"Belki fakr ve ihtiyacı, hoş bir iştiha suretini alır; iştiha gibi, fakrın tezyidine çalışır..." cümlelerini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Diğer ilâç ise, şükür ve kanaat ile talep ve dua ve Rezzâk-ı Rahîmin rahmetine itimaddır. Öyle mi? Evet, bütün yeryüzünü bir sofra-i nimet eden ve bahar mevsimini bir çiçek destesi yapan ve o sofranın yanına koyan ve üstüne serpen bir Cevvâd-ı Kerîmin misafirine fakr ve ihtiyaç nasıl elîm ve ağır olabilir? Belki, fakr ve ihtiyacı, hoş bir iştiha suretini alır; iştiha gibi, fakrın tezyidine çalışır. Onun içindir ki, kâmil insanlar, fakr ile fahretmişler. Sakın yanlış anlama, Allah'a karşı fakrını hissedip yalvarmak demektir. Yoksa fakrını halka gösterip dilencilik vaziyetini almak demek değildir."(1)

İnsan nasıl açlığı nispetinde yemeklerden zevk alırsa, aynı şekilde, Allah’ın rahmetine olan ihtiyacını ve fakirliğini ne kadar çok hissederse o denli Allah’ın ikram ve ihsanına mazhar olur. Demek insana âcizlik, fakirlik ve ihtiyaç, ona azap ve sıkıntı vermek için değil, Allah’ın isim ve sıfatlarını daha iyi tanıması ve O’nun nimet sofralarından daha güzel istifade etmesi için verilmiştir.

İştah olmadan nimetin kıymeti anlaşılmaz, nimetin kıymeti anlaşılmadan da nimetin sahibi bilinemez. Öyle ise nimetin kıymeti ve sahibinin marifeti hoş bir iştiha ile bilinebilir. İnsana sıkıntı ve musibetlerin verilmesinde de aynı mâna hükmediyor. Yani sıkıntı ile aczini anlayan adam, her şeye kadir olan Rabbine sığınıyor ve onu aczi ile tanıyor. Fakirliğini ve ihtiyacını hissettiği nisbette de ihtiyaçtan münezzeh olan Allah’a hamd ediyor.

(1) bk. Sözler, Yedinci Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Zeynep_
Fakrın iştiha olması ve fakr ile iştihanın tezyidine çalışmak ne demek?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

İnsan Allah’a karşı ne kadar acizliğini ve fakirliğini hissederse o derece kulluk etmiş olur. Bu sebeple kamil insanlar acizliği ve fakirliği Allah’a ulaşmada bir vesile olarak görüp fakirlikleri ile iftihar etmişler.

Tabi buradaki acizlik ve fakirlik çalışmayı terk edip tembellik ve dilencilik etmek anlamında değil başına gelen musibet, bela, hastalık, sıkıntı gibi şeylerle Allah’a karşı aczini ve fakrını anlamak anlamındadır.

Mesela insan çok acıkınca kuru ekmek bile çok lezzetli gelir ve büyük bir iştiha ile o kuru ekmeği yer ama yarı tok ve israf içinde ki bir adam o kuru ekmeği beğenmez ve iştahı da zayıftır. Onun için halk arasında “toku ağırlamak zordur” denilmektedir.

Demek insanın ihtiyacı, iştahı, fakirliği ve acizliği arttıkça kulluğun değeri tadı ve güzelliği de o nispette artıyor burada ifade edilmek istenen budur. Yoksa iktisadi anlamda Müslümanlar fakir ve sefil olsunlar anlamında değildir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...