"Fakat bazı fena cereyanlarla, o kuvvetli ve kıymettar seciye inkişaf etmez. Veyahut suistimal edilir." Şefkati suistimal eden fena cereyanlar nelerdir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Evet, bir valide veledini tehlikeden kurtarmak için hiçbir ücret istemeden ruhunu feda etmesi ve hakikî bir ihlâs ile vazife-i fıtriyesi itibarıyla kendini evlâdına kurban etmesi gösteriyor ki, hanımlarda gayet yüksek bir kahramanlık var.

Bu kahramanlığın inkişafı ile hem hayat-ı dünyeviyesini, hem hayat-ı ebediyesini onunla kurtarabilir. Fakat bazı fena cereyanlarla, o kuvvetli ve kıymettar seciye inkişaf etmez. Veyahut sû-i istimal edilir. Yüzer nümunelerinden bir küçük nümunesi şudur:.." (24. Lem'a)

Bu cümlenin hemen altında, bu fena cereyanlardan iki tanesi zikrediliyor:

1- O şefkatli valide, çocuğunun hayat-ı dünyeviyede tehlikeye girmemesi, istifade ve fayda görmesi için her fedakârlığı nazara alır, onu öyle terbiye eder. “Oğlum paşa olsun” diye bütün malını verir, hafız mektebinden alır, Avrupa’ya gönderir. Fakat o çocuğun hayat-ı ebediyesi tehlikeye girdiğini düşünmüyor.

Bu zamanda hiss-i dünya ağır bastığı için, dünyevi menfaatler hususunda annelerin ciddi anlamda zaafa girdiklerini görüyoruz. Okul derslerindeki faydayı ve başarıyı nazara alır, lakin ahiretteki muvaffakiyetini nazara alıp, ehemmiyet vermezler.

2- Ve dünya hapsinden kurtarmaya çalışıyor; Cehennem hapsine düşmemesini nazara almıyor. Fıtrî şefkatin tam zıddı olarak, o mâsum çocuğunu, âhirette şefaatçi olmak lâzım gelirken dâvâcı ediyor. O çocuk, “Niçin benim imanımı takviye etmeden bu helâketime sebebiyet verdin?” diye şekvâ edecek."

Burada da annelerin çocuklarını dünya hapsinden kurtarmak için gösterdikleri çabayı, ebedi ahiret hapsi olan cehennemden kurtarmak için gereken çabayı göstermedikleri ayan beyan görülmektedir. İşte bu fena cereyanların başında Üstadımız bu iki mühim konuyu nazara vermektedir. Evet ahirete iman zayıfladıkça dünya muhabbeti artmakta, böylece hatalar çoğalmaya insanlık gerilemeye başlar. Hal-i alem buna şahittir.

Bu konuda bir başka fena cereyan ise Hümanizm'dir.

Hümanizm; "İnsan, Allah, ahiret ve peygamber gibi kavramlara muhtaç olmadan kendi başına doğruları bulur" tezini savunan batıl bir felsefi akımdır. Eski tabirle; "rikkat-i cinsiyenin ifratıdır." Hümanist ekol, insan sevgisi adı altında dinin birçok hakikatlerini inkâr ediyor. Sevgi ve şefkati kullanarak çoğu kimseyi dalalete ve inkâra sevk ediyor. Bu zamanda şefkati yanlış yerlerde kullandıran en mühim fikri cereyan, hümanizmdir. Hümanizm güya insan sevgisini esas alan bir akımdır.

Hümanizme göre -hâşâ- cehennem ve ceza asla olamaz, şeriatın caydırıcı kanunları katı ve acımasızdır. Hâlbuki kâfirlerin, zalimlerin ve canilerin cehenneme atılması ve yaptıklarının cezasını çekmesi adaletin ve hikmetin muktezasıdır. Hümanistler, insanları en can alıcı olan sevgi ve şefkat hissi ile aldatıyorlar. Güya sevgi ile ceza, şefkat ile cehennem birbirine zıt kavramlardır; ikisinin beraber bulunması mümkün değildir. Hâlbuki bu iki kavram birbirini iktiza eder, cehennem olmadan cennet lezzet vermez, ceza olmadan adalet tahakkuk etmez.

Mesela; hümanistler, masum on kişiyi katleden bir caninin idam edilmesine karşı çıkarlar, ama on masumun hakkını hiç nazara almazlar. Bir köpeğe acırlar, ama düşkün ve fakir insana el uzatmazlar. Hümanistlerin bu gibi çarpık ve samimiyetsiz tavırları pek çoktur. Hakiki insan sevgisi ve şefkati ancak iman ve ibadet ile elde edilebilir. Yoksa Allah’ı tanımayan birisinin şefkati ve insan sevgisi mecazi ve suridir. Hakiki şefkat abidesi Peygamber Efendimiz (asm) ve onun mübarek yolunda giden rehber şahsiyetlerdir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

SORULARLARİSALE 2024 ANKETİ
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...