"Bulundukları cennetler ayrı ayrı da olsa, beraber bulunmalarına mâni olmaz." Cennetlerin ayrı olmasını açar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Cennetlerin ayrı ayrı olması cennetlerin tabakalarına işaret ediyor. Şöyle ki:

(1).Cennet: Ebedî saadet yurdunu ifade etmek üzere Kur'an'da ve müteaddit hadislerde ve diğer İslamî eserlerde yer alan isimler içinde en çok kullanılan ve muhtevası geniş olan bir mefhumdur. Kur'an'da yüz kırk yedi yerde geçmektedir.

İslam literatüründe ebedî saadetle alâkalı vaadler, teşvik edici izah ve tasvirler ekseriyetle cennet ismi etrafında yoğunlaşmıştır. Diğer isimler müfred/tekil olarak kullanıldığı halde, cennetin çok sayıdaki ayette cemi’/çoğul şekliyle de (cennât) diye yer alması, saadet yurdunun belli bir bölgesinin değil; tamamının adı olduğunu gösterir.

(2). Cennetü'n-Naîm: On üç ayette geçmektedir. Arapça'da "refah, huzur, mutlu hayat" mânâsına gelen nimet kelimesinden daha ihatalı bir muhtevaya sahip olan naîm, insana mutluluk veren maddî ve manevî bütün güzellikleri ifade etmektedir. Buna göre cennâtü'n-naîm; mutluluklarla dolu cennetler mânasına gelir.

"Beni cennetü'n-naîmin vârislerinden kıl." (Şuarâ, 26/85)

(3). Adn cenneti: En bariz mânâsı ile ikamet etme, ikamet edilen yer demek olan adn, on bir ayette geçmektedir. Adn'in, cennetin belli bir bölümünün adı olduğu veya çoğul şeklinde kullanılışına bakarak, onun tamamını ifade eden bir isim olduğu anlaşılır.

"Şüphesiz ki, iman edenler ve güzel amel işleyenler yok mu, işte onlar mahlûkatın en hayırlısıdır. Onların Rableri katındaki mükâfatı, zemininden ırmaklar akan, içinde devamlı olarak kalacakları Adn cennetleridir. Allah onlardan râzı olmuş, onlar da O'ndan râzı olmuşlardır. Bu, Rabbinden korkan O'na derin saygı duyanlar içindir." (Beyyine, 98/7-8)

(4). Firdevs: İçinde üzüm bulunan bağ ve bahçe mânâsına gelir. İki ayette geçer. Firdevs, cennetin tamamını ifade eden bir isim olabileceği gibi, onun ortası, en yüksek ve en değerli yerinin hususî adı da olabilir.

"Şüphesiz, iman edip güzel amel işleyenler için barınak olarak Firdevs cennetleri vardır." (Kehf, 18/107)

(5). Hüsnâ: İyilik yapanlara Allah tarafından daha büyük bir iyilikle karşılık verileceğini, ayrıca buna bir de ilave (ziyade) yapılacağını ifade eden Yunus suresi 26. ayetindeki hüsnâ (daha güzel, daha iyi, en güzel, en iyi) kelimesinin cennet mânâsına geldiği müfessirlerin büyük çoğunluğu tarafından kabul edilmiştir. Ayetteki "ziyade"den maksat da cennetten Allah'ı görme şerefine nail olmaktır.

"Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet. İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedî kalacaklardır.” (Yûnus Suresi, 10/26)

(6). Dârüs's-Selâm: Maddî ve manevî âfetlerden, hoşa gitmeyen şeylerden korunmuş olma mânasındaki selâm ile dâr/yurt kelimesinden teşekkül eden bu terkip, iki ayette cennetin adı veya tabakası olarak zikredilmiştir.

Cennetin selamet diyarı olduğu şüphesizdir. Hakiki selametin ancak cennette bulunabileceği, sonsuz hayatın, başka şeye ihtiyaç bırakmayan zenginliğin, zillete yer vermeyen şeref ve üstünlüğün, eksiksiz bir sıhhatin sadece orada mevcut olduğu anlaşılır.

"Halbuki Allah, Dârü's-Selâm'a çağırıyor ve O, dilediği kimseleri dosdoğru bir yola hidayet buyurur." (Yûnus, 10/25)

(7). Dârü'l-Mukame: Asıl durulacak yer, ebedî ikamet edilecek yurt manasındaki bu terkip de cennete girenlerin Allah'a hamd ve şükür sırasında bulundukları mekân için kullanacakları bir tabir olmalıdır.

"O (Rab) ki lütfuyla bizi Dârü'l-Mukameye / asıl oturulacak yurda (cennete) yerleştirdi. Artık orada bize ne bir yorgunluk dokunacak, ne de orada bize bir usanç gelecektir." (Fâtır, 35/35)

(8). Cennetü'l-Me'vâ:

"İman edip güzel amel işleyenlere gelince, onlar için Me'vâ cennetleri vardır." (Secde, 32/19)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...