"Zuhr zamanı ise, yaz mevsiminin ortasına, hem gençlik kemâline, hem ömr-ü dünyadaki hilkat-i insan devrine benzer ve işaret eder ve onlardaki tecelliyât-ı rahmeti ve füyuzât-ı nimeti hatırlatır." İzahı? "İnsanın gaflette yaşadığı dönem" diyebilir miyiz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bir günün içinde öğle zamanı günün ortasını ve kemâlini temsil eder. Aynı şekilde dünyanın yaratılışını bir gün olarak tasavvur edersek o günün ortası, yani kemal dönemi insanlığın yaratıldığı dönemdir. Zira kâinatın ve dünyanın yaratılış sebebi onun en mükemmel meyvesi olan insandır. İnsanın yaratılmasından evvelki dönemler, o en aziz misafire bir hazırlık dönemi gibidir.

Allah’ın rahmetinin ve nimetlerinin en mükemmel olarak tecelli ettiği dönem insanların yaratıldığı dönemdir. Üstad Hazretleri bu mânayı “tecelliyât-ı rahmet ve füyuzât-ı nimet” şeklinde tasvir ediyor.

"Zuhr zamanı ise, yaz mevsiminin ortasına, hem gençlik kemâline, hem ömr-ü dünyadaki hilkat-i insan devrine benzer ve işaret eder ve onlardaki tecelliyât-ı rahmeti ve füyuzât-ı nimeti hatırlatır."(1)

Zuhr zamanı öğle vakti olup, öğle namazının vaktidir. Mevsimlerden yaza benzetilmesi, yaz mevsiminin mevsimler içinde en kamil ve bereketli bir mevsim olmasından dolayıdır. İnsan ömründen gençliğe benzetilmesi ise, vakit olarak gündüzün en dinç ve en kamil kıvamı öğle vaktidir. Kainatın uzun ömründe ise insanlığın yaratılış evresine denk geliyor ki, bu da varlık için en önemli bir hadisesidir. Zira kainat insan için ihzar edilmiştir.

Demek oluyor ki, mevsimler içinde yaz, insanın ömründe gençlik, dünyanın ömründe insanlık dönemi ne manaya haiz, hangi kıymeti ifade ediyor ise, beş vakit namaz içinde öğle vakti de o manaya ve o öneme haiz demektir. Allah’ın rahmet feyizleri en çok bu evre ve aşamalarda tecelli etmiştir. Bütün bu nimetlere külli anlamda şükretmek ancak namaz ile olur; zira namaz külli bir şükürdür.

Nimet ve kuvvet, iki ucu keskin bir bıçak gibidir. Bu nimetler hayırda kullanılır ise, çok güzel ve kuvvetli bir vesile-i hayırdır. Şer ve gaflette kullanılırsa, bu kez de çok kuvvetli bir vesile-i şer ve zulümdür. Gençlik ve nimet insanı ya külli şükre götürür ya da külli şerre ve gaflete götürür. Öyle ise bu kavramlar vesile olduğu şeye göre hüküm alırlar. Bütünü ile sebeb-i gaflet demek yanlış olur.

(1) bk. Sözler, Dokuzuncu Söz, Dördüncü Nükte.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...