"Böyle küçük meseleler için kıymettar vaktimi sarf etmektense, o çok kıymetli vaktimi zikir ve fikir gibi kıymettar şeylere sarf edeceğim..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

" 'Böyle küçük meseleler için kıymettar vaktimi sarf etmektense, o çok kıymetli vaktimi zikir ve fikir gibi kıymettar şeylere sarf edeceğim.' deyip çekilerek ittifakı zayıflaştırmayınız. Çünkü bu manevi cihadda küçük mesele zannettiğiniz, çok büyük olabilir." (Lem'a'lar, Yirminci Lem'a, Altıncı Sebep)

Burada verilen temel mesaj, iman kurtarma hizmetinin en küçük bir meselesinin bile büyük önem taşıdığı, şahsi ibadetlere öncelik verip bu iman hizmetinden geri kalmanın hem o şahsa hem de bu kudsî davayı büyük zarar vereceğidir.

Bununla birlikte bu ifadeler içtimai hayatımız için de hayati önem taşımaktadır. Şöyle ki;

Dünya ve içindekiler, dine ve ahirete birer âlet ve birer vesiledirler. “Madem dünya gelip geçicidir, öyle ise, ben ahiretime çalışacağım." diyerek, dünyayı bütün bütün terk etmek, onun nimetlerinden istifade etmemek, sırt çevirip sadece ibadet ve zikirle meşgul olmak doğru bir yaklaşım değildir.

Müslümanların bu yanlış züht ve takva anlayışı; dünya nimetlerini kâfirlerin eline bırakıyor. Onlar da bu nimetler ile Müslümanlara üstünlük kuruyor, eziyor ve zulmediyorlar. Top, tüfek, uçak, füze, savaş gemisi hasılı fen ve teknik sahadaki terakkiler onlarda olunca, Müslümanlar kâfirler karşısında eziliyorlar.

“Onlara (düşmanlara) karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve cihad için bağlanıp beslenen atlar hazırlayın, onunla Allah'ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, Allah'ın bildiği (düşman) kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsanız size eksiksiz ödenir, siz asla haksızlığa uğratılmazsınız.” (Enfal, 8/60)

Bu ayete göre, düşmanın saldırılarına karşı zamanın şartlarına göre kuvvet hazırlamak bütün Müslümanlar üzerine vaciptir. Nitekim Peygamber Efendimiz (asm.) bu ayetin tefsirini yaparken şöyle buyurmuştur: “Ey Ashabım! Dikkat edin! Kuvvet atmaktır, kuvvet atmaktır, kuvvet atmaktır.”

Kur’an’ın bu emrine uymayan Müslümanlar, şefkat ve merhametten mahrum, canavarlaşmış bir avuç Yahudiye mağlup olmaktadırlar. Başka bir ifadeyle kâfirin attığı bomba, Müslüman’ın attığı taşa galip gelmektedir. Müslümanlar şuurlanmadıkça, bu durum böyle devam edecek, söz hep kuvvetlinin olacaktır.

Bu yüzden her Müslümanın şahsi ibadetinin yanında, bir de içtima vazifesi vardır. Bir Müslüman, "Böyle küçük meseleler için kıymettar vaktimi sarf etmektense, zikir ve fikir gibi kıymettar şeylere sarf edeceğim." diyemez. Derse beş milyonluk İsrail’in elinde oyuncak olur, sonra da sapan taşları ile tank kovalar.

Müslümanın dünyayı da elinde bulundurması gerekiyor. Çünkü adalet, ibadet ve izzet maddi kuvvetle tatbik edilebiliyor. Mesela, askeri ve siyasi gücü olmayan bir devletin, adaleti tesis etmesi mümkün değildir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 3.667
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

cemdemir
Çok tatmin edici bir cevap olmuş. Sizi tebrik ediyorum.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...