"Zulümde, fıskta, kebairde birer menhus lezzet-i şeytaniye bulunabilir. Fakat imansızlıkta hiçbir cihet-i lezzet yok..." İman etmeyenler, içinde bulundukları elemi, azabı hissetmiyorlar mı?
Değerli Kardeşimiz;
Nefis ve kör hissiyat; bir dirhem hazır lezzeti, gelecekteki tonlarca lezzete tercih eder. Bu gibi nebati ve hayvani hissiyatlar, insanın akıl ve kalp gibi insani ve nurani hissiyatlarını susturup, vazifelerinden geri bırakabiliyorlar.
Evet, nefis, heva ve vehim sadece hazır anını düşünür. Geleceği ve işin sonunu göremez, bir cihetle hayvan gibidir. Hayvanda akıl ve basiret olmadığı için geleceği göremez, her şeyi bulunduğu andır. Aynı şekilde insandaki nefis, heva ve vehim gibi cihazlar da geleceği ve neticeyi düşünemez. Her şeyini bulunduğu an bilir.
Mesela nefis ve vehime; "Sen şu hazır bir gram lezzeti terk et, sana bir yıl sonra tonlarca lezzetler verilecek" denilse; o bir gram hazır lezzeti, bir yıl sonra verilecek tonlarca lezzete tercih eder. Zira nefis bir yıl sonrasını düşünüp muhakeme edemiyor, o sadece bulunduğu anı düşünüyor.
Durum ceza noktasında da aynıdır, nefis ve vehime; "Şimdi sana bir tokat atacağız, ama bu tokada mukabil bir hafta sonraki büyük bir azaptan kurtulacaksın." denilse; nefis ve heva hazır bir tokada razı olmuyor. Çünkü o tokadı peşinen yiyecek. Hâlbuki bir tokada bedel bir hafta sonra büyük bir azaptan kurtulacak; ama nefis bunu göremiyor ve bilemiyor.
Ekser kâfirler lakaydlık ve umursamazlık olan adem-i kabul dairesinde bulunduklarından, düşünmeden yaşıyorlar ve küfr-ü mutlaktakiler gibi hayatları harap olmuyor. Sefahetten gelen menhus lezzetle hislerine mağlup olup akıllarını uyutuyorlar. His ve hevesin hâkimiyeti aklın mizanlarını dinlemiyor. His ve heveslerine mağlup olarak yaşıyorlar.
Akılları tatil ettiklerinden, düşünce ufukları kısırlaşıyor. Geçmişi ve geleceği düşünmeden anlık yaşıyorlar. Gençlik, şöhret, imkân ve saltanat, belirli bir müddet onların zevk ve menfaatlerine kuvvet veriyor. İmandan gelen zevk ve lezzeti idrak edemediklerinden, mukayese imkânı bulamıyorlar. Mevcut hayatı ideal zannediyorlar. Dünyanın ve hayatın ağır şartları, başka şeyleri düşünmeye fırsat bırakmıyor...
Zalimlerin günahtan zevk alması; nebati ve hayvani yönlerinin, insani özelliklerini esir almalarından dolayıdır. Böyleleri bir cihetle hayvan derekesine düşüyor. İşlenen günah ve zulümler, insanın latifelerini köreltiyor hatta öldürüyor.
Allah, günah olan lezzetlerin içine peşin birer azap koymuştur. Kumar lezzetinin içindeki azap; mal ve haysiyetini kaybetmek iken, içki lezzetinin içindeki azap; sıhhat ve akıl kaybıdır. İşte her haram lezzetin içinde böyle elim dünyevi azaplar bulunuyor. İnsanlara bunlar gösterilebilir ise uyanması ve hatasını anlaması daha kolay olur. Risale-i Nur mesleği ekser olarak haram lezzetler içindeki elim azapları göstererek insanları irşad edip uyandırıyor.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar