"Ben size teşekkür değil, belki sizi tebrik ediyorum. Siz de bana minnettarlığa bedel, dua ve tebrik ediniz." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Dördüncü Meselede iktiran bahsi işlenmekte, bütün nimetlerin kaynağının Rahmet-i İlâhîye olduğu nazara verilmektedir. Bu nimetlerin insanlara ulaşmasında ise araya sebepler konulmuştur.

Meyveye ağaç, bala arı vesile olduğu gibi, Risale-i Nur eserleri de Rahmet-i İlâhîyenin bu asra bir ihsanı ve bir rahmetidir. Ancak bu eserlerin hem yazılmasında hem de neşr edilmesinde emeği geçen başta Üstad Hazretleri olmak üzere birçok ağabey bulunmaktadır. Üstadımız, hem ağabeyler için hem de kendisi için sadece birer sebep olduklarını ve bunun da büyük bir mazhariyet olduğunu nazara vermektedir.

Üstadımız, asrımızın manevî reçetesi olan o eserlerin kaleme alınmasında ve neşredilmesinde kendisinin ve talebelerinin zahiri sebep olduklarını, dolayısıyla birbirlerine karşı minnetdarlık hissine kapılmalarının doğru olmadığını ifade ediyor. Teşekkür etmek de bu minetdarlığın bir ifadesidir.

Ancak böyle kudsi ve büyük bir hizmette istihdam edildikleri için birbirlerini tebrik etmek, birbirlerine dua etmek lazımdır. Zaten Üstad Hazretleri de kendisini sadece bir vesile olarak görmüş, eserleri ve hizmetleri kendi nefsinden bilmemiştir. Aşağıdaki ifadeler de bunun açık bir delilidir.

“Sözler'deki hakaik ve kemalât, benim değil Kur’ânındır ve Kur’ândan tereşşuh etmiştir. Hattâ Onuncu Söz, yüzer Âyât-ı Kur’âniyeden süzülmüş bazı katarattır. Sair Risaleler dahi umumen öyledir.” (Mektubat)

“Evet lezzetli üzüm salkımlarının hasiyetleri, kuru çubuğunda aranılmaz. İşte ben de öyle bir kuru çubuk hükmündeyim.” (Mektubat)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Ender56

"Ben size teşekkür değil, belki sizi tebrik ediyorum. Siz de bana minnettarlığa bedel, dua ve tebrik ediniz."Bu sözü bu hadisle beraber nasıl anlamalıyız: 'İnsanlara teşekkür etmeyen Allah’a da şükretmez’ İnsanlara teşekkür etmekte bir sakınca varmı?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Mehmet Selim)

Burada Üstadımız hadisin kast ettiği vesilelik noktasındaki bir teşekkürü kast etmiyor. Aksine minnettarlık noktasında ve nimeti tamamen zahiri sebepten bilme sadedinde yapılan teşekkürü kast ettiği için hadise zıt değildir. İnsanlar maddi hediyenin kantarını kaçırdığı için, Üstad sünnet olmakla birlikte hediyeyi terk etmiştir.

Aynen onun gibi teşekkürü vesile olan şahıslara yapmak gerekirken, sanki o gelen nimetin tamamen sahibiymiş gibi minnetle yapılan bir teşekküre karşı çıkılıyor. Ve "ben size teşekkür değil, tebrik ediyorum" ifadesini kullanıyor. Aşağıdaki paragrafta da ifade edildiği gibi, iki nimetin de sahibi Allah olduğu halde, asıl sahibi olarak insanların görüldüğünü Üstad anlatıyor. Ve böyle karıştırılan bir hakikatı netleştirip, tashihini yapıyor. 

Onlar derler ki: “Eğer Üstadımız buraya gelmeseydi biz bu dersi alamazdık. Öyleyse onun ifadesi, istifademize illettir.”

Ben de derim: Ey kardeşlerim! Cenâb-ı Hakkın bana da, sizlere de ettiği nimet beraber gelmiş. İki nimetin illeti de rahmet-i İlâhiyedir. Ben de sizin gibi, iktirânı illetle iltibas ederek, bir vakit Risale-i Nur’un sizler gibi elmas kalemli yüzer şakirtlerine çok minnettarlık hissediyordum. Ve diyordum ki: “Bunlar olmasaydı, benim gibi yarım ümmî bir biçare nasıl hizmet edecekti?” Sonra anladım ki, sizlere kalem vasıtasıyla olan kudsî nimetten sonra, bana da bu hizmete muvaffakiyet ihsan etmiş. Birbirine iktiran etmiş; birbirinin illeti olamaz. Ben size teşekkür değil, belki sizi tebrik ediyorum. Siz de bana minnettarlığa bedel, dua ve tebrik ediniz.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...