"Âlem-i Esbab" ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Sebepler âlemi. Her şeyin bir sebebe dayanarak olduğu âlem. Bu dünya.

Cenab-ı Hak, eşyanın vücuda gelmesini bir takım sebeplere bağlamış; çok adi ve basit sebepleri âli şeylere vesile kılmış, birbirini tanımayan şuursuz varlıkları canlıların hususen insanların hizmetine vermiştir. Bütün sebepler birer perdedir. O adi ve basit sebeplerden meydana gelen eşya ise harikadır, sanatlıdır, mükemmeldir, hikmetlidir, faydalıdır ve kusursuzdur. Elbette ki bu kadar harika, sanatlı ve hikmetli eserler; “şuursuz sebeplerin, kör tesadüfün, sağır tabiatın” işi değildir.

Mükemmel neticeler adi ve şuursuz sebeplerin işi olamaz, o sebepleri de onlardan meydana gelen harika neticeleri de yaratan sonsuz kudret sahibi ve nihayetsiz ilim sahibi Allah’tır.

Ne tavuk bizi tanır ne arı ne koyun ne de ağaç. Onlar ihtiyacımızı bilmez ve bize merhamet etmezler. Demek ki onları bize hizmet ettiren, ihtiyaçlarımızı bilen, merhameti sonsuz, ikramları payansız, ihsanları nihayetsiz olan Allah”tır.

“İşte ey sersem münkir-i gafil! Göz önündeki bu hakîmane, kerîmane, rahîmane, rezzakane terbiyeti ve bu acibve hârika ve mu’cize keyfiyeti ne ile izah edebilirsin? Senin gibi serseri tesadüfle mi? Ve kalbin gibi kör kuvvetle mi? Ve kafan gibi sağır tabiatla mı?” (33. Söz, 16. Pencere)

“Evet, izzet ve azamet ister ki, esbab perdedar-ı dest-i kudret ola aklın nazarında. Tevhid ve celâl ister ki, esbab ellerini çeksinler tesir-i hakikîden.” (22. Söz)

Küçük bir ceviz için koca bir ağacı vesile kılan Allah, ince bir telden de kavun, karpuz ve kabak gibi nice sebze ve meyveleri yaratmaktadır. Tohum ekmeden buğday elde edilmez ama buğdayın meydana gelmesi şuursuz toprağın işi değildir.

  • Sebepler Perdedir

Kendisini ve kâinat kitabını okuyan mütefekkir bir insan, hiçbir mahlûkun başıboş olmadığını, onların emir tahtında hareket ettiklerini idrak eder. Birbirini tanımayan şuursuz mahlûkların kendisine hizmet ettirildiğini, bu kadar harika işlerin meydana gelmesinde onların hiçbir tesirlerinin olmadıklarını, onların sadece birer perde olduklarını anlar.

Kendini bilen mütefekkir bir insan, “Bir köyün muhtarsız, bir iğnenin ustasız ve bir harfin kâtipsiz” olamayacağını bilir, her neye ve hangi hadiseye bakarsa baksın, onun arkasında Rabbinin sonsuz fiillerini ve nihayetsiz tasarrufunu idrak eder. Bu kadar sanatlı ve hikmetli eserlerin ve icraatların; “şuursuz sebeplerin, kör tesadüfün, sağır tabiatın” işi olamayacağını anlar. Kâinattaki bedi ve garip eserleri ibretle okur, her varlık üstünde Cenab-ı Hakk’ın silinmez ve taklit edilmez mührünü okur.

Kendini bilen ve okuyan insan, Yüce Allah’ın bütün mahlûkatı en mükemmel bir şekilde terbiye ettiğini, onları insana hizmet için seferber kıldığını, eşyanın vücuda gelmesini bir takım sebeplere bağladığını anlar. Bütün sebeplerin birer perde olduğunu; o adi ve basit sebeplerden meydana gelen eşyanın ise harika, mükemmel ve kusursuz olduğunu görür.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...