"Allah'ın eserlerindeki mükemmellik, çok denemelerden sonra ortaya çıkmış." şeklindeki iftiraya nasıl cevap verilebilir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Evvelâ; Allah’ın ilmi ve kudreti ezelî ve ebedî olduğu için, acizliği ve noksanlığı akla getiren tecrübe gibi hallerden münezzeh ve mukaddestir. Yani Allah kâmil bir eser yaratmak için tecrübe etmeye gerek duymaz. Onun İlahlık sıfatları zaten mutlak bir kemalde olduğu için, her şeyi de mutlak bir kemal ve güzellik ile yaratır. Sonsuz kemal sahibi bir zata eksiklik ve tecrübesizlik ithaf etmek hezeyandan başka bir şey değildir.

İkincisi, Allah her an yaratma halindedir. Hâlihazırda yaratılan bir insanın siması, kokusu, parmak izi, göz retinası gibi incelikleri ve vasıfları, önceden ve şimdi yaratılan hiçbir insanınki ile aynı değildir. Öyle ise nasıl olur da Allah’a tecrübe izafe edilebilir, anlamak mümkün değildir.

Bütün cemadat, nebatat ve hayvanattaki teşahhus, imtiyaz ve özellikler Cenab-ı Hakk’ın mutlak irade sahibi olduğunun açık bir delili ve katî bir şahididir. Hz. Âdem’den (as.) bugüne kadar yaratılmış ve kıyamete kadar da yaratılacak her insana, her canlıya diğerlerinden farklı, değişik, ayrı, farikalı ve mümtaz bir sima takılması, karakterlerinin hatta parmak izlerinin birbirinden farklı olması Cenab-ı Hakk’ın ilminin ve iradesinin sonsuz olduğunun açık bir delilidir. Bedîüzzaman Hazretleri bu hakikati şöyle ifade eder:

"İ'lem Eyyühel-Aziz! Senin yüzün, vechin o kadar küçüklüğü ile beraber geçmiş ve gelecek bütün insanların adedince kendisini onlardan ayıran ve tarif eden nişan ve alâmetleri hâvi olduğu gibi, yüzünü teşkil eden esas ve erkânında da bütün insanlar ittifaktadır. Bütün insanlarda biri tevafuk, diğeri tehalüf olmak üzere iki cihet vardır. Tehalüf ciheti Sâniin muhtar olduğuna, tevafuk ciheti ise Sâniin Vâhid-i Ehad olduğuna delalet ederler. Bu iki cihetin bir Kasıd'ın kasdıyla, bir Muhtar'ın ihtiyarıyla, bir Mürîd'in iradesi ile bir Alîm'in ilmiyle olmadığını tevehhüm etmek, muhalâtın en acibidir. Fesübhanallah! Yüzün o küçük sahifesinde nasıl gayr-ı mütenahî nişanlar derç edilmiştir ki, göz ile okunur da nazar ile yani akıl ile görünmez." (Mesnevi-i Nuriye)

Evet, bütün insanların yüz şekillerinin bir olması onların Rablerinin bir olduğuna, seslerinin, simalarının ve parlak izlerinin ayrı olması da Cenab-ı Hakk’ın Mürîd olduğuna delildir. Şu ayet-i kerime de bunu açıkça ifade etmektedir:

“Yine göklerin ve yerin yaratılışı ile dillerinizin ve renklerinizin farklı oluşu da O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz ki bunda bilenler için nice ibretler vardır.” (Rum Suresi, 22)

Üçüncüsü, bu gibi cahillerin zihin dünyası madde ve maddenin kayıtları içinde hapsolduğu için, kendisi ve madde için geçerli olan kayıtları Allah’a kıyas ediyor. Halbuki Allah kâinatta hiçbir madde ve onun kanunları ile kıyasa gelmez. Allah maddeden mukaddes ve münezzehtir. O bir şeye ol dedi mi anında oluverir. O’nun bir şeyi yaratması için zamana ve tecrübeye ihtiyacı yoktur.

İslam inancının bu temel düsturlarını bilmeyen ve Allah’ı hakiki manada tanımayan cahiller, böyle azim hatalara ve durumlara düşebiliyorlar. İnanmayabilirler, ama en azından içinde yaşadığı İslam kültüründen ve inancından da haberdar olmaları gerekmez mi?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 3.178
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...