"Bu şeylerin icadı bir tek zata verildiği vakit, o kadar kolay olur, o kadar hiffet peyda eder ki, gördüğümüz nihayetsiz ucuzluğa ve mebzuliyete ve sahavete sebebiyet verir." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu derste, “Vahdette nihayet derecede kolaylık olduğu” hakikatinin ispatı yapılmaktadır.

Yirminci Mektub'un Onuncu Kelimesi'nde, "yüsr-ü vahdet" bahsinde, bu mesele üzerinde geniş olarak durulmuştur. Fazla bilgi için o mektuba bakılabilir. Burada kısaca şunu ifade edelim:

Bu kâinat bir fabrika, bir saray, bir hane gibidir. Her şey birbiriyle bağlıdır. Bir şeyi yapabilmek için her şeye yetecek bir kuvvetin bulunması gerekir. Yeryüzünde sergilenen milyonlarca tür bitki ve hayvanın her bir ferdi bütün bir kâinattan süzülmüşlerdir. Mesela, bir meyve öncelikle dala ve ağaca tutunduğu gibi, ağacı da bahçeye, bahçe yeryüzüne, yeryüzü de Güneş'e bağlanmıştır. Bir tek meyveyi yapabilmek için bütün kâinatta tasarrufta bulunmak gerekmektedir.

Vahdette sonsuz bir kolaylık vardır. Bu kâinat bir fabrika gibi muntazam çalışmakta, muhtelif mahsulleri ve mamulleri sonsuz bir kolaylıkla varlık sahasına çıkarmaktadır.

Dersin devamında vahdetteki kolaylığa şu harika misal veriliyor:

“... Nasıl bir ağaca, bir kökte, bir kanunla, bir merkezde hayat veriliyor; binler meyvelerin teşekkülü, bir meyve gibi suhûlet peydâ eder.”(1)

Ağaçtaki büyüme kanunu onun ruhu hükmündedir. İnsan bedeninde bütün hücrelere bir ruhtan hayat verildiği gibi, bir ağacın da bütün çiçekleri, yaprakları, meyveleri aynı kanuna bağlıdırlar, ondan medet alırlar. Çiçekler, meyveler çok olsalar da kanun birdir. Kolaylık noktasında, bir çiçekle, bin çiçeğin farkı yoktur.

O çiçekleri ağaçtan ayrı düşündüğümüzde her birisi için ayrı bir ağaç, ayrı bir toprak kısacası ayrı bir kâinat lazımdır.

Üstad Hazretleri "şecere-i kâinat" ifadesini çokça kullanır. Ve insanları bu ağacın en son ve en cemiyetli meyveleri olarak değerlendirir. Bir ağacın bir merkezden idare edilmesinde binler meyve ile bir meyvenin farkı olmadığı, hepsi aynı kolaylıkla vücut buldukları gibi, bu kâinat ağacı da aynı kudretle, aynı iradeyle, kısacası aynı ilahi sıfatlarla yaratılmıştır ve idare edilmektedir. Bir tek çiçeğin yaratılması için de bütün canlıların yaratılması için de aynı ilahi sıfatlar gereklidir.

Ağaç misaline ait cümlenin devamında şöyle buyrulur:

“Eğer o ağacın meyveleri ayrı ayrı merkeze ve köke, ayrı ayrı kanunla raptedilse, her bir meyve bütün ağaç kadar müşkülâtlı olur.”

Aynı şekilde, her bir çiçek, her bir meyve, her bir insan ve her bir hayvanın yaratılışları da vahdete isnat edilmediği takdirde, her biri bir kâinat kadar müşkilatlı olur.

1) bk. Sözler, Yirmi İkinci Söz, Birinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

emreozyurek

Öncesindeki "Hem nasıl bütün ordunun teçhizatı bir merkezde, bir kanunla, bir fabrikadan çıksa, kemiyetçe bir neferin teçhizatı kadar kolaylaşır. Eğer herbir neferin ayrı ayrı yerlerde teçhizatı yapılsa, alınsa, herbir neferin teçhizatı için, bütün ordunun teçhizatına lâzım fabrikalar bulunması lâzımdır." misali açar mısınız?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Her askerin elbisesi ayrı silahı ayrı olsa o zaman her askerin elbisesi için ayrı bir tekstil fabrikası silahı için ayrı bir silah fabrikasının kurulması gerekiyor. Orduda bir milyon asker olsa o zaman bir milyon ayrı elbise ve silah fabrikasının kurulması icap eder.

Mesela bir askerin pantolonu kırmızı diğerin ki mavi başkasının ki sarı olsa birinin silahı M16 diğerin ki kalaşnikof olsa ve hakeza her askerin teçhizatı için ayrı bir fabrikanın inşası lazım gelir.

Ama her askerin elbise ve silahı aynı olsa o zaman tek bir tekstil tek bir silah fabrikası bir milyon askerin techizi için yeterli olacaktır. Yani bir tek fabrika bir asker içinde bir milyon asker içinde yeterlidir. Ama her askerin elbise ve silahı farklı olsaydı o zaman bir asker bir milyon asker gibi masraflı ve zor olacaktı.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
muratkul

Burada her bir asker ayrı ayrı elbise ve teçhizatlara sahib olunsa diye zorluk anlatılıyor fakat aynı olsa donatılmak açısından tek fabrikanın kolaylığı anlatılıyor 

burada aynı asker aynı teçhizat nerede zaten her asker teçhizat ayrı ayrı    Burayı biraz açarmısınız 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Buradaki temel mantık, şahsi özellikler ile sistematik donanım arasındaki farktır. Bahsettiğiniz durum, bir "tevhîd" (birlik) delilidir ve şu iki nokta üzerinden açıklanabilir:

İdari Kolaylık (Standartlaşma): Her askerin boyu, kilosu veya ihtiyaçları birbirinden tamamen farklı olsaydı ve her birine özel, ayrı bir fabrikada üretim yapılsaydı; bu büyük bir karışıklığa ve zorluğa sebep olurdu. Ancak binlerce asker "askerlik" çatısı altında aynı tip üniforma ve teçhizatla donatıldığında, tek bir merkezden (fabrikadan) gelen emir ve üretimle hepsini yönetmek çok kolaylaşır.

Yaratılış Bağlamı: Askerlerin her birinin ayrı bir birey olması, hepsinin "insan" olma ortak paydasında buluşmasına engel değildir. Göz, kulak, kalp gibi temel organlar (teçhizatlar) her askerde aynı "model" üzerinedir. Eğer her insanın biyolojik yapısı tamamen başka bir kanuna tabi olsaydı, her biri için ayrı bir yaratılış fabrikası gerekirdi. Mesela her bir insan için ayrı bir tıp ilmi ayrı bir hastane ayrı bir doktor olması gerekirdi. 

Özetle: Her askerin ayrı birer birey olması bir "çokluk" (kesret) gibi görünse de; hepsinin aynı tip silahı kuşanması ve aynı tarz elbiseyi giymesi, onların tek bir merkezden, tek bir kanunla yönetildiğini ispatlar. Bu da idaredeki kolaylığı ve birliği gösterir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
karolin

Müterakki eden memleket derken kastedilen nedir?Alemde terakki edip ilerleme yokki.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Müterakki memleket ifadesi insana bakıyor ve insanın maddeten ve manen terakkisine işaret ediyor. İnsanlar manen terakki ettiği gibi maddi anlamda da terakki ediyor medeniyetler kuruyor şehirler inşa ediyorlar.

Dağların ve yerin altında istif edilmiş petrol türü bir çok maden ve hazineler insanlığın terakkisi ile üstü açılmış kullanılabilir duruma gelmiştir. Yani insan için ihzar edilen dünya memleketi tabiatı ve karakteri açısından müterakki bir yapıya sahiptir ki bunların hepsi Allah’ın varlığına işaret eden birer nimet birer mucizedir.

Yani Allah milyonlarca yıl önce bu gibi hazineleri toprak altında istif edip gizlemiş insanlık ise terakki ede ede bu hazineye ulaşıp bu hazineden istifade etmişler. Dünya memleketinin müterakki olmaz özelliği bu anlamdadır. Yani bunca nimetleri toprak altına kim koymuş şehirlerin kalabalık olacağını bilip tren, metro, otomobil, uçak vesaire gibi araçlara lazım maddeleri kim istif etmiş bunların hepsi bir tevhit delili değilde nedir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
hatemallah

Yusru vahdet diye 11. Kelime adres gösterilmiş. Galiba 10. Kelime olacaktı. Allah razı olsun. 

Değerli Kardeşimiz; ilgili hata düzeltilmiştir. Bildirdiğiniz için teşekkür eder, hayırlı günler dileriz. Allah cümlemizden razı olsun.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...