Birinci Mektup'taki hayat mertebelerine göre, Peygamber Efendimiz ve Üstad Hazretleri kaçıncı mertebe-i hayattadırlar acaba?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Peygamberlerin âhirete göç ettikten sonraki hayatları, şehitlerin de fevkinde olduğunda şüphe yoktur. Fakat mümkündür ki, “öldüklerini bilmemeleri” hususunda şehitler için hususi bir lütuf vardır.

Bununla beraber, “Mercuhun racihe tereccüh etmesi” kaidesinde olduğu gibi, şehitlerin bu hususiyetleri onları -hâşâ- peygamberlerin üstünde bir hayata sahip kılmaz.

Öyle anlaşılıyor ki, ilgili yerde söz konusu edilen hayat mertebeleri, genel olarak bir tertibe tâbi tutulmuştur. Peygamberler ve bir kısım veli zâtların durumu daha farklı olabilir. Mesela; bir peygamber (şehit olmadığı için) vefat ettiğini bilebilir ama aynı zamanda şehitlerden daha üstün bir hayata da mazhar olur.

Nitekim, İbn Hacer el-Heytemi’nin bir suale verdiği cevapta kullandığı şu ifadeler, bu söylediklerimizi tasdik eder mahiyettedir:

“Şehit olan kimse kabirde sorguya çekilir mi?”

“İslam alimlerinin büyük çoğunluğunun dediği gibi, şehit sorguya çekilmez. Çünkü hadiste:

‘Şehidin başı üzerinde dolaşan kılıçların parıltısı fitne / imtihan olarak yeter.’

diye ifade edilmiştir. Bunun anlamı şudur: Kabir suali, insanların imanlarındaki sadakati test etmeye yöneliktir. Şehidin kâfirlerden kaçmaması, kılıçlara karşı sabır göstermesi, onun samimiyetinin göstergesidir. Onun için kabirde bir daha test edilmesine ihtiyaç yoktur. Eğer şehit kabirde test edilmiyorsa, sıddık olan kimsenin daha da test edilmemesi gerekir. Çünkü sıddık şehitten daha faziletli ve daha üstündür…"(1)

İbn Hacer’in bu açıklamasından anlaşılıyor ki, bırakın peygamberleri, iman ve islamiyetteki sadakat ve samimiyetlerinde tereddüt bulunmayan Asfiyaların ve Evliyanın dereceleri hem cennette hem berzah âleminde şehitlerden çok üstündür..

Şu hadis-i şeriflerden de bu hakikat daha iyi anlaşılmaktadır:

“Allah, peygamberlerin cesetlerini çürütmeyi toprağa yasaklamıştır.”(2)

“Kabrimi bayram yerine çevirmeyin. Bana salât ve selâm edin. Çünkü nerede olsanız salât ve selâmınız bana ulaşır.”(3)

“Yeryüzünde Allah’ın seyyah melekleri vardır; ümmetimin selâmlarını bana ulaştırırlar.”(4)

Resul-i Ekrem Efendimiz (asm) hayatta iken, mucizeleri ve kendine has bazı hususiyetlerinden başka, hep Birinci hayat mertebesini yaşamıştır. Zira O, birinci hayat mertebesini yaşayanlara numune olmak için gelmişti. Başka bir hayat mertebesini yaşaması düşünülemez. Ancak bu mertebedeki hayat daha çok, Peygamber Efendimiz (asm)'in beşerî ve dünyevî halleri hayatı için geçerlidir. O’nun (asm.) manevî hayatını ve kemalatını idrak etmemiz mümkün değildir. Nitekim Üstadımız da bu hakikati şöyle ifade etmektedir:

"Elbette o zât-ı Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm, dua neticesi olarak öyle bir makam ve mertebededir ki, bütün ukûl toplansa, bir akıl olsalar, o makamın hakikatini tamamıyla ihata edemezler." (5)

"Peygamberimiz (a.s.m.), mucizâtından ve hasâisinden başka, ef’al ve ahval ve etvârında beşeriyette kalıp, beşer gibi âdet-i İlâhiyeye ve evâmir-i tekvîniyesinemünkad ve muti’ olmuş. O da soğuk çeker, elem çeker, ve hâkezâ... Her bir ahval ve etvârında harikulâde bir vaziyet verilmemiş, tâ ki ümmetine ef’âliyle imam olsun, etvârıyla rehber olsun, umum harekâtıyla ders versin. Eğer her etvârında harikulâde olsaydı, bizzat her cihetçe imam olamazdı, herkese mürşid-i mutlak olamazdı, bütün ahvâliyle rahmetenli’l-âlemîn olamazdı." (6)

Dipnotlar:

(1) bk. İbn Hacer, el-Fetava el-kübra, 2/30.

(2) bk. Ebû Davud, Salât: 201.

(3) bk. Ebû Davud, Menâsik: 97.

(4) bk. Hâkim, 2/456.

(5) bk. Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektup'un Birinci Zeyli.

(6) bk. Sözler, On Beşinci Söz'ün Zeyli.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Tarikk
Rabbim razı olsun..
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...