"Bir seyyie ile hiddet etmek, sıkıntıdan gelen bir titizlik, bir asabilikle zararlı bir hiddet, iki cihetle zulüm olur." İki cihetle zulmü izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Haşirde, adalet-i İlahiye, hasenelerin seyyielere racih gelmesiyle affettiğine binaen, siz de hasenelerin rüçhanına göre muhabbet ve af muamelesini yapmak lazımdır. Yoksa bir seyyie ile hiddet etmek, sıkıntıdan gelen bir titizlik, bir asabilikle zararlı bir hiddet, iki cihetle zulüm olur. İnşaallah, birbirinize sürurda ve tesellide yardım edip, sıkıntıyı hiçe indirirsiniz." (Şualar, On Üçüncü Şua)

Bir Müslüman kardeşimizin yaptığı bir hata yüzünden onu affetmemek ve hiddetle karşılık vermek, haklı iken bizi haksız duruma düşürebilir. Bu nedenle en güzel yapılacak iş, o hatayı güzellikle savmaya gayret etmektir. Allah'ın rızası da bu yoldadır. Peygamber Efendimiz (asm.) de bunu tavsiye etmektedir.

"Ben, haklıyken bile çekişmeye girmekten kaçınan kimse için cennetin kenarından, şakadan da olsa yalan söylemeye yanaşmayan kimse için cennetin ortasından, huyunu güzelleştiren kimse için de cennetin en yükseğinden bir köşk (verilmesin)e kefilim." (Ebu Davud, Edeb 7; Tirmizî, Birr 158; Nesâî, Cihad 19; İbn Mâce, Mukaddime 7)

"İki cihetle zulüm olur" ifadesinden; birinci zulüm ahiret açısındandır, yani bir günahla kardeşini silmek, onu cehennemlik addetmek ahiret açısından büyük bir zulüm oluyor. Çünkü Allah ahirette insanları sevap ve günah kefesinin dengesine göre hesaba çekecektir. Yani Allah’ın affedeceği ve cennetine alacağı bir insanı sen cehenneme atmakla zulmediyorsun demektir.

Yüce Allah sevapları günahlarına ağır gelen kullarını cennete koyacağını şöyle ifade buyurmaktadır: “O gün kimin tartıları ağır basarsa o, hoşnut olacağı bir hayat içindedir. (Karia Suresi, 101/6-7)

Cennete girmek imanın karşılığıdır, oradaki dereceler ise salih amele göre olacaktır. Cennet ehlinin dereceleri ve alacakları lezzetler birbirinden farklı olacağı gibi, cehenneme giren ehl-i küfrün azapları da aynı seviyede olmayacaktır. Kendine ilah diyecek kadar haddini aşan Firavun’un, küfrü dava edinen kâfirlerin azabı ile sıradan bir kâfirin azabı elbette ki bir değildir. Rabbimizin adaleti bunu icab eder.

İkinci cihet zulüm ise, dünya hayatı açısındandır. Yan yana geldiğin, omuz omuza verdiğin kardeşini bir günahı yüzünden silmek, ondan irtibatı koparmak zulümdür. Zaten sayısı az olan kardeşini bir kusurundan dolayı silmen ve terk etmen, dünya hukuku açısından da büyük bir zulümdür.

Ehl-i küfür, küfürde ittifak edip yanındaki adamın kusurunu görmezden gelirken, senin binlerce ittifak noktaları varken, bir iki kusurunu bahane edip iman kardeşini silmen ve ondan uzaklaşman tam bir zulümdür.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...