Block title
Block content

"Âfâkîdir. Yani, mükerrer müşahedat ve müteaddit vakıat ve kerrat ile münasebattan neş’et eden bir nevi hükm-ü tecrübîdir." Bu cümleyi, "Mânevî hedâyâmız onlara gidiyor; onların nuranî feyizleri de bizlere geliyor." cümlesiyle birlikte izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ruhun bekasının afakî delilleri, vefat edenlerin ruhlarıyla yapılan görüşmelerdir. Bunun çok örnekleri vardır; tümü birlikte düşünüldüğünde “bir nevi hükm-ü tecrübî” ortaya çıkar.

Bu münasebetin en önemlileri, birer peygamber varisi olarak asırlarına yön veren ve insanları irşat etmekle manen görevlendirilmiş zatların, Allah Resulü (asm.)'nün ruhanîyatıyla görüşmeleri, Ondan ders almaları, feyzinden istifade etmeleridir. Üstat Hazretleri asırların mebuslarıyla mâna âleminde yapılan bir ruhanî toplantıya katıldığını ve orada sorulan sorulara cevaplar verdiğini açıkça ifade etmektedir. Sadece giriş bölümünü nakletmekle yetineceğim.

“ ...    Bir cuma gecesinde nevm ile âlem-i misale girdim. Biri geldi, dedi:

"Mukadderat-ı İslâm için teşekkül eden bir meclis-i muhteşem seni istiyor."

Gittim, gördüm ki,  münevver, emsalini dünyada görmediğim, Selef-i Salihînden ve a'sârın meb'uslarından her asrın meb'usları içinde bulunur bir meclis gördüm. Hicap edip kapıda durdum. Onlardan bir zat dedi ki:

"Ey felâket, helâket asrının adamı, senin de reyin var. Fikrini beyan et."

Ayakta durup dedim:

"Sorun, cevap vereyim. ...”(1)

 Sadece bu toplantı bile meselenin ispatına kâfidir.

Üstadımızın bu konudaki bir başka haberi:

 “Bilirsiniz ki, Hazret-i Ali (r.a.), o mucizevâri kerametiyle ve Hazret-i Gavs-ı Âzam (k.s.) o harika keramet-i gaybiyesiyle, sizlere bu sırr-ı ihlâsa binaen iltifat ediyorlar. ..."

"Böyle mânevî kahramanları arkanızda zahîr, başınızda üstad bulmak isterseniz, ...    ihlâs-ı tâmmı kazanınız.”(2)

Diğer müminlerde, vefat edenlerin ruhlarıyla münasebetin çoğu sadık rüyalar yoluyla gerçekleşir. Gerekli hallerde, bir sünnet olarak, başvurulan istiharelerde de vefat etmiş büyük zatların ruhlarının istihareye yatan kimseye rüya âleminde yol gösterdiği, tavsiyelerde bulunduğu bilinmektedir.

Burada yakinen bildiğim bir misâli nakletmek isterim:

Mehmed Kırkıncı Hocamız, Hacı Cahit kardeşin arabasıyla çıktıkları bir Güneydoğu seyahatinde Hacı İshak amcayı da yanına alır. Dönüşte Elazığ’a uğrarlar ve Hulusi Ağabey'in kabrini ziyaret ederler.  Ziyaretten sonra Harput’tan aşağı doğru inerlerken, İshak amca arabayı durdurur ve oradan geçen birisine akıl hastanesinin adresini sorar. O da yolun hemen ilerisinde olduğunu söyler. Hastanenin önünde dururlar. İshak amca içeri girer ve uzun süre kalır. Döndüğünde, aylar önce kaybolan ve bulunmasından ümit kestikleri yarı-meczup yeğeni de beraberindedir. Hocam ve Hacı Cahit kardeşimiz hayretler içinde kalırlar. Araba hareket ettiğinde İshak amca olanları şöyle anlatır:

"Hulusi abinin kabrini ziyaretimiz sırasında bir ara uykuya daldım. Rüyamda Hulusi abi bana yeğenimin akıl hastanesinde olduğunu haber verdi."

İshak amcamızın buna benzer çok sahih rüyalarını ben de kendisinden bizzat dinlemiş bulunuyorum.

Böyle bilemediğimiz nice olaylar yaşanmış ve kabir âlemindeki zevatın bizlerle münasebetlerinde ve onlarla irtibat kurulması konusunda hiçbir şüphe kalmamıştır.

Dipnotlar:

(1) bk. Sünûhat, Rüyada Bir Hitabe.
(2) bk. Lem'lara, Yirmi Birinci Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
Yükleniyor...