"Cehennem vücut dairesinde olduğundan kafirlere de rahmettir." Kafir kendini yoklukta zannedecek ise, varlığın ona nasıl bir faydası olabilir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Yok olmak" ile "yok olma endişesi ile yaşamak" farklı şeylerdir. Allah mutlak anlamda yokluğu yok etmiştir. Bu yüzden değil insan, hiçbir varlık mutlak yokluğa gitmeyecektir. Kâfir ve inançsızlar da olsa varlığın ve var olmanın garantörü Allah’tır.

Mantıken de mutlak anlamda bir yokluk yoktur, çünkü mutlak varlık olan Allah mutlak yokluğa bir alan bir ihtimal ve bir imkân bırakmıyor. Yani Allah var olduğu için, yokluk diye bir şey yoktur.

Yalnız ateist kâfirler suizanna düşüp mutlak yokluğa inandıkları için, Allah onlara bu inançlarına bir ceza olması için yok olma endişesi vermiştir ya da o inançlarını ve endişelerini sinelerinden söküp almamıştır.

Özetle, cehennemde ateist kâfirlerin sürekli yok olma korkusu ile yaşamaları ve bundan büyük bir azap duymaları, makul ve mümkündür. Allah dilerse, bu inançta olan kâfirlerin kalbine bu korku ve endişeyi verebilir ki, bu azapların en dehşetlisidir.

Üstad Hazretleri bu inceliğe şu şekilde işaret ediyor:

"Üçüncü yol: Âhirete inanmayan ehl-i inkâr ve dalâlet için, bir idam-ı ebedî kapısı, yani hem kendisini, hem bütün sevdiklerini idam edecek bir darağacıdır. Öyle bildiği için, cezası olarak aynını görecek."(1)

Bu husus kudsi bir hadiste de şu şekilde ifade ediliyor:

"Kulum beni nasıl tanırsa, onunla öyle muamele ederim."(2)

Nihayetinde Allah onları yok etmeyip varlıkta bırakıyor ve varlığın mutlak rahmet ve nimetinden onlar da nasipleniyorlar. Onlar "Bizi yok etmeyen ve varlık aleminde bulunduran Allah, elbette merhametlidir." diye ümit ederler, korkuları bir nebze hafifler. Tabi ki bu düşünce ahiret için değil, dünyadaki zihnen rahatlama içindir. Hayat böylelere, mutlak dinsizlerden daha rahat olur. Hapsin kendisi ne kadar azap olsa da idam cezasına göre daha çok tercih edilmesi, bu konuya ışık tutan güzel bir ölçüdür.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, On Üçüncü Söz'ün İkinci Makamı.
(2) bk. Buhari, Tevhid: 15, 35; Müslim, Tevbe: 1, Zikr: 2, 19; Tirmizi, Zühd: 51, Da'avât: 131; İbn-i Mâce, Edeb: 58; Dârimî, Rikak: 22; Müsned, II/251, 315, 391, 412, 445.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

ugur.sevin

yokluk tahayyul edilemiyor. Ancak bir misal ile anlaşılabiliyor.
Birinin sevdiği kaybolunca televizyona çıktığını görmüşüzdür. Ne derler, "ölü ya da diri en azından başına ne geldiğini bileyim". İnsan en çok sevdiğinin kaybolmasından korkuyor, hatta bu korkunun düşünülmesi bile kişiye azap veriyor (Allah herkesi korusun, ancak kendi evladının kaybolduğunu düşünmek bile azap verici). O nedenle yakınları kaybolanlar "keşke ölü de olsa onu bulsam" diye ızdırap çekiyor. Allah kimseye böyle bir acı yaşatmasın
Bu misal ile, ebedi YOK'luğu anlamaya biraz yaklaşmak istedim; yanlışım varsa lütfen düzeltin. Selam ve dua ile...

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...