"Allah mü'minlerden canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır." ayet-i kerimesinde, geçmiş zaman kipinin kullanılmasını nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

وَاِذْ اَخَذَ رَبُّكَ مِنْ بَن۪ٓي اٰدَمَ مِنْ ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَاَشْهَدَهُمْ عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْۚ اَلَسْتُ بِرَبِّكُمْۜ قَالُوا بَلٰىۚۛ شَهِدْنَاۚۛ اَنْ تَقُولُوا يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اِنَّا كُنَّا عَنْ هٰذَا غَافِل۪ينَۙ

"Rabbin Âdemoğulları’ndan -onların sırtlarından- zürriyetlerini alıp bunları kendileri hakkındaki şu sözleşmeye şahit tutmuştu: Ben sizin rabbiniz değil miyim? 'Elbette öyle! Şahitlik ederiz.' dediler. Böyle yaptık ki kıyamet gününde, 'Bizim bundan haberimiz yoktu.' demeyesiniz." (A'raf, 7/172)

Bu ayet-i kerimeye genel anlamda "Allah ruhları bezm-i elestte yarattığında, onlara Rabliğini teyit ettirmiş ve onları da şahit tutmuştur." manası verişmiştir. Ayrıca bazı tefsirlere göre de "anne rahminde olan ceninlere bu hitap her zaman yapılmakta ve onlardan bu şahitlik alınmaktadır." İşte bu ayete ve tefsirlerine bakıldığında, o zamandan mümin olanlar bu ahitlerine sadık kaldıkları için cennet ilahi lütufla girmektedirler.

Üstadımız da bu konuda aynı mealde şunları söylemektedir:

"Evet İsrafil'in borusu olan Sur'u, ordunun borazanından geri olmadığı gibi, ebedler tarafında ve zerreler âleminde iken ezel canibinden gelen اَلَسْتُ بِرَبِّكُمْ hitabını işiten ve قَالُوا بَلٰى ile cevab veren ervahlar, elbette ordunun neferatından binler derece daha müsahhar ve muntazam ve muti'dirler. "(1)

Evet, Allah’ın ilmi, ezelî olduğu için, geçmiş ve gelecekteki her şey O’nun nazarında şimdiki zaman gibidir. Yani Allah’ın ezelî ilminde zamanın üç hali diye bir şey yoktur, geçmişi de geleceği de hâli de birlikte bilir. O’nun ilmi her şeyi kuşatmıştır. Kur’an'daki zaman kipleri Allah’a değil, insanlara bakar. Yani zamanın kayıtları insanlar için geçerlidir.

Allah, ezelî ilminde kimin canlarını ve mallarını cennet karşılığında satacaklarını bildiği için, olmuş gibi hitap ediyor. Yani mazi sigasını kullanıyor, ama biz zaman tünelinin içinde olmamız nedeni ile bu hâdiseye geçmiş nazarı ile değil, gelecek nazarı ile bakarız. Zira bizim açımızdan satıp satmama olayı istikbale aittir, yani gaybîdir.

Özetle; Allah mazi hitabı ile ilminin ezelîyetine işaret ediyor.

(1) bk. Şualar, İkinci Şua, Uzunca Bir Haşiye. (Sözler, Onuncu Söz, Zeylin Üçüncü Parçası).

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...