve fakir olan bir millet de zamanın dönmesiyle tam tersine zengin ve güçlü olabilir.

İlave bilgi için tıklayınız:

- En yüksek gür sada İSLAMIN SADASI Olacak! (Video: H. DÜLGAR)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 230
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Şua.Nur

Allah razı olsun

fakat zamanın dairesel olduğunu kabul edince de geçmişin yokluğunu kabul etmemiz gerekmez mi

Nasıl geçmiş an ve gelecek bir olabilir 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale
Zaman dairesel olunca geçmiş sürekli tazeleniyor sadece ayniyet ve misliyet farkı var dolayısı ile geçmiş yok olmuyor aksine sürekli döngü ile tazeleniyor. Dairesel dönüşte zamanın her hali sürekli tekrar eder yok olmaz. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...