"Bu zamanda siyaset, kalbleri ifsad eder ve asabî ruhları azap içinde bırakır. Selâmet-i kalb ve istirahat-i ruh isteyen adam, siyaseti bırakmalı." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Bu zamandaki siyasette” yalan, hile, aldatmak, iftira, küresel güçlere alet olma, tarafgirlik vesaire gibi şeyler kuvvetle muhtemel ve hatta esas olduğu için, kalp ve ruh gibi özü temiz olan latifeleri bozar ve azap içinde bırakır.

Kalp ve ruhun yapısı ile şimdiki siyasetin esasları birbirine taban tabana zıttır. Dolayısı ile iki zıddın birbirini olumlu anlamda beslemesi, tatmin etmesi, mutlu etmesi mümkün değildir. Nasıl zehir içildiğinde bedeni ifsat ediyor ise; siyaset de kalp ve ruhu ifsat eden bir zehir gibidir. Kalp ve ruhunun sıhhat ve afiyetini isteyen adam siyasetten uzak durmalı, içine girmemelidir.

Siyasi propagandalarda gerçeklerin olduğu gibi anlatılması, hissiyatın değil fikrin esas alınması, yalancılığın değil doğruluğun tercih edilmesi, mümince davranışın bir gereğidir. Oysa bu zamanda siyasette yalan propaganda zaruri bir durum haline gelmiştir. Günümüzdeki siyasetin içine o kadar çok yalan, hile ve şeytanlık girmiş ki, siyasetçilerin bu şeytani düzen içerisinde kalb ve ruhlarını muhafaza etmesi -adeta- imkansız hale gelmiştir.

“Siyasetçi, ekserce tam müttakî dindar olamaz. Tam ve hakikî dindar, müttakî olanlar, siyasetçi olmazlar...” (1)

Nasıl olunacak ki? Zalim propaganda, bugünkü siyasetin birinci malzemesidir ve yalancılığın ta kendisidir.

Asabi, yani sinir ve öfke kontrolü zayıf olan insanlar siyasetin bu şeytani yönlerine dayanamaz, hayatını kendine zehir eder, sürekli kızıp öfkelenir; en sonunda ruh hastası olur.

Kalbinde azıcık güzellik bulunan birisi siyasete girerse, o kalp yılan yuvasına dönüşmeye aday demektir. Çünkü kimyası yalan üzerine kurulan siyaset kalpleri tamir etmez bilakis ifsat eder.

Bu söylenen ve yazılan konular sadece fiili olarak siyesete girenler için değil, fiili olmasa da konuşma, düşünme ve merak noktasında da siyaseti takip eden asabi kişilerde de aynı şeyleri görmek mümkündür.

Bununla beraber Allah'ın rızasını ve ahiretin hesabını esas alanlar, bu alana girdiklerinde imanın bereketiyle muhafaza olunabilirler. Hulefa-i Raşidin dediğimiz dört halife ve tarihte bazı müstesna sultanlar ve idareciler, kendilerini muhafaza ederek ahirete irtihal olunmuşlardır. Bu niyetle girenlere de, kalpleri bozulmasın ve ümmete faydalı olsun diye de ümmet olarak dua etmek lazımdır.

(1) bk. Emirdağ Lahikası-I, 30. Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...