"İşte, madem evsâf-ı âliyedeki hakikî lezzet ve hüsün ve saadet ve kemâl, akran ve ezdâda bakmıyor, belki mezâhir ve müteallikatına bakıyor..." Devamıyla izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İşte, madem evsâf-ı âliyedeki hakikî lezzet ve hüsün ve saadet ve kemâl, akran ve ezdâda bakmıyor, belki mezâhir ve müteallikatına bakıyor. Elbette, Hayy-ı Kayyûm ve Hannân-ı Mennân ve Rahîm ve Rahmân olan Zât-ı Zülcemâl ve Kemâlin rahmetindeki cemâl ise, merhumlara bakar."(1)

Hakikî lezzet ve hüsnün gayra bakmayıp mezâhirlere yani onların tecelli ettikleri aynalara baktıkları izah edildikten sonra şu hüküm cümlesine yer veriliyor:

“Elbette, Hayy-ı Kayyûm ve Hannân-ı Mennân ve Rahîm ve Rahmân olan Zât-ı Zülcemâl ve Kemâlin rahmetindeki cemâl ise, merhumlara bakar."

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın rahmetinin güzelliği merhumlarda, yani merhamete muhtaç olanlarda kendini gösterir. Mesela, rızıklandırmanın güzelliği merzuklara yani o rızıktan istifade edenlere bakar. Milyonları çok aşkın hayvan nevilerinin birlikte ve en mükemmel şekilde rızırlanmalarındaki hüsün ve kemâl Allah’ın rahmetinden gelmekte ve O’nu göstermektedir. O’ndan başka Rezzâk yok ki bu güzellik ve kemâl O’na nisbet edilerek ve O’nun rızıklandırdığı başka canlılarla mukayese yoluyla bilinsin.

(1) bk. Sözler, Otuz İkinci Söz, İkinci Mevkıf.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...