"Böyle küçük meseleler için kıymettar vaktimi sarf etmektense, o çok kıymetli vaktimi zikir ve fikir gibi kıymettar şeylere sarf edeceğim..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

" 'Böyle küçük meseleler için kıymettar vaktimi sarf etmektense, o çok kıymetli vaktimi zikir ve fikir gibi kıymettar şeylere sarf edeceğim.' deyip çekilerek ittifakı zayıflaştırmayınız. Çünkü bu mânevî cihadda küçük mesele zannettiğiniz, çok büyük olabilir." (1)

Burada verilen temel mesaj, iman kurtarma hizmetinin en küçük bir meselesinin bile büyük önem taşıdığı, şahsî ibadetlere öncelik verip bu iman hizmetinden geri kalmanın hem o şahsa hem de bu kudsî davayı büyük zarar vereceğidir. Bununla birlikte bu ifadeler içtimaî hayatımız için de hayatî önem taşımaktadır. Şöyle ki; Dünya ve içindekiler, dine ve ahirete birer âlet ve birer vesiledirler. “Madem dünya gelip geçicidir, öyle ise, ben ahiretime çalışacağım" diyerek, dünyayı bütün bütün terk etmek, onun nimetlerinden istifade etmemek, sırt çevirip sadece ibadet ve zikirle meşgul olmak doğru bir yaklaşım değildir.

Müslümanların bu yanlış züht ve takva anlayışı; dünya nimetlerini kâfirlerin eline bırakıyor. Onlar da bu nimetler ile Müslümanlara üstünlük kuruyor, eziyor ve zulmediyorlar. Top, tüfek, uçak, füze, savaş gemisi hâsılı fen ve teknik sahadaki terakkiler onlarda olunca, Müslümanlar kâfirler karşısında eziliyorlar.

“Karşıtlarınızı caydırmak için olanca gücünüzle kuvvet hazırlayın!” (Enfal Suresi, 60) Bu ayete göre, düşmanın saldırılarına karşı zamanın şartlarına göre kuvvet hazırlamak bütün Müslümanlar üzerine vaciptir. Nitekim Peygamber Efendimiz (asm.) bu âyetin tefsirini yaparken şöyle buyurmuştur: “Ey Ashabım! Dikkat edin! Kuvvet atmaktır, kuvvet atmaktır, kuvvet atmaktır.

Kur’an’ın bu emrine uymayan Müslümanlar, şefkat ve merhametten mahrum, canavarlaşmış bir avuç Yahudiye mağlup olmaktadırlar. Başka bir ifadeyle kâfirin attığı bomba, Müslüman’ın attığı taşa galip gelmektedir. Müslümanlar şuurlanmadıkça, bu durum böyle devam edecek, söz hep kuvvetlinin olacaktır.

Bu yüzden, her Müslümanın şahsî ibadetinin yanında, bir de içtimaî vazifesi vardır. Bir Müslüman; "Böyle küçük meseleler için kıymettar vaktimi sarf etmektense, zikir ve fikir gibi kıymettar şeylere sarf edeceğim" diyemez. Derse, beş milyonluk İsrail’in elinde oyuncak olur, sonra da sapan taşları ile tank kovalar.

Müslümanın dünyayı da elinde bulundurması gerekiyor. Çünkü adalet, ibadet ve izzet maddî kuvvetle tatbik edilebiliyor. Mesela, askeri ve siyasi gücü olmayan bir devletin, adaleti tesis etmesi mümkün değildir.

(1) bk. Lem'a'lar, Yirminci Lem'a, Altıncı Sebep.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

cemdemir
Çok tatmin edici bir cevap olmuş. Sizi tebrik ediyorum.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...