"Belki hikmet-i insaniye, o intizam ve mevzuniyetin bir tezahürüdür, bir tercümanıdır." Hikmet-i insaniyeden ne anlamalıyız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İşte, cesed-i hayvânînin hüceyrâtından ve kandaki küreyvât-ı hamrâ ve beyzâdan ve zerrâtın tahavvülâtından ve cihazat-ı bedeniyenin tenasübünden tut, ta denizlerin vâridat ve masarifine, ta zemin altındaki çeşmelerin gelir ve sarfiyatlarına, ta hayvânat ve nebâtâtın tevellüdat ve vefiyatlarına, ta güz ve baharın tahribat ve tamiratlarına, ta unsurların ve yıldızların hidemat ve harekâtlarına, ta mevt ve hayatın, ziya ve zulmetin ve hararet ve burudetin değişmelerine ve döğüşmelerine ve çarpışmalarına kadar, o derece hassas bir mizanla ve o kadar ince bir ölçüyle tanzim edilir ve tartılır ki, akl-ı beşer hiçbir yerde hakikî olarak hiçbir israf, hiçbir abes görmediği gibi, hikmet-i insaniye dahi her şeyde en mükemmel bir intizam, en güzel bir mevzuniyet görüyor ve gösteriyor. Belki, hikmet-i insaniye, o intizam ve mevzuniyetin bir tezahürüdür, bir tercümanıdır." (Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, İkinci Nükte.)

Buradaki "hikmet-i insan" fen ilimleridir. Fen ilimleri de kâinattaki mükemmel nizamdan ve sistemden oluşmaktadır.

İnsanoğlu aklının, gayret ve araştırmasının neticesinde kâinatta var olan kanunları tespit ederek fen ilimleri haline dönüştürüyor. Yani fen ilimleri kâinattaki nizam ve ölçülerin bir yansıması ve tercümanı olmuş oluyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 4.221
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...