"'Her umumî kâidenin bir istisnâsı vardır.' olan kaide-i külliyeyi tahsis ediyor. Çünkü kendisi bu kaidenin şümulünden hariç kalmıştır." Kendisinden maksat Allah mıdır?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

كُلِّ tâmimi ifade eden bir edattır. Burada ifade ettiği tâmimden hiçbir şeyin, hiçbir ferdin tahsisi ve daire-i şümulünden ihracı yoktur. Bu itibarla مَا مِنْ عَامٍّ اِلاَّ وَقَدْ خُصَّ مِنْهُ الْبَعْضُ (Her umumî kâidenin bir istisnâsı vardır.) olan kaide-i külliyeyi tahsis ediyor. Çünkü kendisi bu kaidenin şümulünden hariç kalmıştır."(1)

Allah için ya da Allah’ın sıfatları için istisna bahis mevzuu değildir. Meselâ, "Allah her şeyi yaratmıştır, ama filanca yıldız bundan müstesnadır" denildiğinde, Allah’a ve sıfatlarına bir kayıt ve bir sınır konulmuş olur ki, bu asla mümkün ve doğru değildir.

“Her umumî kâidenin bir istisnâsı vardır” düsturu, Allah ve sıfatları açısından hükümsüzdür; böyle bir düşünce ve tahsis mümkün değildir. Yani kim bir şeyi Allah’tan ve sıfatlarından istisna kılarsa, O’na ve sonsuz vasıflarına bir sınır koymuş ve bir çerçeve tahsis etmiş olur ki, bu da şirktir.

Ayetlerde; “O her şeyi bilir, görür, işitir…” denildiğinde bunun istisnasının mümkün olmayacağını, olamayacağını da zımnen ifade etmiş oluyor.

Meselâ; Allah’ın sonsuz ilim sıfatı her şeyi ihata ettiğinden, her şeyi her şeyi ile istisnasız bilir. Hiçbir şey O’nun ilminin haricinde kalamaz.

Yine Allah’ın kudreti sonsuzdur; her şeye kadirdir. Hiçbir şey O’nun kudretini aciz bırakamaz ve kayd altına alamaz. O kudretin tasarrufunda büyük-küçük, az-çok, cüz-küll müsavidir. Bir zerreyi kolayca yaratıp tanzim ettiği gibi, bütün zerreleri de aynı anda, aynı kolaylıkla yaratıp onlarda tasarruf eder. Küre-i Arz'ı güneşin etrafında nihayetsiz kolaylıkla döndürdüğü gibi, bütün sema sistemlerini de aynı kolaylıkla teshir eder. Güneş için ışık verme fiilinde bir katre ile deryanın yahut bir çiçekle yıldızın farkı olmadığı gibi, Kudret-i İlâhiye'ye nisbeten de az-çok, cüz-küll farkı yoktur; zerreler ile yıldızlar müsavidir.

"Evet, bir Zât ki, O'na yıldızların icadı zerreler kadar kolay gele... ve en büyük şey en küçük şey gibi kudretine musahhar ola... Hiçbir şey hiçbir şeye, hiçbir fiil, hiçbir fiile mani olmaya... ve hadsiz efrad, bir ferd gibi nazarında hazır ola... ve bütün sesleri birden işite... ve umumun hadsiz hacetini birden yapabile... ve kâinatın mevcudatındaki bütün intizamat ve mizanların şehadetiyle hiçbir şey, hiçbir hal, dâire-i meşiet ve irâdesinden hariç olmaya... ve hiçbir mekânda olmadığı halde, her bir yerde ve her bir mekânda kudretiyle, ilmiyle hazır ola…”(30. Lem’a)

Yine Allah’ın iradesi mutlak ve küllîdir. Cenab-ı Hakk’ın iradesini takyid edecek bir şey yoktur. İlâhî iradenin küllî olması ise, sonsuz icraatlarının hepsini ‘birlikte irade etmesi’ demektir. Bütün eşyayı ve mahlûkatı birden irade eder. Hiçbir eşya ve mahlûk O’nun iradesinin haricinde olamaz ve kalamaz.

Bu sıfatlarda istisna yapmak şirk ve küfür olur.

(1) bk. İşârâtü'l-İ'câz, Bakara Suresi 29. Ayet Tefsiri.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 6.543
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...