"Bizde öyle bir hak kuvveti var ki, hakkımızı tam ve mükemmel müdafaa edebilirdik." Ne demektir?

Soru Detayı

- Risale-i Nurlarla mukabele hak kuvveti olmuyor mu? Başka hak kuvveti ne olabilir? Kıyama kalkmaksa eğer masumların zarar görmesi nazara alındığında hak kuvveti olur mu?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Eğer mukabele-i bilmisil kaide-i zâlimânesiyle, o ehl-i hak dahi bir ikinin hatasıyla yirmi otuz biçareleri ezseler, o vakit, hak namına dehşetli bir haksızlık ederler.

İşte, Kur’ân’ın emriyle, gayet şiddetle ve nefretle siyasetten ve idareye karışmaktan kaçındığımızın hakikî hikmeti ve sebebi budur. Yoksa bizde öyle bir hak kuvveti var ki, hakkımızı tam ve mükemmel müdafaa edebilirdik." (Şualar, 12. Şua: Bu defaki küçük müdafaatımda demiştim)

Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin ifade ettiği "öyle bir hak kuvveti", Risale-i Nur talebelerinin sahip olduğu manevi ve hukuki sarsılmazlıktır. Ancak bu kuvveti sadece kitaplarla sınırlı değil, daha geniş bir çerçevede değerlendirmek gerekir. Yani;

1. Üstad'ın İlahi ve manevi güce sonsuz itimadı vardı. Böyle bir talebi veya duası olsaydı kendisine eziyet edenlere bilemeyeceğimiz şekilde musibetler ve felaketler gelebilirdi.

2. Ehl-i dünyanın zannettiği gibi siyaset emeli olsaydı ve fiili olarak siyasete girseydi, elindeki hak vesilelerden dolayı muazzam bir kuvvet elde edebilirdi. O zaman hakkını mükemmelen alabilirdi.

  • Risale-i Nur'un İlmi Kuvveti

Evet, bu kuvvetin ilk kaynağı Risale-i Nurlardır. Bu eserler, şüpheleri kökünden kazıdığı için talebelerine tam bir iman kuvveti ve ikna kabiliyeti verir. Mahkemelerdeki o meşhur müdafaalar, bu hak kuvvetinin bir tezahürüdür; yani davasının doğruluğundan emin olmanın verdiği korkusuzluktur.

  • Maddi Kuvvet ve "Kıyam" Meselesi

Silahlı veya fiziki başkaldırı şeklindeki kıyama kalkma ihtimali, Üstad tarafından her zaman menfi hareket olarak addedilmiştir. Üstad'ın "hak kuvveti var" demesi, "bizim gücümüz yetmediği için susmuyoruz" anlamına gelir.

Yani talebelerin sayıca çokluğu, fedakarlıkları ve birbirlerine olan bağlılıkları öyle bir seviyededir ki, eğer isteselerdi maddi bir güç oluşturabilirlerdi. Ancak asayişi muhafaza ve masumların zarar görmemesi düsturu gereği bu yola başvurulmamıştır.

  • Asıl Hak Kuvveti

Sırr-ı İhlas ve İttihad aynı zamanda şahs-ı manevinin gücüne işaret eder. Binlerce insanın aynı hakikat etrafında, hiçbir dünyevi menfaat beklemeden birleşmesi, sarsılmaz bir hukuki ve toplumsal direnç oluşturur.

Özetle bahsedilen kuvvet; haklı olmanın verdiği manevi cesaret, devasa bir kitlesel bağlılık ve sarsılmaz bir hukuki dayanaktır. Fakat bu kuvvet, masumların hakkını korumak adına maddi bir kavgaya değil, uzun zamana muhtaç olan ikna ve irşat yolu sayılan manevi bir cihada yönlendirilmiştir.

İlave bilgi için tıklayınız:

- "Müsbet Hareket" ne demektir?

- BİR ÖMRÜN DEĞİŞMEZ PRENSİBİ: MÜSBET HAREKET

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 157
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Fd

Allah razı olsun. "Hakkımızı tam ve mükemmel müdafaa edebilirdik" demekle sanki bu söz söylendiği zaman henüz edilmemiş gibi anlaşılıyor. Yani edebilirdik henüz etmedik yada edemedik gibi. Bu hususta ne dersiniz?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale
Kuvvetle de edebilirdik ama etmedik çünkü bu riskli ve masumlara zarar getirir anlamındadır. Yoksa müspet anlamda edilmiştir. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...