"Ümmetin geçireceği safahatı küllî bir sûrette bir hadîs beyan ettiği vakit, bazen o küllînin bir tek hâdisesini, misal olarak tarihi gösterir." İzah eder misiniz, hangi hadis-i şeriften bahsediliyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Bu nevi hadîsler, müteşabih kısımdandırlar. Hem cüz'î ve hususî değiller, umumî yerlerde bakmıyorlar. Bir kısım ise, ümmetinin başına gelen dinî fitnelerden yalnız birtek zamanı ve Hicaz ve Irak'ı misal olarak gösterir. Zaten Abbasîlerin zamanında, o tarihte Mutezile, Râfizî, Ceberî ve perde altında zındıklar, mülhidler, İslâmiyeti zedeleyen çok firak-ı dâlle meydana gelmiştiler. Şeriat ve itikad noktasında ehemmiyetli sarsıntılar olması hengâmında Buhârî, Müslim, İmam-ı Âzam, İmam-ı Şâfiî, İmam-ı Mâlik, İmam-ı Ahmed İbn-i Hanbel ve İmam-ı Gazâli ve Gavs-ı Âzam ve Cüneyd-i Bağdadî gibi pekçok eâzım-ı İslâmiye imdada yetişip o fitne-i diniyeyi mağlûp ettiler. O tarihten üç yüz sene sonraya kadar o galebe devam ile beraber, perde altında yine o ehl-i dalâlet fırkaları, siyaset yoluyla Hülâgu-Cengiz fitnesini İslâmların başına getirdiler."

Cengiz’in orduları, önce Harzemşah, ardından Selçuklu İslâm devletini yıkarak dehşetli bir fitneye imza atarken, Hülâgû’nun kuvvetleri ise, hilâfeti de temsil eden Abbasî devletini benzeri görülmemiş bir kanlı mezâlimle yıkarak tarih sayfasından sildi.

Moğol fitnesi Harzemşahlar ile Selçukluları savaştırarak, Müslüman olan her iki devletini de kırıp kuvvetlerini hiçe indirdiler. Cengiz ve ordusu bunca tahribatı yaparken, yanına çekmiş olduğu Cafer Hoca gibi bazı din âlimlerini de istedikleri gibi kullanarak, nüfuzundan istifade etti ve maksadına âlet yaptı.

Hülâgu, Cengiz fitnesini Müslümanların başına getiren, İslam ülkelerinin başında bulunan idarecilerin zafiyeti, kötü idaresinde de hissesi çok büyüktür. Birçok Abbasi Halifesinin gerek Mutezileye destek vermesi, gerek sefih birer hayat sürmeleri bu fitnenin yayılmasında mühim bir hata, ciddi bir dalalet şeklinde ifade edilebilir.

Emevilerin Arap kavmiyetçiliği onların nasıl sonları oldu ise, Abbasilerin Yunan felsefesini tercüme edip birçok batıl fırkanın meydana çıkmasına vesile olması da ehl-i dalaletin Müslümanlar içinde kuvvet kazanmasına sebep oldu.

"Bu fitneden hem hadis, hem Hazret-i Ali Radıyallahu Anh sarîh bir sûrette aynı tarihiyle işaret ediyorlar. Sonra bu zamanımızın fitnesi en büyük bir fitne olduğundan, hem müteaddit hadisler, hem çok işârât-ı Kur'âniye aynı tarihiyle haber veriyorlar. Buna kıyasen, ümmetin geçireceği safahatı küllî bir sûrette bir hadis beyan ettiği vakit, bazen o küllînin bir tek hâdisesini, misal olarak tarihi gösterir. Böyle müteşabih ve mânâsı tamam anlaşılmayan hadislerin Risale-i Nur eczaları kat'î bir surette tevillerini beyan etmiş. Yirmi Dördüncü Söz'de ve Beşinci Şua'da, bu hakikati düsturlarla beyan etmiş."(1)

Ümmetin başına gelecek birtakım sıkıntı ve musibetler hadis-i şeriflerde müteşabih bir şekilde ifade ediliyor. Bu hadislerin hakiki manasını da o sahadaki ilmî derinliği olan âlimlerden öğrenmeliyiz. Risale-i Nur da bunlardan birisidir.

Bu tarz sıkıntı ve musibetler her dönemde olmuş ve olacaktır. Hadisin küllî mâna ve kaidesinin her dönemde masadakları, yani temsilleri bulunmuş, bulunmaya da devam edecektir. Üstadımız bir misalinin Abbasîlerin zamanında olduğunu ifade ediyor.

Bu zamandaki fitne ve bela daha geniş, daha tehlikeli ve daha ilmî bir şekilde ümmete musallat olmuştur. Materyalist felsefe farklı ideolojiler adı altında ümmeti perişan edip itikadını sarsmıştır. Risale-i Nur da bu belanın reçetesi olmuş ve ümmetin imanını tahkim etmiştir. Elbette hadislerde ifade edilen korkutma ve müjde bu asrın cereyanlarına da bakmaktadır. Bu hadislerin küllî manasını sadece bir döneme veya bir cereyana tahsis etmek yanlıştır.

(1) bk. Şualar, On Üçüncü Şua.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...