"Biri de belâ ve musibetlerdir. Bunlar zâildir, devamları yoktur. Zevalleri düşünülürse, zıtları zihne gelir, lezzet verir." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bela ve musibeti veren Allah'tır. Allah bir kuluna musibet verirse, sabretmesi şartıyla, mükâfatını da kat kat verir. Allah insana yükleyemeyeceği bir musibet vermez.

"Zeval-i lezzet elemdir", yani lezzetin bitip tükenmesi insana acı ve ıstırap verir. Bunun aksi olan "zeval-i elem de lezzettir", yani insanın başına gelen bir sıkıntı ve musibetin gitmesi de ona büyük bir ferahlık verir.

Dünya hayatında başa gelen hiçbir musibet ve sıkıntı daimî ve kalıcı değildir: Bunlar İlahî hikmetle gelir ve belli bir zaman sonra zail olup giderler.

"Çünkü, bugünden evvel bütün hastalık zamanının maddîsi gitmekle elemi de beraber gitmiş, kendindeki sevabı ve zevâlindeki lezzet kalmış. Sana kâr ve sürur vermek lâzım gelirken, onları düşünüp müteellim olmak ve sabırsızlık etmek divaneliktir. Gelecek günler daha gelmemişler. Onları şimdiden düşünüp, yok bir günde, yok olan bir hastalıktan, yok olan bir elemden tevehhüm ile düşünüp müteellim olmak, sabırsızlık göstermekle, üç mertebe yok yoğa vücud rengi vermek divanelik değil de nedir." (Lem'alar, Yirmi Beşinci Lem'a)

İnsan geçmiş ve gelecekle alâkadardır. Akıl, geçmişin elemlerini, geleceğin endişelerini hazır zamana taşımak suretiyle insanın o anki keyfini kaçırıp, neşesini bozabiliyor. Madem geçmiş geçip gitmiş, gelecek günler daha gelmemiş, öyle ise insan bütün sabrını hazır zamana vermelidir ki, hastalık ve musibete karşı dayansın ve metanetli olabilsin.

Münkir, nimetin gelmesini de gitmesini de tesadüfe verdiği için, giden nimetlerin bir daha geri gelmeyeceğini düşünür. Bu ise kalbinde derin bir yara açar ve acı çektirir.

Mü’min için musibetin sıkıntısı gider lezzeti ve nuru, yani sevabı kalır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

SORULARLARİSALE 2024 ANKETİ
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

yağız22

Müslüman olmayan bir Afrikalı, dünyada iken de sıkıntı çekiyor, öldükten sonra da azap görecek. Bu durumda bela ve musibetler nasıl geçici olabilir?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

"Biri de belâ ve musibetlerdir. Bunlar zâildir, devamları yoktur. Zevalleri düşünülürse, zıtları zihne gelir, lezzet verir."

"Biri de, sen burada misafirsin. Ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse, beraberce getiremediği birşeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza, bu fâni dünyadan da çıkacaksın..."(1)

Bu cümlede ifade edilen hüküm dünya hayatı açısındandır. Yani dünyadaki eza ve cefalar gelip geçicidir, sürekli değildirler; bu kâfirler açısında da böyledir. Dünyadaki hiçbir ağrı, sızı ve musibet sürekli değildir. Sürekli olmuş olsa idi, insan buna güç yetiremezdi.

Afrikalılar dünyanın kurallarına uymamanın cezasını peşinen çekiyorlar. Çalışmak, birlik olmak, üretmek gibi kaidelere riayet etmedikleri için, fakirlik ve zaruret içine düşüyorlar. Bu kaide sadece Afrikalılar için değil bütün insanlık için geçerlidir. İslâm ülkelerinde de benzer durumlar bulunuyor.

Hem kasıtlı ve bilerek İslâm ve imanı inkar edenler için bela ve musibet bitmez; bu onların inkarına ebedi bir cezadır ve ayn-ı adalettir. Çünkü Allah insana akıl, irade ve kabiliyetler vermiş; hakkı gösterecek kitaplar ve elçiler göndermiş. Buna rağmen insan küfür ve dalalete saparsa, cezasına da katlanır.

(1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Habbe.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...