"Belagat" ve "Lâfızperestlik" münasebeti nasıldır?
Değerli Kardeşimiz;
Üstadımız'ın, lafızperestliği hastalık olarak kabul etmesi, edebiyat açısından olup, lafzın sahibine ve lafzın hizmet ettiği manaya hiç değer vermeme manasınadır. Zira edebiyatta, “San'at, san'at içindir” diye bir ekol mevcuttur.
Bir söze veya bir sanata iki cihetten bakılır.
Bir ciheti; Sadece zâhiri görüntüsü ve sanatı itibariyle bakılır. Bu bakış nuranî ve keyfiyetli bir bakış değildir.
Diğer ciheti ise; San'atı ve lafzı takdir etmekle beraber, arkasındaki ustayı ve sanatkârı tanıyarak, ifade ettiği mananın muhteva ve derinliğine nüfuz ederek anlamaktır.
İşte muazzez Üstadımızın, lafızperestliği ve sanatperestliği hastalık olarak kabul etmesi, sanatların sadece zâhiri görüntüsüne bakıp, kısır, kuru ve sığ bir yaklaşımla bakılmasıdır.
Kur'ân’ın nazmındaki belâğat ve cezâlet ile, âhirzamandaki belâğat-ı edâ ve cezâlet-i beyân mevzûunun, lâfızperestlikle hiç bir alâkası yoktur.
Zaten her iki değerlendirmenin yerleri, konuları ve maksatları da ayrı ayrıdır.
Bu lâfızperestler o kadar ileri gitmişler ki; lafzın güzelliği ve muhafazası için, o lafızların hizmet ettiği yüksek manaları tahrip ve feda etmişlerdir. Hatta bunlardan biri, o kadar ileri gitmiş ki; Sâfiye’yi, kâfiye’ye feda ederek, çok gülünç duruma düşmüştür.
Hâlbuki Kur'ân’ın lafızlarındaki san'at, güzellik ve mucizelik, hem onu ilmi ezelisiyle tensip eden mütekellim-i ezeliye, hem de o lâfızların hizmet ettiği mukaddes mana ve muhtevâya bakmaktadır.
Lafızperestlikte, suretin dışında hiç bir şey düşünülmez. Lâfızperestlik, bir sözün kemalini ve kudretini ortaya koyacak, her şeyden mahrum ve uzaktır.
Gücünü ve kuvvetini, lafzının yanında, belâğat, fesâhat, cezâlet, irâde ve kudretten alan lafızlar ise, doludur, güçlüdür, tesirli ve kuvvetlidir.
Muazzez Üstadımız; bu mes'ele ile ilgili iki misal vermektedir. Lâfızperestliğe örnek olarak, çocukların etrafa verdiği, kuru ve boş emirleri, belağatlı, fesahatlı, hakiki söz, kelâm ve talimat ihtiva eden lâfızlara ise, başta Cenab-ı Hakk’ın kâinatta, mahlûkata ve Kur'ân’da insanlara verdiği ilâhi emirleri ve onların muhataplarındaki tesirlerini, nazara vermektedir.
Ayrıca belâğatlı sözlere, vazifeli ve kudretli idarecilerin ve diplomatların, kuvvet ve tesir yüklü beyanlarını örnek olarak verebiliriz.
Çocukların komutları muhatap açısından zayıf ve gülünç olarak kaldığı gibi, diğerlerinin emirleri iş yapar ve faaliyetler meydana getirir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Ağabeyim, bu cevap çok makbule geçti. Ben de uzun zamandır burayı süslü laflarla konuşanların yerildiği olarak anlıyordum. şimdi meseleyi sizlerin vesilesiyle anladım. Allah binlerce kez razı olsun .