Block title
Block content

"Ceninin manevi siması"nı biraz açar mısınız? Maddi sima, ehadiyete nasıl delil oluyor?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Manevi simadan kast edilen, çocuğun karakteri, mizacı, ahlak ve huylarıdır. Ayrıca yaşayacakları şeyler ve başına gelecek olayların ince ve latif bir yazı ile alnına yazılmasıdır.

Nasıl küçük incir çekirdeğinin içine koca incir ağacının bütün hususiyetleri ince ve latif bir şekilde yazılmış ise, aynı şekilde Allah, insanın manevi simasına da bütün hususiyetlerini maddi imkanlar ile görülmesi imkansız olan bir yazı ile yazmıştır. Ayette bilinmezlik mührü vurulan kısım insanın bu manevi sima kısmıdır.

Maddi sima Allah’ın birliğine delildir. Zira her insanın kendine mahsus ve özel bir siması vardır. Milyarlarca insanın simalarının bir birlerine benzememesi, Allah’ın irade ve kudret sıfatının haşmetini ve büyüklüğünü akla gösterir. Zira bir çocuğa özel bir sima vermek için, geçmişte ve gelecekteki bütün simaları bilmek ve kontrol etmek gerekir ki onlara benzemesin. Bu da tabiatın ve sebeplerin altından kalkacağı bir yük ve eylem olamaz. Öyle ise çocuğun bu özel siması, bir olan Allah’a işaret eder. Allah sonsuz ilim ve irade sıfatı ile o çocuğa o mahsus simayı verir ve bize de icraatı ile görünür.

İkinci olarak, o çocuğun maddi simasındaki temel azalar, diğer çocuklarınki ile aynıdır. Yani bütün çocukların sima yapısı bir birinin aynıdır. Bu da ustanın ve sanatkarın tek ve bir olduğuna işaret ediyor.

Nasıl Mercedes arabalarının ambleminin aynı olması, aynı fabrikadan mamul olduklarına işaret ediyor ise, bütün insanlarının maddi simasındaki benzerlikler ve aynilikler de ustasının ve sanatkarlarının aynı ve bir olduğuna işaret ediyor.

Allah, kainatta her icraat ve işini sebepler vasıtası ile görüyor. Kainatta her netice ve sonucun bir sebep vasıtası ile olması Adetullahtandır. Yani Allah’ın değişmez bir kanunudur. Lakin sebepler adi ve basit iken, zahiren sebeplerden hasıl olan netice ve sonuçlar gayet derecede mükemmel ve sanatlı oluyor. Böyle olmasının hikmeti ise, yani sebeplerin basit sebepten hasıl olan neticenin mükemmel olması ise, insanın sebeplere takılıp, neticeleri sebepten bilerek şirke ve şükürsüzlüğe gitmemesi içindir. Buna rağmen insanların ekserisi sebeplerin arkasında Allah’ın kudret elini ve isimlerini göremiyor, ya şirke düşüyor ya da gafletle sebeplere perestiş ediyor.

Allah insanların bu zaaf ve gafletini ortadan kaldırmak için en büyük ve umumi nimetlerine kuvvetli ve kalın sebepleri takmamış. Bu büyük ve umumi nimetlerin en birincisi de varlık ve hayattır. Allah bu iki nimetin gönderilme vasıtaları olan sebepleri görünmeyecek kadar şeffaf ve adi olarak tayin etmiş. Hatta hayatın bugün tam anlamı ile bilinen ve görünen bir sebebi keşfedilmiş değildir.

Mesela anne karnındaki cenine hayatın nasıl ve ne şekilde girdiği tam anlamı ile bir muamma ve sebepsiz gibi duruyor. Bilim adamları da bu hususta net ve berrak bir sebep gösteremiyorlar. Bu da gösteriyor ki, hayat nimeti kainatta cari olan sebep sonuç zincirinin aksine, sebepsiz ve vasıtasız, direk olarak Allah’ın kudretinden geliyor.

Elma, ağaç eli ile, cenin ve ceset anne ve baba eli ile, ısı ve ışık güneş vasıtası ile geliyor ve gönderiliyor. Ama hayat ne ile geliyor, hangi sebep eli ile gönderiliyor? Bunun sebepler noktasından bir izahı yoktur. Tek izahı; sebepsiz ve doğrudan Allah’ın kudretinden hasıl oluyor manasıdır.

Hayat, vücut, nur, iman ve hidayet gibi nimetler de ister zahiren olsun, ister batınen olsun hiçbir kusur, hiçbir çirkinlik, hiçbir noksan olmadığı için, sebepler araya girmiyor. Ya da sebeplerin araya girmesine lüzum kalmıyor. Zira bu nimetler her yönü ile rahmet ve lütufturlar. Diğer nimetlerde bu vasıf ve bu münezzehiyet manası olmadığı için, sebepler devreye giriyor ki, kusur ve eksikleri üstlerine alsınlar, şikayet ve çirkinliğin Allah’a gitmesine perde olsunlar.

Şayet şükre kaynak olan hayat ve varlık nimetleri, diğer nimetler gibi sebeplere bağlı olsa idi, şükür kapısı kapanacaktı. Kimse, "Güneş bugün de doğdu." diye hamd etmiyor. Zira Güneşin doğması bir kanuna bağlanmışdtır. Ama yağmur ve hayat gibi nimetler bir kanuna bağlanmadığı, yani muttarid olmadığı için sürekli şükre kapı açık kalıyor.                                                             

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: On Altıncı Lem'a | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4439 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...