"Bu muvakkat memleket bir tarla hükmündedir. Bir talimgahtır, bir pazardır. Elbette arkasında bir mahkeme-i kübra, bir saadet-i uzma gelecektir." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ey arkadaş! Demek, bu muvakkat memleket bir tarla hükmündedir. Bir talimgâhtır, bir pazardır. Elbette arkasında bir mahkeme-i kübrâ, bir saadet-i uzmâ gelecektir. Eğer bunu inkâr etsen, bütün zabitlerdeki cüzdanları, defterleri, teçhizatları, düsturları, belki şu memleketteki bütün intizâmâtı, hatta hükûmeti inkâr etmeye mecbur olursun. Ve bütün vaki olan icraatın vücudunu tekzip etmek lazım gelir. O vakit sana insan ve zîşuur denilmez. Sofestâîlerden daha akılsız olursun." (Sözler, Onuncu Söz, On İkinci Suret)

Üstad burada, dünya hayatının karmaşık ve anlamsız bir yer olmadığını, aksine çok daha büyük bir amaca hizmet eden geçici bir hazırlık sahası olduğunu ispat etmek için mantıksal bir kıyas sunar.

  • Dünyanın Üçlü Niteliği: Tarla, Talimgâh, Pazar

Bu paragraf, dünyayı üç farklı benzetmeyle tanımlar:

Tarla: Burada ne ekilirse, ahirette o biçilecektir.

Talimgâh: İnsanın eğitildiği, yeteneklerini geliştirdiği bir eğitim alanıdır.

Pazar: Ticaret yapılan, yani ömür sermayesinin harcanıp karşılığında ebedi bir kazancın hedeflendiği yerdir.

Bu üç kavramın ortak özelliği geçicilik ve sonuç odaklılıktır. Hiç kimse sadece tarla sürmek için çiftçi olmaz; mahsulü bekler. Hiç kimse sadece eğitimde kalmak için askere gitmez; görev bekler.

  • İntizamdan Gayeye (Zabitler ve Defterler)

"Zabitlerdeki cüzdanlar, defterler ve teçhizatlar" ifadesiyle kâinattaki her şeyin kayıt altına alındığına ve her varlığın bir vazifesi olduğuna işaret edilir.

Kayıt (Defterler): Doğadaki hassas dengeler, genetik kodlar ve her olayın hafızalarda veya kader levhalarında kaydedilmesi, bir hesap gününün hazırlığıdır.

Düzen (İntizamat): Eğer bir yerde askerler, defterler ve talimatnameler varsa, orada mutlaka bir hükûmet ve o hükûmetin adalet mekanizması olan bir mahkemesi olmalıdır.

  • İnkârın İmkânsızlığı

Metnin en çarpıcı kısmı burasıdır:

"Eğer bunu inkâr etsen... Şu memleketteki bütün intizâmâtı, hattâ hükûmeti inkâr etmeye mecbur olursun."

Buradaki mantık şudur: Bir devlet düşünün ki devasa bir ordu kurmuş, her askere maaş bağlıyor, her hareketi kaydediyor ama sonunda ne bir savaş var ne de bir ödül veya ceza. Bu, o devletin akılsız ve saçma bir iş yaptığını gösterir.

Kâinatta zerre kadar israf yokken, her şey mükemmel bir hikmetle işlerken, bu kadar hazırlığın bir sonu, bir karşılığı olmazsa, o zaman dünyadaki tüm bu düzenin tesadüf veya anlamsız olduğunu kabul etmek gerekir. Göz önündeki bu muazzam düzeni inkâr edemediğimize göre, onun sonucu olan ahireti de inkâr edemeyiz.

Özetle: Mevcut düzenin, gelecekteki bir hesaba işaret etmesi zorunluluktur. Bu hazırlıklar boşuna olamaz.

"Eğer bunu inkâr etsen, bütün zabitlerdeki cüzdanları, defterleri, teçhizatları, düsturları..."

Bir balığın yüzgeci denize, bir kuşun kanadı havaya göre tasarlanmıştır. İnsanın cihazatına baktığımızda ise bu dünyanın sınırlarına sığmadığını görürüz.

Akıl: Sadece bugünü değil, milyonlarca yıl öncesini ve sonrasını merak eder.

Kalp: Ebedi bir sevgi ve sonsuz bir vuslat ister; ayrılıktan nefret eder.

Hayal: Hiçbir sınır tanımaz, her zaman daha fazlasını ve hiç bitmeyecek olanı arzular.

Eğer hayat sadece bu dünya ile sınırlı olsaydı, bu kadar geniş yeteneklerle donatılmamız, serçeye kartal kanadı takmak gibi abes ve israf olurdu.

  • "Cüzdan ve Defter" Olarak İnsanın Mahiyeti

Cüzdan: İnsana verilen duygular, birer sermayedir. Bu sermaye, dünyadaki geçici ve kırılgan nesneler için çok fazladır.

Düsturlar: İnsandaki adalet duygusu, vicdan azabı veya huzuru; bu dünyada tam karşılığını bulamayan bir büyük mahkemenin varlığını arzular.

Eğer ahiret olmazsa, insanın en yüksek duyguları, onu en çok mutsuz eden birer işkence aletine dönüşür. Bu durumda insan, kâinatın en şerefli mahluku değil, en bedbaht ve mantıksız varlığı hâline gelir.

Metindeki "hükûmeti ve icraatı tekzip etmek" ifadesi tam da buna bakar: Sanatlı bir eserin amacını inkâr edersen, sanatkârın hikmetini ve sanatını da inkâr etmiş olursun.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 175
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...