"Asırlara göre şeriatler değişir." Bu cümleyi izah eder misiniz, asırlar denilmesinin hikmeti ne olabilir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Burada geçen "asır" yüz yıl manasında değil, bir devrelik zaman, bir dönem, bir merhale manasında kullanılmıştır.

İnsanlığın içtimai ve kültürel hayatı basitten mükemmele doğru değişerek ve gelişerek tekemmül ediyor. Bu yüzden bir dönemde gayet lüzumlu ve geçerli olan bir âdet, bir hüküm veya bir kanun, başka bir dönemde lüzumsuz ve geçersiz olabiliyor.

Nasıl ki insan, bebeklik dönemindeki elbiselerini çocukluk döneminde giyemiyor ise, aynı şekilde ilk insan dönemindeki içtimai hayatın basit kaideleri ile sonraki karmaşık ve gelişmiş olan içtimai düzeni idare etmek de mümkün değildir.

Bu sebeple Allah değişen içtimai hayatın seviye ve inkişafına göre farklı şeriatlar gönderiyor. Tabii burada şeriatın iman, ibadet ve ahlak kısmı değişmiyor, değişen sadece insanların içtimai, kültürel ve siyasi hayatı ile alakalı düsturlardır.

İnsanlık belli bir kıvama, belli bir kemale ve belli bir içtimai seviyeye gelince, artık farklı şeriatlara farklı peygamberlere ihtiyaç kalmıyor. Bu durumda son peygamber, son şeriat ile gönderiliyor. Bundan sonra ortaya çıkacak ufak tefek teferruat ve ihtiyaçlar da mezhep ve içtihatlarla hallediliyor. Yeni bir dine, yeni bir şeriata, yeni bir peygambere ihtiyaç kalmıyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 3.725
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Ahmet.grgn58

1.) Bunun temelinin insan kaynaklı olduğundan bahsediliyor ama efendimiz as insanından 5 bin yıl önceki insanının ne farkı varda Ahkam i serriyye değişiyor detaylı bir cevap verir misiniz lütfen 2.)günümüzde bile insanların fikirleri farklı doğunun insanıyla batının insanı bir değil neden yeni şeriat gelmemiş ustad bunu teferruat diyor o yüzden mezhepler diyor lakin 5000 bin yıl önceki insanlarada bu mezhep uygulanamaz miydi 3.) Ahkam ı serriyye ve teferruatın farkı nedir risale i nura göre (daha detaylı demek demeyin lütfen) musa as döneminde bıldırcın eti haram içki helaldi bugün bıldırcın eti helal içki haram ustad o dönemin insanından dolayı böyle olduğunu diyor mezheplere dönelim at eti yemek birisinde helal birisinde haram üstadın teferruat dedigi şey (farklı peygamber gönderilmesinin sebebi olan ahkami şeriyye ile ayni) bunu nasıl açıklarsanız Lütfen uzun zamandır üzerinde durduğum bir mevzu detaylı ve ilmi bir açıklama yapar mısınız

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

1.) Ustad risale i nurdan asırlara göre seriatlarin değişeceğinden bahsediyor Bunun temelinin insan kaynaklı olduğundan bahsediliyor ama efendimiz as insanından 5 bin yıl önceki insanının ne farkı varda Ahkam i serriyye değişiyor detaylı bir cevap verir misiniz lütfen

Şeriatın temel esasları olan iman, ibadet ve ahlak kuralları değişmez bunlar her dönem geçerlidir. Lakin toplumsal ve siyasi hayata yönelik kurallar değişkendir ve her dönemde değişebilir.

İnsanlığın içtimai ve kültürel hayatı basitten mükemmele doğru değişerek ve gelişerek tekemmül ediyor. Bu yüzden bir dönemde gayet lüzumlu ve geçerli olan bir âdet, bir hüküm veya bir kanun, başka bir dönemde lüzumsuz ve geçersiz olabiliyor.

Nasıl ki insan, bebeklik dönemindeki elbiselerini çocukluk döneminde giyemiyor ise, aynı şekilde ilk insan dönemindeki içtimai hayatın basit kaideleri ile sonraki karmaşık ve gelişmiş olan içtimai düzeni idare etmek de mümkün değildir.

Bu sebeple Allah değişen içtimai hayatın seviye ve inkişafına göre farklı peygamberler ve şeriatlar gönderiyor.

İnsanlık belli bir kıvama, belli bir kemale ve belli bir içtimai seviyeye gelince, artık farklı şeriatlara farklı peygamberlere ihtiyaç kalmıyor. Bu durumda son peygamber, son şeriat ile gönderiliyor. Bundan sonra ortaya çıkacak ufak tefek teferruat ve ihtiyaçlar da mezhep ve içtihatlarla hallediliyor. Yeni bir dine, yeni bir şeriata, yeni bir peygambere ihtiyaç kalmıyor.

Mesela Kur’an da maddi cihadı düzenleyen ayetler eski peygamberlerin şeriatında yoktur o peygamberler maddi cihatla mükellef değildiler sadece nasihat ve tebliğ ile mükelleftiler.

2.)günümüzde bile insanların fikirleri farklı doğunun insanıyla batının insanı bir değil neden yeni şeriat gelmemiş ustad bunu teferruat diyor o yüzden mezhepler diyor lakin 5000 bin yıl önceki insanlarada bu mezhep uygulanamaz miydi

Her sınıf için bir okul her bölük için bir kışla yapılmaz bir kışla bir okul yapılır sınıflar bu okulun içinde bölükler bu kışlanın içinde kısımlara ayrılır. Aynı şekilde İslam din olarak bir okul bir kışladır mezhepler ise bu okul bu kışlanın içinde birer sınıf ve bölüklerdir.

İklim ve coğrafyadan kaynaklı farklı yaşam biçimlerini mezhepler halletmiştir her iklim her coğrafya için ayrı bir dine ayrı bir peygambere ihtiyaç kalmamıştır. Çünkü iletişim ve ulaşımın inkişaf etmesi insanları bir birine yakınlaştırmış bir okulda okuyacak seviyeye getirmiş ve bir peygamber bir dinden ders alacak küreselliğe gelmiştir. Ama yüzde yüz aynı tarza getirmediği içinde mezheplere ihtiyaç duyulmuştur. Mezheplerle dini kıyas etmek çok yanlış ve yüzeyseldir.

Hazreti Adem (as)’ın döneminde ki tarzı hayat basit ve iptidai bir derslik idi şimdi ise insanlık üniversite seviyesine geldi. İkisi arasında azim farkı mezhep ile çözmen mümkün değildir. Dolayısı ile şeriatın değişmesi bir ihtiyaç bir gerekliliktir.

3.) Ahkam ı serriyye ve teferruatın farkı nedir risale i nura göre (daha detaylı demek demeyin lütfen) Musa as döneminde bıldırcın eti haram içki helaldi bugün bıldırcın eti helal içki haram ustad o dönemin insanından dolayı böyle olduğunu diyor mezheplere dönelim at eti yemek birisinde helal birisinde haram üstadın teferruat dedigi şey (farklı peygamber gönderilmesinin sebebi olan ahkami şeriyye ile ayni) bunu nasıl açıklarsanız Lütfen uzun zamandır üzerinde durduğum bir mevzu detaylı ve ilmi bir açıklama yapar mısınız

Hazreti Musa (as)’ın şeriatı gayet ağır ve yasakların çok olduğu bir şeriat iken İsevilik bunun biraz daha yumuşatılmış halidir İslam ise artık en son en geniş en kolay halidir. İslam dininde helaller yüz ise haram üç dördü geçmez bu açıdan bakılırsa İslam şeriatın en son sınırı en kamil halidir denilebilir.

Tevrat ve İncil'in orijinal hali olmadığı için hükümler üzerinden bir yorum yapmak sağlıklı olmaz mevcut halleri tahrif edilmiş bu yüzden bilgi sınırlı ve kısıtlı olduğu için tam bir mukayese yapmak zordur. Ama İslam şeriatı her açıdan en kamil en kolay en mükemmeldir tam günümüze hitap ediyor mezheplerde bu kolaylığın bir tezahürüdür.

Kur’an dört şeyi muhkem bir şekilde haram kılmışken diğer kısımları mezheplere havale ederek yani esnek bırakarak insanları sıkmamıştır. Her coğrafya ve iklim örf ve adetlerine göre mezheplerde bir pay bir hisse bulmuşlar.

“Allah size sadece leşi, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesilen hayvanların etini haram kıldı. Fakat kim bunlardan yemeye mecbur kalır da, başkasının hakkına tecavüz etmemek ve zaruret ölçüsünü geçmemek şartıyla yerse, ona da bir günah yoktur. Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.” Nahl, 115

Özetle dinin hükümleri esasat ve füruat olmak üzere iki kısımdır. Esasat değişmesi mümkün olmayan ve her zaman ve mekânda aynı ile devam eden hükümlere denir. İmanın esasları ve ibadetin temel meseleleri buna misal olarak gösterilebilir.

Füruat ise zamanlara ve mekânlara göre değişen hükümlerdir. Ekseriyetle insanların içtimaî ve şahsî hayatlarını tanzim eden hükümlerdir. Mesela geçmiş kavimlere ganimet yasak iken, İslam'da meşrudur. Yine İsrailoğullarında zekât malları yakılırken, İslam dininde fakir fukaraya veriliyor.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...