"Bu ayetteki نُورَ اللهِ بِاَفْوَاهِهِمْ وَاللهُ مُتِمُّ نُورِهِ cümlesinin makam-ı cifrisi, bin üç yüz on altı (1316) veya yedi (7)’dir." Tarihi denk getirmek için ayetten parça almak doğru mudur?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

" يُرِيدُونَ لِيُطْفِؤُا نُورَ اللّٰهِ بِاَفْوَاهِهِمْ وَاللّٰهُ مُتِمُّ نُورِهِ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ " dur. Bu ayetteki " نُورَ اللّٰهِ بِاَفْوَاهِهِمْ وَاللّٰهُ مُتِمُّ نُورِهِ " cümlesinin makam-ı cifrisi, bin üç yüz on altı (1316) veya yedi (7)’dir. Ve bu tarih ise, sabıkan yirmi birinci ayetin hâtimesinde zikredilen inkılâb-ı fikrî sadedinde, Avrupa’nın bir müstemlekât nâzırı, Kur’ân’ın nurunu söndürmesine çalışması tarihine ve Resâili’n-Nur Müellifi dahi ona karşı o inkılâb-ı fikrî sayesinde o nuru parlatmaya çalışması aynı tarihe..." (Şualar, Birinci Şua, 27. Ayet)

- Cifir ve ebcedle yapılan teviller, bir işari tefsir statüsündedir. İşari tefsirlerde ayetlerin ifadelerinin tümünü nazara alarak bir istinbat, istihraç yapma şartı yoktur. Bir cümle içerisinde kanaat verecek şekilde bir-iki lafzın arzu edilen manaya işaret ediyorsa, bu tevafuk bir işari tevil olur.

- İlgili ayetin ifadesinin tamamından sayısal bir işari şifreyi istihraç etmek oldukça zordur. Zira ayetlerin ifadeleri asrısaadetten kıyamete kadar devam eden uzun bir süreç içerisindeki insanlara hitap etmekte ve onlara ders vermektedir.

İfadedeki uzun cümlelerin tamamını açıklayıp anlatmayı hedeflemek, her asırdaki farklı görgülere, farklı kesimlere, farklı anlayış seviyelerine uygun olmadığı gibi, matematiksel bir hesap sistemi olan ebced değeri de isabetli olmayabilir.

Bu konuyu açıklamak için bir misal verecek olursak şu ayete bakabiliriz:

“Allah, müminlerden, kendilerine vereceği cennet karşılığında canlarını ve mallarını satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler. Müjdelenen bu cennet Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da Allah’ın yerine getirmeyi uhdesine aldığı kesin bir sözdür. Verdiği sözü Allah’tan daha iyi yerine getirecek kim olabilir? O halde, ey müminler, Allah ile yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte bu, gerçekten büyük bir başarı ve kurtuluştur.” (Tevbe, 9 / 111)

Bu ayette o dönemin hassasiyetlerine uygun olarak maddi savaşın faziletine dikkat çekmek için bir üslup kullanılmıştır. Fakat ayetin ifade tarzında manevi cihat anlayışına da yer verecek şekilde bir üslup takip edilmiştir.

Bu asırda “cihadın özellikle manevi / ilmi, aklî, fikri, iknaî olduğunu” bildiren Bediüzzaman Hazretleri ayetin tamamını değil, cihadın bu manevi yönüne bakmaya imkân veren “Allah, müminlerden, kendilerine vereceği cennet karşılığında canlarını ve mallarını satın almıştır” mealindeki ayetin cümlesini esas alıp tefsir etmiştir. (bk. Sözler, Altıncı Söz)

İşte bunun gibi ebced hesabıyla da cümlenin tamamının sayısal açıklamaya imkân vermediği için, Üstad Bediüzzaman konunun nirengi noktalarını teşkil eden ve ayetin tamamının birer cüzü olan “Allah’ın nuru, söndürmeye teşebbüs etmek” gibi konunun vurgulandığı noktaları esas alarak onlardaki sarih manayı ebced hesabının işari desteğiyle pekiştirmiştir.

Ebced hesabına ve ayetlerin işari manalarına inanan bir kimse için bunda garipsenen hiçbir taraf yoktur.

Şunu da unutmayalım ki, bir şeyi, anlatmak, ifade etmek özellikle muhatabın gönlüne koyabilmek, onu bilmek ve anlamaktan çok daha zordur!..

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...