"Fakat bazı fena cereyanlarla, o kuvvetli ve kıymettar seciye inkişaf etmez. Veyahut suistimal edilir." Şefkati suistimal eden fena cereyanlar nelerdir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Hümanizm; "İnsan, Allah, ahiret ve peygamber gibi kavramlara muhtaç olmadan kendi başına doğruları bulur" tezini savunan batıl bir felsefi akımdır. Eski tabirle; "rikkat-i cinsiyenin ifratıdır." Hümanist ekol, insan sevgisi adı altında dinin birçok hakikatlerini inkâr ediyor. Sevgi ve şefkat ismi ile çoğu kimseyi dalalete ve inkâra sevk ediyor. Bu zamanda şefkati yanlış yerlerde kullandıran en mühim fikri cereyan, hümanizmdir. Hümanizm güya insan sevgisini esas alan bir akımdır.

Hümanizme göre -hâşâ- cehennem ve ceza asla olamaz, şeriatın caydırıcı kanunları katı ve acımasızdır. Hâlbuki kâfirlerin, zalimlerin ve canilerin cehenneme atılması ve yaptıklarının cezasını çekmesi adaletin ve hikmetin muktezasıdır. Hümanistler, insanları en can alıcı olan sevgi ve şefkat hissi ile aldatıyorlar. Güya sevgi ile ceza, şefkat ile cehennem birbirine zıt kavramlardır; ikisinin beraber bulunması mümkün değildir. Hâlbuki bu iki kavram birbirini iktiza eder, cehennem olmadan cennet lezzet vermez, ceza olmadan adalet tahakkuk etmez.

Mesela; hümanistler, masum on kişiyi katleden bir caninin idam edilmesine karşı çıkarlar, ama on masumun hakkını hiç nazara almazlar. Bir köpeğe acırlar, ama düşkün ve fakir insana el uzatmazlar. Hümanistlerin bu gibi çarpık ve samimiyetsiz tavırları pek çoktur. Hakiki insan sevgisi ve şefkati ancak iman ve ibadet ile elde edilebilir. Yoksa Allah’ı tanımayan birisinin şefkati ve insan sevgisi mecazi ve suridir. Hakiki şefkat abidesi Peygamber Efendimiz (asm) ve onun mübarek yolunda giden rehber şahsiyetlerdir.

Risale-i Nur'da bu konu şu şekil tarif ediliyor:

"Şefkat yüzünden esasat-ı İslâmiyenin haricindeki bid'at ve dalâlet yollarına sapanları çeviren bir hakikattır."

"Şefkat-i insaniye, merhamet-i Rabbaniyenin bir cilvesi olduğundan, elbette rahmetin derecesinden aşmamak ve Rahmetenli'l-Âlemîn zâtın (a.s.m.) mertebe-i şefkatinden taşmamak gerektir. Eğer aşsa ve taşsa, o şefkat, elbette merhamet ve şefkat değildir; belki dalâlete ve ilhada sirayet eden bir maraz-ı ruhî ve bir sakam-ı kalbîdir."

"Meselâ, kâfir ve münafıkların cehennemde yanmalarını ve azap ve cihad gibi hadiseleri kendi şefkatine sığıştırmamak ve tevile sapmak, Kur'ân'ın ve edyân-ı semâviyenin bir kısm-ı azîmini inkâr ve tekzip olduğu gibi, bir zulm-ü azîm ve gayet derecede bir merhametsizliktir."

"Çünkü mâsum hayvanları parçalayan canavarlara himayetkârâne şefkat etmek, o biçare hayvanlara şedit bir gadr ve vahşi bir vicdansızlıktır. Ve binler Müslümanların hayat-ı ebediyelerini mahveden ve yüzer ehl-i imanın su-i âkıbetine ve müthiş günahlara sevk eden adamlara şefkatkârâne taraftar olmak ve merhametkârâne cezadan kurtulmalarına dua etmek, elbette o mazlum ehl-i imana dehşetli bir merhametsizlik ve şenî bir gadirdir."(1)

(1) bk. Kastamonu Lâhikası, (46. Mektup).

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...