"Birşeyin lezzeti, hüsnü, cemâli, emsal ve ezdâdına bakmaktan ziyade, mazharlarına bakarlar." Zıtlarına bakıyor diye biliyorduk? Nasıl telif edebiliriz? Devamındaki misalleri de açar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Çok cömert bir zengin düşünelim, bu zenginin değer ve kıymeti kendi gibi cömert ve zenginlerle kıyas edilerek tam anlaşılmaz, ancak muhtaç ve fakir insanlara cömertlikte bulunursa o zaman tam anlaşılır. Yani bu zenginin zenginliği ve cömertliği, çok muhtaç ve çok fakir birisi üzerinde coşarsa, taşarsa o zaman hem kendi aldığı lezzet ve ferah hem de değer ve kıymeti parlar ve yücelir.

Güzellik zıddı olan çirkinlikle değil, tecelli ettiği mazhar ve mahalle parlar ve kıymetini ilan eder. "Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz." hesabı yani. Mesela, biz Allah’ın sonsuz cemal ve kemalini zıddı ile değil tecelli ve tezahürü ile tanıyoruz. Yüksek vasıflardaki hakikî lezzet, güzellik, saadet ve kemal, akranlarına ve zıtlarına bakmıyor, belki tezahür ve tecelli ettiği yerlere bakıyor, onlarla kendini gösterip ilan ediyor.

Şualar’da şöyle bir cümle geçer:

Ve madem bir şeyde mertebelerin bulunması, o şeyin içinde zıddının tedahülü iledir.”

Bir şeyin var olması başka, onda mertebelerin bulunması daha başkadır.Bu ikinci için zıtların müdahalesi gerekir, ama birinci için böyle bir şart yoktur. Bu cümlenin devamında verilen misallerden birisi şöyle:

“Işığın kuvvetli ve zayıf şeklinde mertebelere ayrılması onun zıddı olan karanlığın müdahalesi iledir.”

Karanlık ne kadar fazla olursa ışığın derecesi de o kadar azalır. Işığın artması nisbetinde de karanlık azalır. Ancak ışığın lezzeti, hüsnü ve cemâli karanlığa bağlı değildir. Karanlık olsun olmasın ışık daima güzeldir ve sevilir. Birinci Remiz’de bu konuda birçok örnek verilmişti.

Bu Remiz’de Üstad hazretleri iki önemli örnek veriyor: Kerem ve şefkat.

“Birinci Örnek: Mesela kerem, güzel ve hoş bir sıfattır. Kerîm olan zât; başka mükrimlere tefevvuk cihetiyle aldığı lezzet-i nisbiyeden bin defa daha hoş bir lezzeti, ikram ettiği adamların telezzüzleriyle, ferahlarıyla alır.”

Soru cümlesindeki "Bir şeyin lezzeti, hüsnü, cemâli, emsal ve ezdâdına bakmaktan ziyade, mazharlarına bakarlar." ifadesinde geçen “mazharlar”, bu misalde kerim zâtın keremine mazhar olan kimseler demektir.

Burada şu hakikate dikkat çekiliyor. Kerem, zâtında güzeldir, başkaların kerem sahibi olup olmamaları yahut bu güzel sıfata az veya çok sahip olmaları kerem sahibinin bu güzel hasletten aldığı lezzeti ve şerefi ne artırır, ne de eksiltir.

Birinci Remiz’de de yer olan bu ikinci örnek de aynı şekilde değerlendirilecektir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...