Hava unsurunun nakl-i asvat vazifesini biraz açıklar mısınız? Havanın, emir ve iradenin arşı olması ne demektir? Âlem-i misâl hakkında bilgi verir misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“İşte hava unsurunun yalnız nakl-i asvat vazifesinde mezkûr cilve-i Vahdaniyyeti ve mezkûr acaibi gösterdiği ve dalaletin hadsiz muhaliyetini izhar ettiği gibi, unsur-u havâînin sâir ehemmiyetli vazifelerinden biri de elektrik, câzibe, dâfia, ziya gibi sâir letâifin naklinde şaşırmadan muntâzaman, asvat naklindeki vazifeyi gördüğü aynı zamanda, bu vazifeleri dahi gördüğü aynı zamanında, bütün nebâtat ve hayvanata teneffüs ve telkîh gibi hayata lüzumu bulunan levazımatı kemâl-i intizâm ile yetiştiriyor. Emir ve İrade-i İlahiyyenin bir arşı olduğunu kat'î bir sûrette isbat ediyor. Ve serseri tesadüf ve kör kuvvet ve sağır tabiat ve karışık, hedefsiz esbab ve âciz, câmid, câhil maddeler bu sahife-i havaiyyenin kitabetine ve vazifelerine karışması hiçbir cihetle ihtimal ve imkânı bulunmadığını aynelyakîn derecesinde isbat ettiğini kat'î kanaat getirdim ve herbir zerre ve herbir parça lisan-ı hal ile لَآ إِلَهَ إِلَّا هُوَ ve قُلْ هُوَ آ للَّهُ أَ حَدٌ dediklerini bildim ve bu هُوَ anahtarı ile havanın maddî cihetindeki bu acaibi gördüğüm gibi, hava unsuru da bir هُوَ olarak âlem-i misâl ve âlem-i mânâya bir anahtar oldu.”

a. Nakl-ı asvat, seslerin nakli demektir. Buraya kadar, havanın bütün sesleri bir anda ve bütün hususiyetlerini koruyarak diğer zerrelere naklettiği ve onlardan gelen sesleri de aynı anda aldığı izah edilerek, hava sayfasındaki bu hârika icraat dikkatimize sunulmuştu. Bu noktada ise, havanın vazifesinin sadece ses nakli olmadığı ifade edilerek diğer vazifelerinden bir kısmına dikkat çekiliyor ve ses nakliyle birlikte bu işlerin de hiç karıştırılmaksızın hârika bir nizamla icra edildiği nazara veriliyor. Bütün bu işler havada cereyan etmekle birlikte, bunların bir kısmı elektromanyetik dalgalarla icra ediliyor. Bu konuya, daha önceki bir sual münasebetiyle temas edilmişti.

b. Arş bir tanedir. Bütün âlemlerin, tabir-i caizse, idare merkezidir. Üstad Hazretleri bunun insandaki misalinin “kalb” olduğunu ifade eder. Yapacağımız bir iş, önce kalbimize doğar, sonra onu yapmaya karar veririz, daha sonra aklımız o işin tahakkuku için yollar arar, gözlerimiz o iş için bize yol gösterir, ayaklarımız o iş için yol almaya başlar.

“Halk âlemi” denilen bütün bu varlıklardaki faaliyetler “emir âlemi”ne göre icra edilirler. Arş, emir âleminin merkezidir. Allah’ın ilmine ve hıfzına, Levh-i Mahfuz bir ayna olduğu gibi, İlâhî takdire ve emirlere de Arş ayna olur.

Burada da arş kelimesi mecazî mânâda kullanılmıştır. Allah’ın emir ve iradesiyle hava sayfasında bu mu’cizeler sergilenmektedir.

c. “Âlem-i misal”; âlem-i ervah ile âlem-i şehadet arasında bir perde olarak tarif edilir. Yani bu âlem, ruhlar âleminden daha kesif, şehadet âleminden ise daha latiftir.

Üstadımız, insanda bunun misalinin “hayal” olduğunu beyan ediyor. Gerek gördüğümüz eşya, gerek öğrendiğimiz şeyler hayalimizden geçerler.

Bunun tersi bir uygulama da olur: Hayal ettiğimiz şeyleri düşünür, sonra icra ederiz.

Nasıl bütün kelimeler havada temessül ediyorsa, bütün işler ve mânâlar da âlem-i misalde temessül ediyorlar. Üstadımız, “Rüyâ misâlin zılli, misâl ise berzahın zılli olmuştur.” (Sözler, Lemeat) buyurur. Yani, rüya âlemi, âlem-i misalden haber veren bir gölge gibidir.

Buna güzel bir misal:

Sahabeden biri, rüyasında süt içtiğini görür ve Peygamber Efendimizden (asm.) bunun tabirini ister. Peygamberimiz (asm), rüyada süt içmeyi “ilim” olarak tâbir eder.

İlim, bir mânâdır, ama rüyada süt olarak görünmüştür. Bütün eşya ve hâdisat gibi bütün mânâlar da âlem-i misalde buna benzer bir şekilde temessül etmektedirler.

Allah’ın her isim ve sıfatı diğer isim ve sıfatlardan hem hüküm hem de mânâ olarak farklıdır. Meselâ, irade sıfatının hükmü ile kudret sıfatının hükmü nasıl farklı ise, bu sıfatların galiben tecelli ettiği makam ve alanlar da ona göre farklılık gösterir. Allah’ın irade sıfatının tecellileri kudret sıfatının tecellilerine nisbetle daha latif olduğundan hava da diğer maddî eşyaya göre daha latiftir. Havanın irade sıfatına arş olmasında bu mânâ da vardır.

Şu dünya hayatında olan biten her şeyin kaydı misal âleminde levhalar suretinde muhafaza ediliyor. Cennette insanlar dünyadaki hatıralarını görmek istediklerinde, âlem-i misaldeki kayıtlardan izleyecekler. Tabi bu kayıtlar bizim ölçülerimizin çok üstünde kayıtlardır. Hafızamızın kaydı levh-i mafuzun kaydını tam olarak ifade edemediği gibi, hayalimizin kaydı da misal aleminin kayıtlarını kemaliyle temsil edemez. Hafıza ve hayal, levh-i mahfuzun ve alem-i misalin anlaşılmasında bir mülahaza ünvanı olurlar ve onlardan haber verirler. Nur Küliyatı’nda insanın bu alemin küçük bir misâli olduğu anlatılırken kemiklerinin taşlardan,…, haber verdiği ifade edilir. Ancak, bu güzel teşbihi yanlış değerlendirerek kemiklerimizle taşlar arasında, her konuda bir benzerlik kurma yoluna gitmemiz de doğru olmaz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...