"Nev-i beşerin humsu ona iktidâ etmiş ve nısf-ı arz onun hükm-ü mânevîsi altına girmiş." cümlesinde neden yarısı deniliyor, bir de "hükm-ü manevi"yi nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"...nısf-ı arz onun hükm-ü mânevîsi altına girmiş"den maksad; Peygamber Efendimiz (asm) zamanında yapılan ciddi çalışma ve gayretle İslamiyet’in sür’atli bir şekilde yayılmasıdır. Dört halife döneminde fethedilen topraklarla sınırlar bir hayli genişlemiştir. Daha sonra sair milletlerin İslamiyet’i kabulüyle, Anadolu ve Kafkaslara kadar yayılmıştır.

Osmanlılarla birlikte artık İslamiyet ifade edildiği gibi, yeryüzünün yarısında hâkim olmaya başlamıştır. Malumunuz Osmanlı toprakları üzerinde daha sonra otuz iki devlet kurulmuştur.

Bir de "hums-u beşer" ifadesi kullanılmakta, bu da insanlığın beşte birinin İslamiyet çatısı altında toplandığını ifade etmektedir. Şu anda Müslümanların bir buçuk milyar olduğu düşünüldüğünde, bu ifadenin de tam yerine olduğu görülmektedir.

Diğer dinlere mensup olanlar artık İslamiyet'in ulvi hakikatlerinden istifade etmeye başlamış; Müslümanlara dostlukları artmıştır. Hz. İsa (as)'ın dini olan Hristyanlığın ahir zamanda tasaffi edilmesiyle İslamiyet'le Hristiyanlık omuz omuza gelecek ve ehl-i küfür biiznillah mağlubiyete düçar olacaklardır.

İşte bu iki dinin iltihak edip kavuşmasıyla, ehl-i iman büyük bir kuvvet bulacak. Âdeta yeryüzünün yarısı İslamiyet'in nuruyla nurlanıp Resulullah Efendimiz (asm)'in hükm-ü manevisi altına girecektir. Ahir zamanda İslamiyet metbu’ Hristiyanlık ise İslamiyete tebaiyet edecek. İmamlık şerefi İslamiyet'te kalacaktır.

"..nısf-ı arz onun hükm-ü manevîsi altına girmiş," tabirinde, onun getirdiği İslam dininin -ister siyasî, ister iktisadî, ister itikadî noktadan- dünyanın yarısını tesiri altına almıştır. Emevi, Abbasi, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde dünyanın en büyük üç kıt’aları hep İslam medeniyetinin tesirinde kalmışlardır.

Hatta Avrupa’nın bugünkü medeniyetinin temelinde yine Endülüs Emevî devletinin ve İslam Âleminin büyük bir hissesi ve teşviki vardır. Rönesans ve Reform hareketlerinin en büyük tesiri, İslam medeniyetinin numune alınmasıdır. Bu da Peygamber Efendimiz (asm)'in ne denli büyük ve azametli bir din ile gönderildiğini gösteriyor. Dolaylı olarak ve manevî açıdan dünyanın yarısı onun manevî hükmü ve tesiri altındadır, demektir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...