"Ancak eşya arasında küçük, cüz'î bir alâka olur. Binaenaleyh, ehl-i dalâletin yekdiğerine olan uhuvvetleri, binler senelik uzun bir zamanda bir dakika kadardır." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Yani, gafletle bakan adam, âlemin mevcudâtını düşman gibi muzır telâkki ederek tevahhuş eder. Ve eşyayı ecnebîler gibi görür. Çünkü, dalâlet nazarında mâzi ve istikbâl zamanlarındaki eşya arasında uhuvvet, kardeşlik rabıtası ve bağlanış yoktur. Ancak eşya arasında küçük, cüz'î bir alâka olur. Binaenaleyh, ehl-i dalâletin yekdiğerine olan uhuvvetleri, binler senelik uzun bir zamanda bir dakika kadardır."(1)

Allah hesabına olmayan hatıralar, hayatlar, ilişkiler, kardeşlikler, dostluklar hepsi akim ve neticesizdir. Hatta kâfirlerin hayatı zamanın en alt birimi olan bir salise veya çabuk geçen bir an-ı seyyaleden ibarettir. Küfrün nazarında eşya ve aralarındaki münasebet anlık ve manasız oluyor. “Ancak eşya arasında küçük, cüz'î bir alâka olur” cümlesi de bu inceliğe işaret ediyor.

Kırmızı gözlük eşyayı kırmızı gösterdiği gibi, siyah gözlük de siyah gösterir. Münkir, kâinatı manasız, başıboş, işe yaramaz ve tesadüfün oyuncağı olarak gördüğü için, her şey ona azaplı ve sıkıntılı olarak yansır. Mümin ise eşyanın çok hikmetli ve manalı olduğunu, her şeyin tedbir ve dizgininin Allah’ın elinde olduğunu bildiği için her şey ona sevimli olur ve huzur verir. Hayata ve hâdiselere iman gözlüğü ile bakılırsa, onların arkasındaki güzellikler tezahür eder, hikmetler ve sırlar anlaşılır.

Kâfir, itikatsızlığından dolayı kötümser, karamsar, ümitsiz bakış açısına sahiptir. Dolayısı ile bu bakışı bütün varlığa yansıyor. Gülmeyi ağlamak, terhisâtı yokluk zannediyor. Kâfirler Allah'ı ve ahireti inkâr ettiğinden, ölüm teskeresiyle ahirete giden canlıların yok olduklarını zannediyor. Allah’ı tesbih eden mevcudatı, hadsiz cenazeler suretinde görüyor.

Kâfir, kâinata ve ondaki hadisata baktığında cehennemî bir halet yaşarken; mü’min aynı kâinata bakıp cennet esintilerini hissedebiliyor. Zira mü’minin nazarında bütün mevcudat dost ve kardeştir. Dağlar, taşlar gibi büyük cirimler Allah'ı tesbih eder. Bütün ölümler terhistir, ebedî bir âleme gitmektir.

Ayrıca insan, fıtratı gereği başkalarının lezzeti ile mutlu olan, azabı ile acı çeken sosyal bir varlıktır. Eşi, dostu, akrabaları hatta bütün insanlar azap içinde iken, insanın hayattan lezzet alması kabil değildir. Hâlbuki kâfir, her şeyi manasız ve yokluğa mahkûm zavallılar şeklinde gördüğü için, kâinat onun nazarında umumî bir matem evi gibidir. Herkesi ağlayan yetimler şeklinde görüyor. Böyle bir halet içinde mutlu olabilmek için ya akıl ve duygular susturup hayvan gibi olunacak ya da etrafında acı çekenleri umursamayacak kadar katı bir kalp sahibi olunacak. Her iki hal de imkânsız olduğu için, küfür içinde mutluluğu yakalamak mümkün değildir, denilmiş oluyor.

(1) bk. Lem'alar, Yirmi Dokuzuncu Lem'a'nın Tercümesi, İkinci Bab.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...