"Hizmet-i imaniyede hazz-ı nefsini bırakıp ve mahviyet ile tesanüd ve ittihadı muhafaza eden bir hais kardeşimiz, bir veliden ziyade mevki alıyor." Ne demek?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Evet, temsilde hata yok, nasıl ki büyük bir velî, küçük bir Ashâb kadar hizmet-i İslâmiyede Ehl-i Sünnetçe mevki almadığı gibi, aynen öyle de 'Bu zamanda hizmet-i imaniyede hazz-ı nefsini bırakıp ve mahviyet ile tesanüd ve ittihadı muhafaza eden bir hâlis kardeşimiz, bir velîden ziyade mevki alıyor.' diye kanaatim gelmiş ve siz daima bu kanaatımı takviye ediyorsunuz. Cenâb-ı Hak sizlerden ebediyen razı olsun. Âmin." (Şualar, On Üçüncü Şua)

İman hizmetinde benliğini ve nefsani hazlarını terk edip tam bir mahviyet, dayanışma ve birlik içinde hareket eden bir Nur talebesi, bu zamanda bir evliyadan daha yüksek bir makama çıkabilir. Demek cemaat içinde mahviyet, dayanışma ve birliği korumak azami birer manevi makam oluyor.

Bu zamanın en büyük ve en önemli vazifesi iman hizmeti ve imanı tehlikede olan insanların imanlarının kurtulmasına vesile olmaktır. Bu uğurda azami bir ihlas, birlik ve dayanışma içinde olan bir Nur talebesi bu zamanın en büyük manevi kahramanı ve eski zamanların evliyalarından daha faziletli bir mevkiye çıkabilirler.

Bir kişinin imanını kurtarmak yüz kişiyi evliya makamına çıkarmaktan daha önemli ve sevaplı bir hizmettir. Nur talebeleri bu zamanda Risale-i Nur'un tahkiki iman dersleri ile insanların imanını kurtarıyorlar ve önemli bir manevi mevki kazanıyorlar. Bu işin sırrı şudur; bir insanın şahsi ibadet ve velayet yoluyla kırk senede kazanamadığı makam ve mertebeyi, imana hizmet ve Risalet yolu dediğimiz imana ve Kur'ana hizmet metoduyla kırk günde ulaşabilir.

İlave bilgi için tıklayınız:

- Risale-i Nurlar velayete mi yoksa risalete mi mazhardır? Sahabeler risalet yönünü almış, Nurculuk da sahabe mesleği olduğuna göre; Risalete mi mazhar olmuş oluyor?

- "Risalet" ve "Velâyet" ne demektir?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 478
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Kullanıcı

"Hazz-ı nefsini bırakmak" ne demek?

Bu tabirden kasıt şudur:

Nefsî hazlar, kişinin kendini beğenmesi, öne çıkmak istemesi, alkış ve takdir beklentisi, “ben bilirim” demesi gibi egosal tatminlerdir.

Bunu bırakmak ise, bu nefsanî arzulara uymamak, hizmeti sadece Allah rızası için yapmaktır.

Ama bu, kendini ezmek, hakikati susmakla örtecek kadar pasifleşmek demek değildir.

O zaman soru şu: Hazzı nefsini bırakmak, susmak ve edilgenleşmek mi?Hayır. Kesinlikle değil.

Hakkı söylemek, haksızlığa karşı çıkmak hizmetin bir gereğidir.

Ama bunu kibirle değil, hikmetle yapmak gerekir.

Denge nasıl sağlanır?

1. Şımarana sessiz kalmak, eğer zulme göz yummaksa bu mahviyet değil zaaftır.

2. Ama bir mesele kişisel ego çatışmasına dönüyorsa, “ben haklıyım” diyerek öfkeyle hareket etmek de hazz-ı nefse girmektir.

Hakkı konuşmak, Nefsi savunmak değildir

Bazen biri çıkıp der ki:

 “Sen kendini savunuyorsun, nefsin için konuşuyorsun.”

Halbuki sen susarsan hak zayi olacaksa,

susmak da bir zulme rıza olur.

 Hz. Ömer ne diyordu?

> “Bende bir yanlış görürseniz ne yaparsınız?”

Bir sahabe: “Kılıcımızla düzeltiriz!”

Hz. Ömer: “İşte böyle bir ümmet içinde olduğum için hamd ederim.”

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Kullanıcı

1. “Benlik gösterene ego göstermek” ne demek?

Eğer biri sürekli kibirli davranıyor, kendini üstün görüyor ve seni küçük düşürmeye çalışıyorsa:

 Ona karşı tamamen sessiz kalmak,

 Sürekli mahcup ve edilgen durmak,

karşı tarafın “üstünlük algısını” besleyebilir.

Bu da onun daha çok kabarmasına, seni hafife almasına yol açar.

2. Peki ne yapmalı?

Ne kibirle karşılık vermeli, ne de tamamen susmalı.

Bunun yerine izzetli bir duruş sergilemek gerekir.

Bediüzzaman’ın ifadesiyle:

> “Zelil olmayan mahviyet, mağrur olmayan izzet.”

3. Önerilen duruş:

Kendi kıymetini bilmek,

Hakkını savunmak,

Meseleyi kişiselleştirmemek,

Nefsi müdafaa değil, doğruyu müdafaa etmek...

Bunlar bizim izzetli bir şekilde konuşmana ve karşı tarafın kabarmasına engel olmana yardım eder.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Kullanıcı

ÖRNEK OLAY 

Bir iş arkadaşın seni küçümseyip susturmak istiyor. 

Karşı taraf:

“Sen bu konuda çok yenisin, fazla da bilgin yok. Bu işleri bilenler konuşmalı.” (Hazzı nefis sahibi) 

 Senin cevabın (izzetli ve kendini savunan biçimde):

“Evet, yeniyim ama bu konuda ciddi şekilde araştırma yaptım ve gelişmeye çalışıyorum.

Deneyim önemli ama her fikrin değerlendirilmeye hakkı var.

Ben de bu sürecin bir parçasıyım, dolayısıyla görüş belirtme hakkımın olduğunu düşünüyorum.”

Cevap ise emeği, emeğin parçası olduğunu övüyor, nefsini değil. Bu savunma insanı mutlu da ediyor. Bu cümlelerde:

Ne benlik var,

 Ne kibir var,

 Ne de aşağılık kompleksi.

Ama:

 Çaba var,

 Sorumluluk var,

 İzzetli bir duruş var.

 

Yani sen, kendini savunurken nefsini değil hakkı savunuyorsun.

Bu da hem saygı uyandırır, hem de karşı tarafın içten içe seni ciddiye almasını sağlar.

Ve evet, bu tür cümleler hem kişiyi mutlu eder, hem de karşı tarafa da ders verir ama incitmeden verir.

“Ben varım ama benmerkezli değilim.” diyorsun aslında.

bu tür cümleler hem kişiyi mutlu eder, hem de karşı tarafa da ders verir ama incitmeden verir.

“Ben varım ama benmerkezli değilim.” diyorsun aslında.

İşte bu, Nur Talebesi vakarına yakışır bir duruştur.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...