"Emr-i İlâhî ile olmadığından, o cezalar da adalet değil... Hakikî adalet ve tesirli ceza odur ki, Allah’ın emri namıyla olsun." Kur'an'ın tasdikîne mazhar olmayan ceza ve yasaklar, istisnasız zulüm mü oluyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"... Hem de emr-i İlâhî ile olmadığından, o cezalar da adalet değil. Abdestsiz, kıblesiz namaz kılmak gibi battal olur, bozulur. Demek, hakikî adalet ve tesirli ceza odur ki, Allah’ın emri namıyla olsun. Yoksa tesiri yüzden bire iner."(1)

Her ceza ve yasak, zulüm olmasa da kamil manada bir adalet de olmazlar. Namazı Allah’ın rızasını kazanmak için kıldığında ibadet oluyor, başka bir niyet ile kıldığında ise riya ve gizli şirk oluyor. Burada namazın aslında ve kendisinde değil niyette bir sıkıntı var.

Cinayet işleyen birisini beşeri kanunlara göre asmak ile şeriatın emri olan kısasa göre cezalandırmak, zahiri açıdan yani şekilsel boyutta aynıdır, ama niyet açısından aynı değildir. Namaz örneğinde olduğu gibi...

Allah adına ve Allah’ın emri ile yapılan şeylerin manevi bir değeri bir güzelliği varken, Allah’tan gayrı şeyler adına yapılan şeylerin menfaati ve değeri bu dünya ile sınırlıdır ve manevi açıdan değersizdir.

Yalnız şöyle bir durum söz konusudur: Allah’ın belirlediği cezanın altında ya da üstünde ceza vermek zulüm kapsamına girer. Mesela, hırsızı yakalayıp bir iki ay hapisten sonra salıvermek, malı çalınan adama bir zulümdür.

Yine haksız yere cinayet işleyen bir caniyi beş on sene hapisle cezalandırıp sonra salıvermek maktullerin yakınlarına yapılmış şiddetli bir zulümdür.

(1) bk. Hutbe-i Şamiye'nin Zeylinin Kısa Bir Tercümesi.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...